Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum
Yazan: Ayşe Eda Güler-
Uzun süredir depresyon (distimi) ile mücadele eden Baek Sehee, hayatını özellikle de terapi sürecini şeffaf bir şekilde okurlarıyla paylaşıyor. Kısa bir kitap olmasına karşın yazarın olayları olduğu gibi hem iyi hem de kötü kısımlarını anlatması kitabı etkileyici kılıyor.
Bir yayınevinin sosyal medya yöneticiliğini yapan Baek Sehee, sürekli hayata kötü bir pencereden bakıyor ve kendini ne başarırsa başarsın yeterli hissetmiyor. Onu seven ve değer veren insanların, maskenin altındaki Baek’i gördüğünde ondan uzaklaşacaklarını düşünüp her seferinde karşı taraf ilişkiyi bitirmeden ilişkilerini sabote etmenin bir yolunu buluyor. Ve sonunda ilişkileri kendini gerçekleştiren kehanet (self-fulfilling prophecy) yüzünden bitiyor.
Bu kitapta Baek, psikiyatrisiyle olan görüşmelerini diyalog formatında yazıya döküyor. On iki hafta devam eden bu görüşmeleri, seans sırasında kayda aldığı için o odada konuşulanları olabildiğince aynı tutuyor. Seans odasında sürekli konuştukları bir konu var: Ya hep ya hiç düşüncesi (all-or-nothing thinking). Bu yaygın düşünce çarpıtması kişinin olayları iki uçta yorumlamasını sağlıyor yani bu kişiler için hayatta sadece siyahlar ve beyazlar var, gri alanlara yer yok. Seanslar ilerledikçe Baek, kendi başına da hayatın farklı yönlerinde bu düşünme çarpıtmasına düştüğünü fark etmeye başlıyor ve gri alanları arıyor.
Ayrıca kitabın ilerleyen bölümlerinde terapi sonrasındaki yaşamı hakkında bilgiler verdiği bir kısım var. Bu kısım bir çeşit bilinç akışı gibi. Filtresiz bir biçimde hayatındaki olaylara ve kişilere dair fikirlerini paylaşıyor.
Uzun süredir depresyon (distimi) ile mücadele eden Baek Sehee, hayatını özellikle de terapi sürecini şeffaf bir şekilde okurlarıyla paylaşıyor. Kısa bir kitap olmasına karşın yazarın olayları olduğu gibi hem iyi hem de kötü kısımlarını anlatması kitabı etkileyici kılıyor.
Bir yayınevinin sosyal medya yöneticiliğini yapan Baek Sehee, sürekli hayata kötü bir pencereden bakıyor ve kendini ne başarırsa başarsın yeterli hissetmiyor. Onu seven ve değer veren insanların, maskenin altındaki Baek’i gördüğünde ondan uzaklaşacaklarını düşünüp her seferinde karşı taraf ilişkiyi bitirmeden ilişkilerini sabote etmenin bir yolunu buluyor. Ve sonunda ilişkileri kendini gerçekleştiren kehanet (self-fulfilling prophecy) yüzünden bitiyor.
Bu kitapta Baek, psikiyatrisiyle olan görüşmelerini diyalog formatında yazıya döküyor. On iki hafta devam eden bu görüşmeleri, seans sırasında kayda aldığı için o odada konuşulanları olabildiğince aynı tutuyor. Seans odasında sürekli konuştukları bir konu var: Ya hep ya hiç düşüncesi (all-or-nothing thinking). Bu yaygın düşünce çarpıtması kişinin olayları iki uçta yorumlamasını sağlıyor yani bu kişiler için hayatta sadece siyahlar ve beyazlar var, gri alanlara yer yok. Seanslar ilerledikçe Baek, kendi başına da hayatın farklı yönlerinde bu düşünme çarpıtmasına düştüğünü fark etmeye başlıyor ve gri alanları arıyor.
Ayrıca kitabın ilerleyen bölümlerinde terapi sonrasındaki yaşamı hakkında bilgiler verdiği bir kısım var. Bu kısım bir çeşit bilinç akışı gibi. Filtresiz bir biçimde hayatındaki olaylara ve kişilere dair fikirlerini paylaşıyor.
Günümüzde kişisel gelişim kitaplarında sıkça rastladığımız toksik pozitifliğe (toxic positivity) karşı çıkan olan bu kitap, terapinin kesin çözüm olmadığını, hayatta mutlu ve mutsuz anların olmasının normal olduğunu, herkesin zaman zaman kendine dair şüphelerinin olabileceğini gözler önüne seriyor.
Kitabın ironik yanı, Baek’in başından beri iyi bir yazar olmak istemesine rağmen kendine dair güvensizlikleri nedeniyle yazdıklarını yetersiz görmesidir. Buna karşın, onu dünya çapında çoksatan bir yazar hâline getiren eserinin, Baek’in diğer insanlardan saklamak istediği zayıf yönlerini tüm çıplaklığıyla ortaya koyduğu bir kitap olmasıdır.
Kitabın ironik yanı, Baek’in başından beri iyi bir yazar olmak istemesine rağmen kendine dair güvensizlikleri nedeniyle yazdıklarını yetersiz görmesidir. Buna karşın, onu dünya çapında çoksatan bir yazar hâline getiren eserinin, Baek’in diğer insanlardan saklamak istediği zayıf yönlerini tüm çıplaklığıyla ortaya koyduğu bir kitap olmasıdır.
Kaynakça:
Baek, S. (2024). Ölmek istiyorum ama tteokbokki de yemek istiyorum. Nova Kitap.