Homofili: Yakın Arkadaşlarımızla Neden Birbirimize Benzeriz?

Yazan: Şevval Buse Bayram - 

Hiç yakın bir arkadaşınızla aynı cümleyi aynı anda kurduğunuz, birbirinize baktığınızda o an ne düşündüğünüzü anladığınız anlar oldu mu? Ya da yaşadığınız bir olaya çok benzer tepkiler verdiğiniz? Sevdiğiniz ve sevmediğiniz şeylerin bu kadar örtüşmesi bir tesadüf mü peki? Çevrenizdeki en yakınlarınızı bir düşünün. Dünyaya karşı bakış açılarınız, ortak zevkleriniz, olayları yorumlama biçiminiz ne kadar da benzer öyle değil mi? Peki bize benzeyen insanları biz mi seçiyoruz, yoksa zamanla birbirimizin birer kopyası haline mi geliyoruz? Yanımızdaki kişiyle aynı şeye aynı anda gülmek, aynı duruma aynı tepkileri vermek hatta sessizken bile aynı şeyi düşünmek… arkadaşlıkların temelinde yatan bu uyum sadece bir tesadüf mü yoksa bilimsel bir karşılığı var mı?

Homofili: Benzerlerin Çekimi

Bilinen bir gerçek şu ki; günlük hayatta yan yana geldiğimiz ve yakın bağlar kurduğumuz kişiler, genellikle bizimle aynı çevreyi paylaşan insanlardır. Yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, gelir durumu ve etnik köken açısından kendimize benzer kişilerle arkadaş olma eğilimi gösteririz. Bu eğilim, aslında dünyayı algılama, yorumlama ve ona tepki verme biçimimizdeki derin bir "sinirsel homofiliye" (benzerliğe) dayanmaktadır.

Araştırmacılar ortak zevklerimizin sadece demografik verilerden mi kaynaklandığını, yoksa dünyayı algılama biçimlerimizin çok daha derinden mi geldiğini öğrenmek istediler. 2018 yılında yapılan bir çalışmada 279 lisans öğrencisinin bulunduğu bir sosyal ağ haritasını çıkardılar. Kimlerin arkadaş olduğunu, kimlerin ise birbirine ne kadar uzak olduğunu belirlediler. Bu ağ içinden seçilen 42 katılımcıya fMRI cihazındayken komedi kliplerinden belgesellere kadar çeşitli 14 farklı video izlettiler. Çalışmadan elde edilen verilere göre iki kişi sosyal ağda birbirine ne kadar yakınsa beyinlerinin bu videolara verdiği tepkiler de o kadar birbirlerine benziyordu. Yani, çalışma arkadaşların beyin tepkilerinin birbirlerine en çok benzeyen grup olduğunu; sosyal mesafe arttıkça bu nöral benzerliğin kademeli olarak azaldığını gözlemlediler. Ve yaş, cinsiyet, etnik köken ve milliyet gibi demografik benzerlikler istatiksel olarak denklemden çıkarıldığında bile arkadaşlar arasındaki nörolojik senkronizasyonun devam ettiği görüldü. Araştırmacılar bu benzerliğin nucleus accumbens, amigdala, putamen, kaudat çekirdek ve superior parietal korteks gibi beynin daha çok derin anlamlandırma ve duyguyla ilişkili bölgelerinde zirve yaptığını gördüler.

Zamanla mı Benziyoruz, Yoksa Benzediğimiz İçin mi Seçiyoruz?
Peki biz diğerleriyle en başında dünyaya aynı pencereden baktığımız için mi arkadaş oluyoruz yoksa sürekli birlikte vakit geçirip aynı şeyleri deneyimlediğimiz için mi birbirimize benzemeye başlıyoruz? Beyinlerimizi benzer olduğu için mi birbirimize çekiliyoruz yoksa yaşanılan etkileşim mi bu benzerliğe sebep oluyor?

Bu gizemi çözmek için bilimin tek bir fotoğraf karesine değil uzun metrajlı bir filme ihtiyacı vardı, insanları zaman içinde takip edip o ilişkilerin doğuşuna ve bitişine tanıklık etmeleri gerekiyordu. Bu bağlamda yapılan çalışmalardan biri, arkadaşların sadece genel dünyayı değil; tüketici ürünlerini de benzer şekilde algıladıklarını ve bu benzerliğin dinamik olarak değiştiğini ortaya koymuştur. 2025 yılında yapılan bu çalışmada insanlar, alışveriş tercihleri ve tüketim konusunda bir yıl boyunca incelendiler.

175 üniversite öğrencisi üzerinde bir yıl boyunca boylamsal bir takip yapılmıştır. Öğrencilere daha önce görmedikleri, yeni ve inovatif ürünler gösterilmiş; bu ürünleri ne kadar beğendikleri ve satın alma niyetlerinin ne olduğu sorulmuştur. Çalışma geçmişten gelen markalara dair iyi ya da kötü önyargıların veriyi kirletmemesi amacıyla tamamen yeni ürünler üzerinden yürütülüyor. Öğrencilere bu test uygulandıktan bir yıl sonra aynı test tekrar uygulanıyor. Aradan geçen bir yıl içinde değişen sosyal dinamikler verilere yansıyor. Araştırma, arkadaşların ürün değerlendirmelerinin, arkadaş olmayanlara kıyasla birbirlerine çok daha fazla benzediğini ortaya koyuyor. Bu durum, dışsal bir etkiden ziyade, bireylerin spontane olarak benzer tercihler sergileme eğilimi olan "endojen etki" ile açıklanmaktadır.

Bir yılın sonunda yeni arkadaş olan kişilerin ürünlere verdiği puanların birbirine benzediği görülüyor, ürün değerlendirme benzerlikleri anlamlı şekilde artıyor. Arkadaşlığı sona eren kişilerin ise ürün değerlendirmeleri ve tercihleri zamanla birbirinden uzaklaşıyor. Bu değişimin nörolojik temelini bulmak için öğrencilerden 47 sinin fMRI sırasındaki beyin aktivitesine bakılıyor. Öğrencilere 10 farklı yeni ürünün reklamı izletiliyor ve arkadaş olanlar arasında; görsel algı, hafıza, dikkat, sosyal yargı ve ödül işleme bölgelerinde uyumlu aktivite görülüyor. Beynin değer biçme ve karar verme yöneticisi olan orbitofrontal korteks ile motivasyon ve ödül beklentisiyle ilgili olan pallidum öne çıkıyor.

Çalışmalar sonucunda araştırmacılar, beyindeki fonksiyonel bağlantı haritalarını kullanarak bir makine öğrenmesi modeli geliştirmişlerdir. Modelin sonuçlarına göre; bir bireyin beyin aktivitesine bakarak sadece kendi satın alma niyeti değil, arkadaşlarının satın alma niyeti de yüksek doğrulukla tahmin edilebilmektedir. Ancak bu tahmin gücü arkadaş olmayan kişiler için geçerli değildir.

Üç Derece Etki Kuralı
Bu durum "üç derece etki kuralı" olarak literatüre geçen olguyla açıklanır. Bu olguya göre; obezite, sigara kullanımı, iş birliği eğilimi ve hatta depresyon gibi çeşitli fenomenlerin sosyal ağlarda yayılımı, üçüncü halkadan sonra sönümlenmekte ve tespit edilemez hale gelmektedir. Yapılan fMRI çalışmaları, sosyal bulaşıcılığın temelinde yatan nöral homofili etkisinin de tam olarak bu mesafeyle sınırlı olduğunu kanıtlamıştır. Yakın arkadaş olan (1.derece) bireyler, doğal uyaranlara karşı en yüksek düzeyde sinirsel benzerlik gösterir. Yakınlık azaldıkça benzerlik kademesi olarak azalmaya başlar. Dördüncü dereceden sonra ise bireyler arasındaki sinirsel benzerlik tamamen ortadan kalkmaktadır ve bu kişilerin beyin tepkileri birbirine tamamen yabancı iki insanınkiyle aynı seviyeye inmektedir.

Tüm bu veriler gösteriyor ki arkadaşlık, yalnızca ortak bir geçmişi ya da benzer hobileri paylaşmaktan çok daha fazlası. Arkadaşınızla aynı anda aynı şeye gülmeniz, aynı şeyi düşünüp birinizin lafı diğerinin ağzından alması aslında beyinlerinizde gerçekleşen büyüleyici bir senkronizasyonun sonucu. Belki arkadaş seçerken sadece kafa dengi birini aramıyor, aynı zamanda kendi zihinsel dünyamızın yansımasını arıyoruzdur.

Peki beynimiz kendi ‘sinirsel ikizini’ bu şekilde ararken ve sahip olduğumuz sosyal bağlar bizim ne düşündüğümüzü, neyi arzuladığımızı bu kadar derinden etkilerken; kendi irademiz bu denklemin neresinde kalıyor? Belki de irade bu benzerlik dalgasına kapılıp gitmeden, bu ağın farkında olup onu bilinçli bir şekilde yönlendirebilme becerisidir.

Kaynakça:

Parkinson, C., Kleinbaum, A. M., & Wheatley, T. (2018). Similar neural responses predict friendship. Nature Communications, 9(1), 332. https://doi.org/10.1038/s41467-017-02722-7

Ma, C., & Liu, Y. (2024). Neural Similarity and Synchrony among Friends. Brain Sciences, 14(6), 562. https://doi.org/10.3390/brainsci14060562

Hu, Y., Ma, B., & Jin, J. (2025). Neural Synchrony and Consumer Behavior: Predicting Friends' Behavior in Real-World Social Networks. The Journal of neuroscience : the official journal of the Society for Neuroscience, 45(32), e0073252025. https://doi.org/10.1523/JNEUROSCI.0073-25.2025