Dogtooth (2009)
Yazan: Zehra Yıldız-
Yorgos Lanthimos’un yönettiği Dogtooth, aşırı kontrolün ve kapalı aile yapısının birey üzerinde yarattığı travmayı soğuk, mesafeli ve rahatsız edici bir dille gözler önüne serer. Ebeveynler çocukların tüm gerçeklikle temasını keserek totaliter bir mikro-evren kurar. Bu, aşırı korumacılığın psikolojik şiddete dönüşmüş hâlidir. Çocuklar dış dünyanın “tehlikeli” olduğuna koşullandırılır. Bu nedenle çocuklar özerklik geliştiremez, benlik sınırları bulanıklaşır ve bastırılan dürtüler tuhaf, şiddet içeren ya da duygusuz davranışlar olarak ortaya çıkar. Dilin manipülasyonu, onların dünyayı algılama biçimini kökten şekillendirir. Daha sonrasında eve sızan küçük bir dış temas, bu kırılgan sistemde çatlaklar yaratır ve özellikle büyük kızın kendine zarar verme pahasına özgürleşmeye yönelmesi, bireyleşmenin ne kadar sancılı ve yıkıcı olabileceğini gösterir. Bütün bu yönleriyle Dogtooth, aynı zamanda çağdaş otoriterleşmeye yönelik güçlü eleştiriler de barındırmaktadır. Filmde ebeveynlerin çocukları yer yer yanlış bilgilendirmesi ve alternatif düşünce biçimlerinin oluşmasını sistemli biçimde engellemesi, politik figürlerin sansür ve ideolojik dil yoluyla bilgiyi bir manipülasyon aracına dönüştürerek toplum üzerinde uyguladığı propagandayla büyük ölçüde benzeşmektedir. Film, izleyiciyi sahip olduğu bilgilerin kaynağını ve bu bilgilerin ne ölçüde doğru ya da yönlendirilmiş olabileceğini sorgulamaya davet eder. Böylece Dogtooth, hem bireyin zihninde hem de toplumun yapısında özgürlüğün, çoğu zaman fark edilmeden örülen duvarlar arasında kaybolduğunu gösterir.
Yorgos Lanthimos’un yönettiği Dogtooth, aşırı kontrolün ve kapalı aile yapısının birey üzerinde yarattığı travmayı soğuk, mesafeli ve rahatsız edici bir dille gözler önüne serer. Ebeveynler çocukların tüm gerçeklikle temasını keserek totaliter bir mikro-evren kurar. Bu, aşırı korumacılığın psikolojik şiddete dönüşmüş hâlidir. Çocuklar dış dünyanın “tehlikeli” olduğuna koşullandırılır. Bu nedenle çocuklar özerklik geliştiremez, benlik sınırları bulanıklaşır ve bastırılan dürtüler tuhaf, şiddet içeren ya da duygusuz davranışlar olarak ortaya çıkar. Dilin manipülasyonu, onların dünyayı algılama biçimini kökten şekillendirir. Daha sonrasında eve sızan küçük bir dış temas, bu kırılgan sistemde çatlaklar yaratır ve özellikle büyük kızın kendine zarar verme pahasına özgürleşmeye yönelmesi, bireyleşmenin ne kadar sancılı ve yıkıcı olabileceğini gösterir. Bütün bu yönleriyle Dogtooth, aynı zamanda çağdaş otoriterleşmeye yönelik güçlü eleştiriler de barındırmaktadır. Filmde ebeveynlerin çocukları yer yer yanlış bilgilendirmesi ve alternatif düşünce biçimlerinin oluşmasını sistemli biçimde engellemesi, politik figürlerin sansür ve ideolojik dil yoluyla bilgiyi bir manipülasyon aracına dönüştürerek toplum üzerinde uyguladığı propagandayla büyük ölçüde benzeşmektedir. Film, izleyiciyi sahip olduğu bilgilerin kaynağını ve bu bilgilerin ne ölçüde doğru ya da yönlendirilmiş olabileceğini sorgulamaya davet eder. Böylece Dogtooth, hem bireyin zihninde hem de toplumun yapısında özgürlüğün, çoğu zaman fark edilmeden örülen duvarlar arasında kaybolduğunu gösterir.