İntihar Riski Menstrüel Döngünün Belli Fazlarında Daha Yüksek- İşte Bu Bağlantı Konusunda Bildiğimiz Her Şey
Yazan: Evrim Gamze Karakuş-
Kadınlar erkeklere göre iki kat daha fazla intihar girişiminde bulunuyor. Bu farkın ergenlik çağında kendini göstermeye başlaması menstrüel döngünün bu konuda kritik bir rolü olduğunu gösteriyor.
Bu bağ uzun zamandır biliniyor olsa da bu konudaki araştırmalar maalesef yetersiz düzeyde. 2023 yılında yapılan bir araştırma bize bu bağ ile ilgili yeni bilgiler veriyor: kadınların intihar sebebiyle ölmeleri menstrüel döngülerinin belirli fazlarında daha çok gerçekleşiyor.
Araştırmacılar bu araştırmayı intihar ve menstrüel döngü üzerine yapılmış beş ayrı çalışmadan topladıkları verilerle gerçekleştirdi. Daha sonra intihar ederek ölen, yaşları 11 ve 50 arasında değişen, 425 kadının hangi fazda olduklarını tanımlayabildi.
İntiharın luteal (sekretuvar) fazda en yaygın olduğunu (ölümlerin neredeyse %45'i), peşinden foliküler (proliferatif) fazın (ölümlerin %29'u) geldiğini buldular. En az yaygın olan faz ise %18 ile menstrüasyon dönemidir.
Araştırmacılar neden belirli fazlarda intihar riskinin fazla olduğundan emin değiller. Muhtemelen birçok faktörün karmaşık etkileşimlerinden kaynaklanıyor olsa da hormon dalgalanmalarının ve bunların insanı oldukça hassas yapmasının bir bağlantısı olabileceğine dair kanıtlar var.
Hormon Hassasiyeti
Menstrüel döngü üç faza ayrılmıştır. Her bir fazda dolaşım sistemindeki hormonlar, özellikle estradiol ve progesteron , farklı seviyelerde bulunur.
Menstrüasyon fazında (kadınların adet gördüğü dönem) bu hormonlar düşük seviyede ve sabittir. Foliküler fazda estradiol en yüksek seviyesine çıkar. Nihayetinde luteal fazda estradiol seviyesi aniden düşer ve progesteron yükselir.
Yakın zamanda yapılan bu çalışma kadınların intihar riskinin hormonları dalgalanırken daha yüksek olduğunu öne sürüyor. Toplamda bu fazlar ölümlerin neredeyse %80'ini oluşturuyor.
Bu duruma getirilebilecek muhtemelen bir açıklama bazı kadınların döngüleri boyunca hormon seviyesindeki bu değişimlere daha duyarlı olması olabilir. Bir inceleme bazı kadınların bu hormon değişimlerine hiç tepki vermezken bazılarının ruh hali ve mental sağlığında hafiften şiddetliye kadar değişimler yaşadıklarını buldu.
Bazıları için bu değişimler günlük hayatlarını, uykularını ve ilişkinlerini negatif olarak etkiledi. Bu durumlar her ay yaşandığında mental sağlık üzerinde kümülatif bir etkisi oluyor.
Bu bağ aynı zamanda belli fazlarda kötüleştiği bilinen mental sağlık sorunlarıyla da açıklanabilir.
Örneğin premenstrüel disforik bozukluk her 20 kadından 1’ini etkileyen ciddi bir ruh hali bozukluğudur. Menstrüasyondan bir veya iki hafta önce (luteal faz) ağır kaygı ve öfke şeklinde psikolojik semptomlarla ortaya çıkar.
PMDB tanısı almış kadınların %75'i intihar düşüncelerine sahipken, yarısı kendine zarar verme davranışları gösterebilir, 3’te 1’i ise intihar girişiminde bulunabilir. Ne yazık ki PMDB yaşayan bazı kadınlar kurtulamazlar.
Menstrüel döngünün aynı zamanda hali hazırda sahip olunan psikiyatrik bozukluklar (bipolar bozukluk, depresyon ve anksiyete gibi) üstünde negatif etkisi vardır. Buna adet öncesi alevlenme (PME) denir.
Bu bozukluklardan bazıları yüksek intihar riski barındırabilir. PME foliküler ve luteal fazlarda bu semptomlar daha da kötüleştirebilir.
Menstrüel döngünün aynı zamanda perimenopozal depresyonla da bağlantısı var. Perimenopoz (menopozdan önceki geçiş evresi) sırasında menstrüel döngü değişmeye ve daha az tahmin edilebilir hale gelmeye başlar. Ve sonunda durur.
Bu kadınların mental sağlığı açısından yüksek riskli bir dönemdir. İngiltere ve ABD'de intihar sebebiyle ölen kadınların çoğunun perimenopoz yaşadığı yaşta olması hormonların etkisini öne sürüyor.
Sosyal ve Kültürel Faktörler
Tabi ki menstrüel döngü intiharla ilişkili tek faktör değil. Sosyal ve kültürel sorunlar da önemli bir rol oynuyor.
Sosyoekonomik faktörlerin intihar riskiyle bağlantılı olduğu görülüyor. Küresel düzeyde, intiharların %77'si düşük ve orta düzey gelirli ülkelerde gerçekleşiyor. Bu ülkelerden bazılarında ölümlerin neredeyse %70'ini kadınlar oluşturuyor. Örneğin Nepal'de intihar, üreme çağındaki kadınların birincil ölüm nedenidir.
Ayrıca kadınların cinsel saldırı ve partner şiddeti yaşaması , ve bu tür travmaları genç yaşta yaşaması, olasılığı erkeklerden daha fazladır. Çocuklukta yaşanan cinsel istismarın kadınların intihara meylini açıklamada en büyük tahminlerden biridir.
Bu tarz cinsiyet temelli şiddet, kadınların erkeklerden daha fazla stres sonrası travmatik bozukluk tanısı almalarında da rol oynar.
Ayrıca kadınların fakirlikte yaşaması, eğitimi erken bırakması, daha düşük maaşlı işlerde çalışması ve daha fazla sorumluluk yüklenmesi daha olasıdır. Bu durumlar kümülatif şekilde kadınların mental sağlığını etkileyip intihar riskinin artmasına katkı sağlayabilir.
Başka önemli bir konu da ırk ve etnik kökenin karmaşık kesişimidir. Bunu gösteren araştırmalar, siyahi kadınların diğer gruplara kıyasla travma yaşama ve mental bozukluklara sahip olma riskinin daha fazla olduğunu göstermiştir. ABD'deki araştırmalar da siyahi kadınların en yüksek intihar riskine sahip olduğunu göstermiştir.
Desteğe İhtiyaç
2023'teki çalışma menstrüel döngü ve intihar arasındaki bağı vurgulamış olsa da çalışmanın dizaynında bazı sınırlamalar var.
İncelemeye sadece çoğu Hindistan’da yapılan beş çalışmanın verileri dahil edildi. Bu nedenle durumun dünyanın farklı yerlerinde nasıl olduğunu anlamak ve menstrüel döngüdeki belirli fazların intiharla ilişkisini tümüyle anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olacaktır.
Fakat bu çalışma menstrüel döngü ve artan intihar riskinin arasındaki bağı gösteren ilk çalışma değil. Bu da açıkça gösteriyor ki zararı önlemek için daha çok desteğe ihtiyaç var.
Geçtiğimiz yıllarda kadınların sağlım sorunlarına ilişkin daha çok şey yapılmış olsa da daha cevaplanmayan birçok soru var. Neden kadınların intihar sebebiyle ölmesi bazı menstrüel döngü fazlarında daha olası? Başka hangi sosyal ve kültürel faktör kadınları intihar riskine maruz bırakıyor? Sağlık çalışanları riskte olan bu insanları nasıl daha iyi şekilde değerlendirebilir?
Kaynakça: https://theconversation.com/suicide-risk-is-higher-in-certain-phases-of-the-menstrual-cycle-heres-what-we-know-about-this-link-222309
Kadınlar erkeklere göre iki kat daha fazla intihar girişiminde bulunuyor. Bu farkın ergenlik çağında kendini göstermeye başlaması menstrüel döngünün bu konuda kritik bir rolü olduğunu gösteriyor.
Bu bağ uzun zamandır biliniyor olsa da bu konudaki araştırmalar maalesef yetersiz düzeyde. 2023 yılında yapılan bir araştırma bize bu bağ ile ilgili yeni bilgiler veriyor: kadınların intihar sebebiyle ölmeleri menstrüel döngülerinin belirli fazlarında daha çok gerçekleşiyor.
Araştırmacılar bu araştırmayı intihar ve menstrüel döngü üzerine yapılmış beş ayrı çalışmadan topladıkları verilerle gerçekleştirdi. Daha sonra intihar ederek ölen, yaşları 11 ve 50 arasında değişen, 425 kadının hangi fazda olduklarını tanımlayabildi.
İntiharın luteal (sekretuvar) fazda en yaygın olduğunu (ölümlerin neredeyse %45'i), peşinden foliküler (proliferatif) fazın (ölümlerin %29'u) geldiğini buldular. En az yaygın olan faz ise %18 ile menstrüasyon dönemidir.
Araştırmacılar neden belirli fazlarda intihar riskinin fazla olduğundan emin değiller. Muhtemelen birçok faktörün karmaşık etkileşimlerinden kaynaklanıyor olsa da hormon dalgalanmalarının ve bunların insanı oldukça hassas yapmasının bir bağlantısı olabileceğine dair kanıtlar var.
Hormon Hassasiyeti
Menstrüel döngü üç faza ayrılmıştır. Her bir fazda dolaşım sistemindeki hormonlar, özellikle estradiol ve progesteron , farklı seviyelerde bulunur.
Menstrüasyon fazında (kadınların adet gördüğü dönem) bu hormonlar düşük seviyede ve sabittir. Foliküler fazda estradiol en yüksek seviyesine çıkar. Nihayetinde luteal fazda estradiol seviyesi aniden düşer ve progesteron yükselir.
Yakın zamanda yapılan bu çalışma kadınların intihar riskinin hormonları dalgalanırken daha yüksek olduğunu öne sürüyor. Toplamda bu fazlar ölümlerin neredeyse %80'ini oluşturuyor.
Bu duruma getirilebilecek muhtemelen bir açıklama bazı kadınların döngüleri boyunca hormon seviyesindeki bu değişimlere daha duyarlı olması olabilir. Bir inceleme bazı kadınların bu hormon değişimlerine hiç tepki vermezken bazılarının ruh hali ve mental sağlığında hafiften şiddetliye kadar değişimler yaşadıklarını buldu.
Bazıları için bu değişimler günlük hayatlarını, uykularını ve ilişkinlerini negatif olarak etkiledi. Bu durumlar her ay yaşandığında mental sağlık üzerinde kümülatif bir etkisi oluyor.
Bu bağ aynı zamanda belli fazlarda kötüleştiği bilinen mental sağlık sorunlarıyla da açıklanabilir.
Örneğin premenstrüel disforik bozukluk her 20 kadından 1’ini etkileyen ciddi bir ruh hali bozukluğudur. Menstrüasyondan bir veya iki hafta önce (luteal faz) ağır kaygı ve öfke şeklinde psikolojik semptomlarla ortaya çıkar.
PMDB tanısı almış kadınların %75'i intihar düşüncelerine sahipken, yarısı kendine zarar verme davranışları gösterebilir, 3’te 1’i ise intihar girişiminde bulunabilir. Ne yazık ki PMDB yaşayan bazı kadınlar kurtulamazlar.
Menstrüel döngünün aynı zamanda hali hazırda sahip olunan psikiyatrik bozukluklar (bipolar bozukluk, depresyon ve anksiyete gibi) üstünde negatif etkisi vardır. Buna adet öncesi alevlenme (PME) denir.
Bu bozukluklardan bazıları yüksek intihar riski barındırabilir. PME foliküler ve luteal fazlarda bu semptomlar daha da kötüleştirebilir.
Menstrüel döngünün aynı zamanda perimenopozal depresyonla da bağlantısı var. Perimenopoz (menopozdan önceki geçiş evresi) sırasında menstrüel döngü değişmeye ve daha az tahmin edilebilir hale gelmeye başlar. Ve sonunda durur.
Bu kadınların mental sağlığı açısından yüksek riskli bir dönemdir. İngiltere ve ABD'de intihar sebebiyle ölen kadınların çoğunun perimenopoz yaşadığı yaşta olması hormonların etkisini öne sürüyor.
Sosyal ve Kültürel Faktörler
Tabi ki menstrüel döngü intiharla ilişkili tek faktör değil. Sosyal ve kültürel sorunlar da önemli bir rol oynuyor.
Sosyoekonomik faktörlerin intihar riskiyle bağlantılı olduğu görülüyor. Küresel düzeyde, intiharların %77'si düşük ve orta düzey gelirli ülkelerde gerçekleşiyor. Bu ülkelerden bazılarında ölümlerin neredeyse %70'ini kadınlar oluşturuyor. Örneğin Nepal'de intihar, üreme çağındaki kadınların birincil ölüm nedenidir.
Ayrıca kadınların cinsel saldırı ve partner şiddeti yaşaması , ve bu tür travmaları genç yaşta yaşaması, olasılığı erkeklerden daha fazladır. Çocuklukta yaşanan cinsel istismarın kadınların intihara meylini açıklamada en büyük tahminlerden biridir.
Bu tarz cinsiyet temelli şiddet, kadınların erkeklerden daha fazla stres sonrası travmatik bozukluk tanısı almalarında da rol oynar.
Ayrıca kadınların fakirlikte yaşaması, eğitimi erken bırakması, daha düşük maaşlı işlerde çalışması ve daha fazla sorumluluk yüklenmesi daha olasıdır. Bu durumlar kümülatif şekilde kadınların mental sağlığını etkileyip intihar riskinin artmasına katkı sağlayabilir.
Başka önemli bir konu da ırk ve etnik kökenin karmaşık kesişimidir. Bunu gösteren araştırmalar, siyahi kadınların diğer gruplara kıyasla travma yaşama ve mental bozukluklara sahip olma riskinin daha fazla olduğunu göstermiştir. ABD'deki araştırmalar da siyahi kadınların en yüksek intihar riskine sahip olduğunu göstermiştir.
Desteğe İhtiyaç
2023'teki çalışma menstrüel döngü ve intihar arasındaki bağı vurgulamış olsa da çalışmanın dizaynında bazı sınırlamalar var.
İncelemeye sadece çoğu Hindistan’da yapılan beş çalışmanın verileri dahil edildi. Bu nedenle durumun dünyanın farklı yerlerinde nasıl olduğunu anlamak ve menstrüel döngüdeki belirli fazların intiharla ilişkisini tümüyle anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olacaktır.
Fakat bu çalışma menstrüel döngü ve artan intihar riskinin arasındaki bağı gösteren ilk çalışma değil. Bu da açıkça gösteriyor ki zararı önlemek için daha çok desteğe ihtiyaç var.
Geçtiğimiz yıllarda kadınların sağlım sorunlarına ilişkin daha çok şey yapılmış olsa da daha cevaplanmayan birçok soru var. Neden kadınların intihar sebebiyle ölmesi bazı menstrüel döngü fazlarında daha olası? Başka hangi sosyal ve kültürel faktör kadınları intihar riskine maruz bırakıyor? Sağlık çalışanları riskte olan bu insanları nasıl daha iyi şekilde değerlendirebilir?
Kaynakça: https://theconversation.com/suicide-risk-is-higher-in-certain-phases-of-the-menstrual-cycle-heres-what-we-know-about-this-link-222309