Israr mı, Esneklik mi: Yeni Yıl Hedeflerinin Sürdürülebilirliği Üzerine Bir Değerlendirme

Yazan: Melek Nisa Türker-

Her yıl, milyonlarca insan sürdürebileceklerine inandıkları, değiştirmek istedikleri konular hakkında kendilerine yeni yıl hedefleri koyar çünkü yeni yıl; insanların durup düşünmeleri, geçmiş yılı analiz etmeleri ve önümüzdeki yıl takip etmek istedikleri kararları belirlemek için bir fırsat sunar. Ancak büyük bir heves ve azimle konulan hedefler çoğunlukla haftalar içinde terk edilir. Bu başarısızlık ise çoğu zaman yeterince çabalamamak, hedeflerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olmamak veya yapılması planlanan hedeflerin esnek olmayışı ile açıklanır. Peki gerçekten alınan kararların sürdürülemiyor olmasının arkasındaki nedenler eksik çaba, hedef esnekliğinin olmayışı ve yeterli ısrarı göstermiyor olmak mıdır? Bu yazıda, esnek olabilmenin (hedef esnekliği) ve ısrar etmenin (hedefte sebat) Dickson ve arkadaşlarının 2021 yılında yürütmüş olduğu boylamsal bir araştırma temel alınarak ele alınacaktır. Araştırmada ifade edilen iki kavram olan hedef esnekliği ve hedefte sebat ile kastedilen şunlardır: Hedefte esnek olabilmek kişinin aynı hedefe ulaşmak için alternatif bir yönteme esnek bir geçiş yapabilmesi veya özgün hedefe hizmet eden başka bir hedefe yönelebiliyor olmasıdır. Dolayısıyla esnek olabilme, planın işleyişini bozan aksiliklere adapte olabilme ve gereken alternatif çaba stratejilerine yönelebilme kapasitesidir. Hedef esnekliğinin aksine, hedefte sebat ‘’ısrar’’ olarak tanımlanmıştır. Bu açıdan ele alındığında sebat kavramı zorluklar ve engeller karşısında yeni yıl kararlarının sürdürülmesi için gereken istikrarı ve çabayı gösteriyor olmaktır.

Dickson ve arkadaşları (2021), Avustralya ve Birleşik Krallık’tan katılımcılarla yürüttükleri iki aylık boylamsal çalışmalarında, kişilerin yeni yıl hedeflerine bağlı kalma düzeylerini, ruhsal iyi oluşlarını ve hedef esnekliği ile hedefte sebat düzeylerini incelemiştir. Çalışmaya katılan kişilerden gerçekleştirmeyi en çok istedikleri yeni yıl hedeflerini belirlemeleri istenmiştir. Katılımcıların hedefte esneklik, hedefte sebat ve ruhsal iyi oluş düzeyleri başlangıçtan itibaren düzenli aralıkla ölçülmüş ve takip edilmiştir. Araştırma süresi boyunca katılımcıların yeni yıl hedeflerine bağlı kalma düzeyleri, hedefleri için gösterdikleri çaba ve bu hedefleri sürdürme başarıları değerlendirilmiştir. Bu boylamsal tasarım, yeni yıl hedeflerinin zaman içindeki seyrini ve bireysel hedef özelliklerinin hem ruhsal iyi oluş hem de hedeflerin sürdürülebilirliği üzerindeki etkilerini incelemeye fırsat sağlamıştır.

Araştırmadan elde edilen bulgular, yeni yıl hedeflerinin sürdürülebilirliğine ilişkin yaygın varsayımları sorgulamaya iten dikkat çekici sonuçlar ortaya koymaktadır. Çalışmanın en temel verilerinden biri, hedef esnekliğinin bireylerin zaman içindeki ruhsal iyi oluşlarını belirgin biçimde yordaması buna karşılık olarak hedefte sebatın ne ruhsal iyi oluşu ne de yeni yıl hedeflerinin sürdürülebilirliğini anlamlı biçimde açıklayamamasıdır. Diğer bir ifadeyle, hedeflerinde esnek davrandığını ifade eden kişiler zaman içinde kendilerini daha iyi hissetmiş ancak bu esneklik hedeflerini uzun süre sürdürebilecekleri anlamına gelmemiştir. Buna benzer olarak, hedefleri konusunda ısrarcı olduklarını ifade eden bireylerde, ısrarcı olabilmek ne ruhsal iyi oluşları açısından ne de hedefleri sürdürme konusunda avantaj sağlamıştır.
 
Bu veri, genellikle hedefte sebatın olumlu ve gerekli bir kişilik özelliği olması yönünde yaygın bir kanı olmasıyla çelişmektedir. Yeni yıl hedeflerinin sürdürülemiyor oluşu çoğu zaman ‘’yeterince istememek’’ veya ‘’ısrarcı olmamak’’ olarak açıklanıyor olsada yürütülen bu araştırma ısrarcı olmanın tek başına kişiyi başarıya veya hedefe ulaştıramıyor oluşu görülmektedir. Özellikle koyulan hedefler yeterince somut, gerçekçi olmadığında ve günlük yaşamın koşullarıyla uyuşmadığında, sebatçı hedef takibi işlevsel olmayabilir.

Buna ek olarak, araştırma ayrıca hedefte sebat ve hedefte esnekliğin etkileşimini de ele alıyor. Başka bir ifadeyle, hedef esnekliği ve hedefte sebat etkileşimi de yeni yıl hedeflerinin sürdürülebilirliği ve kişinin ruhsal iyi oluşunu anlamlı biçimde yordamıyordur.

Sonuç olarak, bu araştırma hedefte sebat ve hedefte esnek olmanın önemli olduğunu kabul etmekle birlikte hedeflerin sürdürülmesinde yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Bu netice, hedefleri hayata geçirmenin bir irade konusu veya kararlılık sınavı olarak ele alınmasının sınırlı bir yaklaşım olduğunu düşündürtmektedir. Kişilerin hedef koyarken, bu hedefleri oldukça soyut, genel ve davranışa dökülmesi güç ifadelerle ele alıyor olması en az hedefte esnek olamamak veya kararlılık gösterememek kadar önemlidir. ‘’Daha sağlıklı olmak’’ veya ‘’daha başarılı olmak’’ gibi hedefler hangi davranışların sürdürüleceğini net bir şekilde tanımlayamadığı için bireyin hem gelişimini takip etmesi hem de hedefe bağlı kalmasını zorlaştırmaktadır. Bu bağlamda, yeni yıl hedeflerinin başarısız neticelenmesi sadece kişilerin bireysel yetersizlikleri olarak ele alınmamalıdır. Hedeflerin yapısal özellikleri ve günlük yaşamla uyumlu özellikler taşıması da göz önünde bulundurulmalıdır. Sürdürülebilir değişim için odak noktası hedeflere sıkı sıkıya bağlanmaktan çok konulan hedeflerin kişisel hayatlarımızla uyumlu, somut, bağlamsal ve yeniden yapılandırılmaya açık bir biçimde ele alınmasıdır.


KAYNAKÇA:
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/33802749/