Tuğba Doğan ile Dinamik Psikoterapi
1. Röportajımıza başlamadan önce biraz kendinizden bahseder misiniz?
Doğuş Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunuyum. Mezuniyetimin ardından psikolojik çalışmalar alanında çeşitli eğitimler aldım. İstanbul Kadıköy’de bulunan ve kurucusu olduğum Yugen Psikoloji’de yetişkin bireylerle bireysel çalışmalar yürütüyorum.
Çalışmalarımda dinamik ve bütüncül bir yaklaşımı benimsiyor; kişilerin ruhsal süreçlerini geçmiş deneyimleri, ilişki örüntüleri ve bilinçdışı dinamikler üzerinden ele alıyorum. Bu süreci, kişinin kendisiyle ve yaşadıklarıyla daha derin bir temas kurabildiği bir alan olarak görüyorum.
2. Dinamik psikolojiyi, bu alana uzak biri için nasıl tanımlarsınız? Dinamik nedir?
Dinamik psikoloji, bir insanın bugün verdiği tepkilerin sadece bugüne ait olmadığını söyler. Bazen bir cümleye beklenenden fazla kırılmamızın, bir bakışa yoğun öfke duymamızın ya da bir ilişkide hep aynı yerden incinmemizin kökleri çok daha eskide atılmıştır. Bu yaklaşım, “Bu duygu ilk kiminle yaşandı ve bugün neden hâlâ bu kadar güçlü?” sorusunun peşinden gider.
Hatta sıradan görünen şeylerin bile bir geçmişi vardır. Bugün bir kokuyu çok seviyorsanız, çoğu zaman bu sadece o koku değildir; ona eşlik eden bir duygu ya da anı vardır. Ya da hiç tanımadığınız birini görüp “Hiç hoşlanmadım ama neden bilmiyorum” dediğiniz anlar… Dinamik bakış açısına göre bunların hepsi anlamlıdır. Çünkü zihin, geçmişteki duygusal deneyimleri farkında olmadan bugüne taşır.
Dinamik psikoloji ayrıca kimliğin ilişkiler içinde oluştuğunu söyler. Kendimizi nasıl gördüğümüz, bir zamanlar birileriyle kurduğumuz ilişkiler içinde şekillenmiştir. Bu yüzden gerçek değişim; yüzeydeki davranışları düzeltmekten çok, bu içsel hikâyeyle temas kurduğumuzda mümkün olur.
3. Bir psikolog olarak sizi dinamik yaklaşımda tutan temel unsurlar nelerdir?
Beni en çok tutan şey, bu yaklaşımın insanı yüzeydeki davranışlarla sınırlamaması. Bir belirtiyi ortadan kaldırmaktan çok, o belirtinin ne anlattığını anlamaya çalışıyoruz. Ayrıca terapötik ilişkinin kendisini bir iyileşme alanı olarak görmesi çok kıymetli. Danışanın terapistle kurduğu ilişki üzerinden kendi ilişki kalıplarını fark etmesi ve dönüştürmesi, dinamik yaklaşımın en güçlü yanlarından biri.
4. Dinamik psikoloji size insan ruhu hakkında en temel neyi öğretti?
İnsanların çoğu zaman neyi neden yaptıklarını kendilerinin bile tam olarak bilmediğini. İnsanların duygularını iyi kötü dışında tanımlamayı bilmediklerini. Ayrıca şunu öğretti: Davranışların arkasında çoğu zaman korunmaya çalışan kırılgan bir yer vardır. İnsanlar birbirinden çok farklı gibi görünse de, en temel duygusal ihtiyaçlarda birbirine çok benzer. Hepimizin görülmeye, anlaşılmaya ve onaylanmaya ihtiyacı var.
5. Dinamik yaklaşımla çalışmayı diğer terapi yaklaşımlarından ayıran en ayırt edici deneyim sizce nedir?
Bunu anlatırken bazen şu metaforu kullanıyorum: bazı yaklaşımlar bataklıktaki sinekleri öldürmeye çalışır, dinamik terapi ise bataklığı kurutmaya odaklanır.
Yani sadece belirtileri azaltmak değil, o belirtilerin ortaya çıktığı duygusal zemini anlamak ve dönüştürmek hedeflenir. Zemin değiştiğinde, sorunların tekrar tekrar aynı biçimde ortaya çıkma ihtimali de azalır.
6. Bu yaklaşımla çalışmak terapisti hangi açılardan zorlayabilir?
Belirsizliğe tahammül etmek zorlayıcı olabilir. Hızlı çözümler üretmek yerine anlamaya odaklanmak sabır gerektirir. Çok çok sabırlı olacaksınız, sessiz durmayı bileceksiniz. Bir de tabi terapistin kendi duygularını fark etmesi ve sürece katabilmesi gerekir. Yani terapist de bu süreçte sürekli kendini gözden geçirmek durumundadır.
7. Dinamik terapide “değişim” dediğimiz şey sizce hangi anda başlar?
Değişim birkaç kritik anda başlayabilir. Biri, danışanın dış dünyayla ilgili anlatacak her şeyi tüketip terapistle “gerçekten baş başa” kaldığı andır. Konular bittiğinde, geriye ilişkinin kendisi kalır.
Bir diğer önemli an ise danışanın öfkesini ya da yoğun duygularını terapiste yönelttiği anlardır. Bu anlar kafa karıştırıcı olabilir ama aynı zamanda çok dönüştürücüdür. Çünkü kişi ilk kez bir ilişkide gerçek duygularıyla var olur ve farklı bir karşılık alır.
8. Sizce değişmek mi daha zordur, değişebileceğini kabul etmek mi?
Değişmek daha zordur. İnsan çoğu zaman değişebileceğini kabul edebilir ama değişim, alıştığı içsel dengeleri bırakmayı gerektirir. Tanıdık olan acı bile bazen bilinmeyen bir iyilik halinden daha güvenli gelebilir.
Düşünün ki insanlar değişmek için terapiye geliyor. Değişmeyi istiyor ama değişmemek için terapi odasında biro kadar direnç gösteriyor inanamazsınız…
9. Bilinçdışı kavramı dinamik psikolojide neden bu kadar merkezi bir yerde duruyor sizce?
Çünkü insan yalnızca farkında olduklarından ibaret değil. Çoğu zaman neden aynı ilişkilere girdiğimizi, neden benzer duygularda takılı kaldığımızı ya da istemediğimiz halde aynı hataları tekrarladığımızı bilinç düzeyinde anlayamıyoruz. Dinamik psikoloji, bu tekrarların ve içsel çatışmaların kaynağının çoğu zaman bilinçdışı süreçlerde yattığını söyler.
Bilinçdışı; bastırılmış duyguların, kabul edilmesi zor arzuların, erken dönem ilişki deneyimlerinin ve içselleştirilmiş nesne ilişkilerinin alanıdır. Terapi odasında asıl dönüşüm; danışanın yalnızca “anladığı” değil, farkında olmadan yaşadığı bu iç dünyayla temas edebildiği noktada başlar. Bu yüzden bilinçdışı, dinamik psikolojide merkezdedir; çünkü gerçek değişim çoğu zaman farkındalığın henüz ulaşmadığı yerlerde olur.
10. Savunma mekanizmalarının hangileri terapi sürecinde daha sık karşınıza çıkıyor?
Terapi odasında “daha sık” ya da “daha az” görülmesinden çok, hangi savunma hangi savunmalar devrede olduğunu görmek bize kişi ile ilgili çok bilgi verir. Çünkü kullanılan savunmalar, kişinin ego kapasitesi ve ruhsal olarak hangi düzlemde işlediği hakkında doğrudan bilgi verir.
Örneğin bölme, inkâr, yansıtmalı özdeşim gibi savunmalar; gerçeği tamamen bilinçten uzaklaştırmak, yok saymak ya da çarpıtmak için kullanılan daha ilkel savunmalardır ve kişinin daha erken, daha kırılgan bir ruhsal örgütlenmede olduğunu düşündürür. Buna karşılık bastırma, entelektüelleştirme ya da mizah gibi savunmalar; gerçeği tümüyle inkâr etmek yerine onunla dolaylı bir temas kurabilen, daha gelişmiş ego işlevlerine işaret eder.
Bu nedenle terapide asıl mesele savunmanın türünü fark etmek ve onu kişinin ruhsal kapasitesi içinde anlamlandırabilmektir. Savunmalar, kişinin “direnci” değil; dünyayla ve içsel çatışmalarıyla baş etme biçimidir. Terapi de bu savunmaları yıkmak değil, kişinin gerçeklikle daha bütünlüklü ve daha tolere edilebilir bir ilişki kurabilmesini mümkün kılmaktır.
11. Dinamik psikolojiyle ilgilenen psikoloji öğrencilerine ne önerirsiniz? Bu alanda ilerlemek isteyen biri sizce hangi becerilerini geliştirmeli?
Öncelikle sabırlı olmalarını öneririm. Dinamik psikoloji hızlı cevaplar vermez; ama derin ve kalıcı sorular sorar. Bu alanda ilerlemek isteyen birinin yalnızca teori okumakla yetinmemesi, kendi iç dünyasıyla da temas etmeye istekli olması çok önemli.
Dinleme becerisi, belirsizliğe tahammül, acele etmeden anlamaya çalışma ve kendi savunmalarını fark edebilme kapasitesi bu alanın temel taşlarıdır. Ayrıca kişinin kendi terapi sürecinden geçmesi, hem mesleki hem de insani olarak çok dönüştürücüdür. Dinamik psikoloji; terapistin sadece ne bildiğiyle değil, neye dayanabildiğiyle de ilgilenir.
Doğuş Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunuyum. Mezuniyetimin ardından psikolojik çalışmalar alanında çeşitli eğitimler aldım. İstanbul Kadıköy’de bulunan ve kurucusu olduğum Yugen Psikoloji’de yetişkin bireylerle bireysel çalışmalar yürütüyorum.
Çalışmalarımda dinamik ve bütüncül bir yaklaşımı benimsiyor; kişilerin ruhsal süreçlerini geçmiş deneyimleri, ilişki örüntüleri ve bilinçdışı dinamikler üzerinden ele alıyorum. Bu süreci, kişinin kendisiyle ve yaşadıklarıyla daha derin bir temas kurabildiği bir alan olarak görüyorum.
2. Dinamik psikolojiyi, bu alana uzak biri için nasıl tanımlarsınız? Dinamik nedir?
Dinamik psikoloji, bir insanın bugün verdiği tepkilerin sadece bugüne ait olmadığını söyler. Bazen bir cümleye beklenenden fazla kırılmamızın, bir bakışa yoğun öfke duymamızın ya da bir ilişkide hep aynı yerden incinmemizin kökleri çok daha eskide atılmıştır. Bu yaklaşım, “Bu duygu ilk kiminle yaşandı ve bugün neden hâlâ bu kadar güçlü?” sorusunun peşinden gider.
Hatta sıradan görünen şeylerin bile bir geçmişi vardır. Bugün bir kokuyu çok seviyorsanız, çoğu zaman bu sadece o koku değildir; ona eşlik eden bir duygu ya da anı vardır. Ya da hiç tanımadığınız birini görüp “Hiç hoşlanmadım ama neden bilmiyorum” dediğiniz anlar… Dinamik bakış açısına göre bunların hepsi anlamlıdır. Çünkü zihin, geçmişteki duygusal deneyimleri farkında olmadan bugüne taşır.
Dinamik psikoloji ayrıca kimliğin ilişkiler içinde oluştuğunu söyler. Kendimizi nasıl gördüğümüz, bir zamanlar birileriyle kurduğumuz ilişkiler içinde şekillenmiştir. Bu yüzden gerçek değişim; yüzeydeki davranışları düzeltmekten çok, bu içsel hikâyeyle temas kurduğumuzda mümkün olur.
3. Bir psikolog olarak sizi dinamik yaklaşımda tutan temel unsurlar nelerdir?
Beni en çok tutan şey, bu yaklaşımın insanı yüzeydeki davranışlarla sınırlamaması. Bir belirtiyi ortadan kaldırmaktan çok, o belirtinin ne anlattığını anlamaya çalışıyoruz. Ayrıca terapötik ilişkinin kendisini bir iyileşme alanı olarak görmesi çok kıymetli. Danışanın terapistle kurduğu ilişki üzerinden kendi ilişki kalıplarını fark etmesi ve dönüştürmesi, dinamik yaklaşımın en güçlü yanlarından biri.
4. Dinamik psikoloji size insan ruhu hakkında en temel neyi öğretti?
İnsanların çoğu zaman neyi neden yaptıklarını kendilerinin bile tam olarak bilmediğini. İnsanların duygularını iyi kötü dışında tanımlamayı bilmediklerini. Ayrıca şunu öğretti: Davranışların arkasında çoğu zaman korunmaya çalışan kırılgan bir yer vardır. İnsanlar birbirinden çok farklı gibi görünse de, en temel duygusal ihtiyaçlarda birbirine çok benzer. Hepimizin görülmeye, anlaşılmaya ve onaylanmaya ihtiyacı var.
5. Dinamik yaklaşımla çalışmayı diğer terapi yaklaşımlarından ayıran en ayırt edici deneyim sizce nedir?
Bunu anlatırken bazen şu metaforu kullanıyorum: bazı yaklaşımlar bataklıktaki sinekleri öldürmeye çalışır, dinamik terapi ise bataklığı kurutmaya odaklanır.
Yani sadece belirtileri azaltmak değil, o belirtilerin ortaya çıktığı duygusal zemini anlamak ve dönüştürmek hedeflenir. Zemin değiştiğinde, sorunların tekrar tekrar aynı biçimde ortaya çıkma ihtimali de azalır.
6. Bu yaklaşımla çalışmak terapisti hangi açılardan zorlayabilir?
Belirsizliğe tahammül etmek zorlayıcı olabilir. Hızlı çözümler üretmek yerine anlamaya odaklanmak sabır gerektirir. Çok çok sabırlı olacaksınız, sessiz durmayı bileceksiniz. Bir de tabi terapistin kendi duygularını fark etmesi ve sürece katabilmesi gerekir. Yani terapist de bu süreçte sürekli kendini gözden geçirmek durumundadır.
7. Dinamik terapide “değişim” dediğimiz şey sizce hangi anda başlar?
Değişim birkaç kritik anda başlayabilir. Biri, danışanın dış dünyayla ilgili anlatacak her şeyi tüketip terapistle “gerçekten baş başa” kaldığı andır. Konular bittiğinde, geriye ilişkinin kendisi kalır.
Bir diğer önemli an ise danışanın öfkesini ya da yoğun duygularını terapiste yönelttiği anlardır. Bu anlar kafa karıştırıcı olabilir ama aynı zamanda çok dönüştürücüdür. Çünkü kişi ilk kez bir ilişkide gerçek duygularıyla var olur ve farklı bir karşılık alır.
8. Sizce değişmek mi daha zordur, değişebileceğini kabul etmek mi?
Değişmek daha zordur. İnsan çoğu zaman değişebileceğini kabul edebilir ama değişim, alıştığı içsel dengeleri bırakmayı gerektirir. Tanıdık olan acı bile bazen bilinmeyen bir iyilik halinden daha güvenli gelebilir.
Düşünün ki insanlar değişmek için terapiye geliyor. Değişmeyi istiyor ama değişmemek için terapi odasında biro kadar direnç gösteriyor inanamazsınız…
9. Bilinçdışı kavramı dinamik psikolojide neden bu kadar merkezi bir yerde duruyor sizce?
Çünkü insan yalnızca farkında olduklarından ibaret değil. Çoğu zaman neden aynı ilişkilere girdiğimizi, neden benzer duygularda takılı kaldığımızı ya da istemediğimiz halde aynı hataları tekrarladığımızı bilinç düzeyinde anlayamıyoruz. Dinamik psikoloji, bu tekrarların ve içsel çatışmaların kaynağının çoğu zaman bilinçdışı süreçlerde yattığını söyler.
Bilinçdışı; bastırılmış duyguların, kabul edilmesi zor arzuların, erken dönem ilişki deneyimlerinin ve içselleştirilmiş nesne ilişkilerinin alanıdır. Terapi odasında asıl dönüşüm; danışanın yalnızca “anladığı” değil, farkında olmadan yaşadığı bu iç dünyayla temas edebildiği noktada başlar. Bu yüzden bilinçdışı, dinamik psikolojide merkezdedir; çünkü gerçek değişim çoğu zaman farkındalığın henüz ulaşmadığı yerlerde olur.
10. Savunma mekanizmalarının hangileri terapi sürecinde daha sık karşınıza çıkıyor?
Terapi odasında “daha sık” ya da “daha az” görülmesinden çok, hangi savunma hangi savunmalar devrede olduğunu görmek bize kişi ile ilgili çok bilgi verir. Çünkü kullanılan savunmalar, kişinin ego kapasitesi ve ruhsal olarak hangi düzlemde işlediği hakkında doğrudan bilgi verir.
Örneğin bölme, inkâr, yansıtmalı özdeşim gibi savunmalar; gerçeği tamamen bilinçten uzaklaştırmak, yok saymak ya da çarpıtmak için kullanılan daha ilkel savunmalardır ve kişinin daha erken, daha kırılgan bir ruhsal örgütlenmede olduğunu düşündürür. Buna karşılık bastırma, entelektüelleştirme ya da mizah gibi savunmalar; gerçeği tümüyle inkâr etmek yerine onunla dolaylı bir temas kurabilen, daha gelişmiş ego işlevlerine işaret eder.
Bu nedenle terapide asıl mesele savunmanın türünü fark etmek ve onu kişinin ruhsal kapasitesi içinde anlamlandırabilmektir. Savunmalar, kişinin “direnci” değil; dünyayla ve içsel çatışmalarıyla baş etme biçimidir. Terapi de bu savunmaları yıkmak değil, kişinin gerçeklikle daha bütünlüklü ve daha tolere edilebilir bir ilişki kurabilmesini mümkün kılmaktır.
11. Dinamik psikolojiyle ilgilenen psikoloji öğrencilerine ne önerirsiniz? Bu alanda ilerlemek isteyen biri sizce hangi becerilerini geliştirmeli?
Öncelikle sabırlı olmalarını öneririm. Dinamik psikoloji hızlı cevaplar vermez; ama derin ve kalıcı sorular sorar. Bu alanda ilerlemek isteyen birinin yalnızca teori okumakla yetinmemesi, kendi iç dünyasıyla da temas etmeye istekli olması çok önemli.
Dinleme becerisi, belirsizliğe tahammül, acele etmeden anlamaya çalışma ve kendi savunmalarını fark edebilme kapasitesi bu alanın temel taşlarıdır. Ayrıca kişinin kendi terapi sürecinden geçmesi, hem mesleki hem de insani olarak çok dönüştürücüdür. Dinamik psikoloji; terapistin sadece ne bildiğiyle değil, neye dayanabildiğiyle de ilgilenir.