Terapist Koltuğuna Yapay Zeka Oturabilir mi?

Yazan: Dilay Yenidoğan-

Vakit gece yarısı, uyku tutmamış, kafan çok karışık, zihnin susmuyor ve anlatacak çok şeyin var. Anlatabileceğin biri yok ya da var olan kişilere anlatmak istemiyorsun. Yatağın içinde dönüp duruyor ve içindeki konuşma ihtiyacının gittikçe büyüdüğünü hissediyorsun. Birileriyle dertleşme isteğin oldukça fazla ve uzun zamandır ertelenmiş, göz ardı edilmiş sorunlar artık hayatında rahatsız edici bir konuma geliyor. İşte insanlar terapi ihtiyacını bu gibi durumlarda fark ederler. Çünkü bazı şeyler artık ertelenemez ve yaşamında işlevselliği bozmaya başlar. Uykusuzluk, yeme düzeninin bozulması, durdurulamayan düşünceler, sağlıklı alınamayan kararlar, kişiye yardıma ihtiyacı olduğunu gösteren önemli ipuçlardır.

Tam da bu noktada benim de yazımın ana konusu olan, dönemin en pratik çözümlerinden biri devreye giriyor: Yapay zeka. İstenildiği zamanda ulaşılabilir, seni koşulsuz dinleyen, kendince yanıtlar veren, destekleyici ve çözüm odaklı gibi görünen bir algoritma. Zaman sınırlaması olmayan, ücretsiz ya da düşük maliyetli bir sisteme erişmek, sizi içine çekiyor. Ayrıca hiç yorulmaması ve sınırsız erişim hissi vermesi oldukça dikkat çekici. Yapay zekanın kişiye sunduğu tavsiyeler, yargılamadan kurduğu cümleler teselli edici gibi görünüyor olabilir. Bazıları için bu dinlenilme hissi, anlaşılmış olmak ve kabul edilmiş olmak gibi tatmin edici duyguları doğurabilir. Ancak bu noktada durup düşünmek gereklidir. Çünkü terapi almak yalnızca konuşma ihtiyacını karşılamak ve kulağa mantıklı gelen tavsiyeler dinlemek değildir. İyileştirici yönü birçok parçanın bir araya gelmesiyle oluşur. Bunlardan en önemlisi terapötik ilişkidir. Terapötik ilişki, terapistin danışanına karşı kapsayıcı ve kabul edici yaklaşımıyla; danışanın kendini anlaşılmış hissettiği, karşılıklı güvene dayalı ve terapötik çalışmanın fayda sağlamasını mümkün kılan özel bir ilişki türüdür. Empatinin rolünün büyük olduğu, duyguların yoğun biçimde çalışıldığı, sınır ve kurallar içeren bir ilişkidir.

Yapay zeka, terapistin bazı işlevlerini oldukça iyi yerine getiriyormuş gibi görünebilir. Örneğin, karşısındaki insanın duygularını yargılamadan dinleyebilir, aynalayabilir, nefes egzersizi yapmak gibi bilgiye dayalı yöntemler önerebilir; hatta tıpkı terapistlerin yaptığı gibi danışanın deneyim ve duygularıyla ilgili yorumlar yapıp önemli bağlantılar kurabilir. Ancak, nasıl ki psikoloji üzerine yazılmış kitaplar ve teoriler terapi odasında karşımıza gelen danışanın biricikliğini tam olarak tanımlayamazsa, yapay zeka da bilgi üzerinden çalıştığı için bu biricikliği kapsamak açısından yetersizdir. Yapay zeka, sahip olduğu geniş veri tabanından, daha önce terapistlerin kullandığına
benzer bir cümle seçer ve herhangi bir değerlendirme yapmadan onu kullanıcıya sunar.

Yapay zeka bir terapist değildir ancak terapist-danışan konuşma örüntüsünü taklit eder. Kaçırdığı çok önemli hususlar vardır, bunlardan bazıları; danışanın duygusal ipuçları, jest ve mimikleri yani beden dili. Bunlar terapide çok değerlidir ve yapay zekanın erişemeyeceği, gözlemleyemeyeceği unsurlardır. Yapay zekanın kaçırdığı bir diğer husus da danışanın biricik olmasıdır. Her teknik herkeste aynı işlemez, yeniden çerçeveleme gerektirir. Bir olay, farklı kişilerde bin farklı şekilde yorum ve hissi doğurur. Doğru zamanı yakalamak ve ihtiyacın ne zaman uygun olduğunu belirlemek, dikkatli bir klinik takip ister. Ayrıca danışanın biricik olması her duygunun herkeste farklı yansımaları olduğu anlamına da gelir. Yapay zekanın sunduğu terapi benzeri diyalog, kişiye özgü olmadığı için danışanın biricikliğini göz ardı etme riskini taşır. Yapay zeka ile kurulan etkileşimde duygusal bir deneyim değil, yalnızca bilgi aktarımı vardır. Yapay zeka hissedemez; her zaman karşısındakini onaylamak, memnun etmek ve doyurmak için oradadır. İnsanlar, her an ulaşabilecekleri, yatakta uzanırken bile konuşabilecekleri, kendilerini anlayan bir “öteki” nin cazibesine kolayca kapılabilir; çünkü herkesin yakınlığa çokça ihtiyacı vardır. Bu nedenle birçok kişi, partneri ya da yakınına ulaşamadığında çözümü yapay zekaya danışmakta bulabilir. Oysa sürekli doyuran ve iyi gelen bir ilişki, değişim ve ilerleme yaratamaz. Terapist, danışanını anlamak ve desteklemenin yanı sıra, onu farkında olmadığı yönleriyle yüzleştirir, kimi3) zaman da hatalarını fark etmesini ve değişim için adım atabilmesini sağlar. Hatta terapist bazen kendisi de hata yapabilir, danışanını anlayamadığı anlar olabilir; fakat bunlar güvenli bir terapi ilişkisi içinde konuşulup onarılır ve asıl duygusal dönüşüm de bu şekilde mümkün olur. 

Şimdiye kadarki kısımda yapay zekanın neden terapi yapamayacağına dair detayları inceledik ve gerekçeleriyle aktardık. Bundan sonraki kısımda dikkat edilmesi gereken hususları maddeleyelim. Yapay zekayı terapi amacıyla kullanmaya başlamadan önce, kendinizi korumak için bazı sınırlamaların farkında olmalısınız.

Yapay zekanın sınırlarını anlayın. : Yapay zekanın neyi bilmediğinin farkında olmadığını vemsize doğruymuş gibi hissettirecek şekilde yanlış bilgi verebileceğini hatırlamak önemlidir.

Kriz anında yapay zekayı kullanmayın. : Eğer duygusal sıkıntı yaşıyorsanız, kendinize veya başkalarına zarar vermeyi düşünüyorsanız yahut bir ruh sağlığı acil durumuyla karşı karşıyaysanız, yapay zeka sizin için uygun bir araç değildir. Güvenliğinizi değerlendiremez, gerçek zamanlı yardım sunamaz veya ihtiyacınız olan bakıma bağlanmanızı sağlayamaz. En yakın zamanda gerekli ruh sağlığı uzmanıyla iletişime geçin.

Hesap verebilirlik veya denetim yok. : Lisanslı terapistler, uzmanlar tarafından belirlenen ve lisans kurulları tarafından uygulanan katı etik ve mesleki kurallara uyarlar. Yapay zeka destekli bir sohbet robotu, ruh sağlığı uzmanları tarafından düzenlenmemekte veya denetlenmemektedir.

Yapay zeka, bilişsel önyargıları veya olumsuz kalıpları güçlendirebilir. : Beynimiz bilgileri her zaman doğru veya faydalı bir şekilde yorumlamaz, pratik çözümler için kısayollara başvurur. Bilişsel önyargılar ve olumsuz kalıplar, geçmiş deneyimlere veya duygulara dayandığında ortaya çıkabilir. Zamanla her kullanıcıya uyum sağlayan ve öğrenen bir yapay zeka, olumsuz kalıplarınızı veya düşünme biçimlerinizi sorgulamak yerine size sadece geri yansıtmakla fazlaca yüzeysel kalabilir.

Tüm bu sınırlılıklar ve riskler, yapay zekanın psikoloji alanında bütünüyle dışlanması gerektiği anlamına gelmez tabi ki. Aksine, doğru çerçeve çizildiğinde ve sınırları net bir biçimde belirlendiğinde, yapay zeka; kişinin kendini tanıma sürecine, duygusal farkındalığına ve gündelik ruhsal yükünü düzenlemesine destek olabilecek işlevsel bir araç haline gelebilir. Bu noktada asıl mesele, ‘yerine koymak’ değil, ‘desteklemek’ tir. Ayrıca yapay zeka yalnızca kişisel kullanım alanlarıyla sınırlı değildir. Aynı zamanda psikoloji alanındaki akademik araştırmalarda da giderek daha fazla başvurulan bir araç haline gelmektedir.

Deneysel çalışmaların tasarlanmasında, veri setlerinin analizinde ve psikometrik testlerin geliştirilme süreçlerinde yapay zeka, danışılan bir destek mekanizmasıdır. Bu sayede ölçüm araçlarının geçerlik ve güvenirliğinin arttırılması, örneklem verilerinin daha sistematik bir biçimde değerlendirilmesi ve araştırma süreçlerinin daha tutarlı yürütülmesi konusunda oldukça yardımcıdır.