Dilara Ocak Ertekin ile OKB Hakkında
1. Röportajımıza başlamadan önce kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Merhaba, ben Klinik Psikolog Dilara Ocak Ertekin. OKB ile yaşamış biri olarak bu konuyu derinlemesine ele almak benim içinde önemli. Son 10 yıldır alanın içinde yer alıyorum ve şu anda Sağlık Bakanlığına bağlı kendi özel sağlık meslek hizmet birimimde hizmet veriyorum. Röportajınız için katkıda bulunmaktan memnuniyet duyarım.
2. OKB nedir? Obsesyon ve kompulsiyon arasındaki fark nedir?
Obsesyon: İstem dışı, rahatsız edici ve tekrarlayan düşünce veya dürtülerdir. Kompulsiyon ise
obsesyonun yarattığı sıkıntıyı azaltmak için yapılan tekrarlayıcı davranış veya zihinsel ritüellerdir ve genelde geçici rahatlama sağlarlar.
3-Vesvese ile OKB arasındaki fark nedir?
Vesvese zaman zaman herkesin yaşayabileceği, kısa süreli, rahatsız edici düşünce veya kuşkudur; genelde geçici, işlevselliği bozmaz ve kişi bunu kendi düşüncesi olarak görür. OKB süregelen, tekrarlayıcı obsesyonlar ve/veya kompulsiyonlar içeren klinik bir bozukluk; günlük işlevselliği, ilişkileri veya zamanı belirgin şekilde etkiler ve sıkıntıyı azaltmak için kişi zorlayıcı ritüellere başvurur.
4- OKB’de “düşünce” neden bu kadar tehditkâr algılanır?
Çünkü OKB’de kişiler düşünceleri sadece “zihin ürünü” değil, gerçek bir tehdit veya eylem niyetinin işareti olarak değerlendirirler. Bazı mekanizmalar var bunun için. Thought‑action fusion(düşünce eylem kaynaşması) örneğin. Sadece bir düşüncenin varlığını, o düşüncenin gerçekte bir şeyi yapma eğilimi veya suçluluk anlamına geldiği şeklinde yorumlama. İnsanların küçük bir ihtimal bile olsa olumsuz bir sonuç doğurabileceğini düşünerek kendilerini tamamen sorumlu hissetmesi olabiliyor bazen. Kesinlik olmadan rahat edememe, “emin olana kadar” sürekli düşünceyi kontrol etme ihtiyacı olabilir. Düşünceler hızlıca tehlikeli, utanç verici veya yasadışı olarak etiketlenir; duygusal akıl yürütme (farklı hissettiğim için gerçek) devreye girer. Belki hiç biri değildir sadece kaygıyı azaltmak için yapılan ritüeller düşüncenin gerçekliğini pekiştirir; bu döngü düşüncenin tehditkârlığını artırır.
5- OKB neden en çok değer verilen alanlara saldırır? (ahlak, din, ilişki, sağlık vs. gibi)
OKB genellikle en çok değer verdiğimiz konulara yönelir çünkü buralarda kaygı, suçluluk ve sonuçların ciddiyeti daha yüksektir. Aslında hep vurguladığımız şeyin önemi burada daha çok ortaya çıkıyor. Bir şeyde dengede kalabilmek, hayatının merkezine almadan önemini koruyabilmek çok önemli.
6- Okb’de suçluluk ve utanç neden bu kadar baskındır?
OKB’de suçluluk ve utanç, düşüncelerin kişi tarafından niyet veya karakter kanıtı sayılması ve bu düşüncelerin kişisel değerlerle çelişmesinden kaynaklanır. Bir örnek vereyim. Çok dindar ve etik değerleri yüksek birini düşünelim. Bu kişinin zihnine bir anda ibadethanede küfürlü bir cümle veya etik dışı bir görüntü gelebilir. Kişi normalde bu düşünceden tiksinmesine rağmen, 'Eğer iyi biri olsaydım bu aklıma bile gelmezdi, demek ki ben içten içe böyle biriyim' diye düşünür. İşte bu, düşünce eylem kaynaşması. Zihnindeki bir 'çöpü', kendi karakterine ait bir 'delil' sanmaya başlar.
7-“Bu düşünce gelmemeli” demek neden onu daha sık getirir? Düşüncedeki direnç nasıl kırılır? Kabul mü, maruz bırakma mı, yeniden yapılandırma mı?
OKB'de iyileşme, düşünceyi yok ederek değil; o düşüncenin tehlikesiz olduğunu beynimize öğreterek gerçekleşir. Savaşmak yerine 'gelmesine izin vermek', o düşüncenin gücünü elinden alır
8-Danışan kompulsiyon yapmadığında yaşadığı yoğun anksiyeteyle nasıl çalışılır?
Danışan kompulsiyon yapmadığında çok yoğun bir anksiyete yaşayabiliyor. Terapide burada amacımız o anksiyeteyi hemen ortadan kaldırmak değil, danışanın onunla kalabilmesini sağlamak. Çünkü kişi kompulsiyon yapmadan o duyguyla kalabildiğinde şunu deneyimliyor: anksiyete aslında bir süre sonra kendiliğinden düşüyor. Bu deneyim tekrarlandıkça da beyin, kompulsiyon yapmadan da güvende olduğunu öğrenmeye başlıyor.
9- “Bir kere yaparsam bir şey olmaz” düşüncesi neden OKB’de işlemez?
OKB'de 'bir kere' demek, sönmekte olan bir ateşe odun atmaktır. Rahatlama sahtedir; çünkü her 'bir kere' bir sonrakini daha da zorunlu hale getirir.
10-OKB’yi azaltmaya çalışırken aslında fark etmeden onu güçlendiren davranışlar nelerdir?
OKB'yi azaltmaya çalışırken aslında onu besleyen şey, "belirsizliğe tahammül edememektir." İyileşme; çevreden onay alarak o şüpheyi yok etmekle değil, o şüpheyle ve "belki de öyledir" ihtimaliyle kol kola yürümeyi öğrenmekle başlar. OKB'li birine verilebilecek en büyük yardım, ona aradığı o sahte güvenceyi vermeyi reddetmektir.
11- Sizce iyileşmenin dönüm noktası genelde hangi farkındalıkla başlar?
İyileşme, zihindeki 'canavarı' (obsesyonu) öldürmeye çalışmaktan vazgeçip, o canavarı odanın bir köşesinde oturan gürültücü bir misafir gibi kabul ettiğinizde başlar. Siz onunla savaşmayı bıraktığınızda, o da sizin üzerinizdeki otoritesini kaybeder.