Anda Kalmak: Günlük Hayatın İçinde Fark Etmek
Yazan: Dilay Yenidoğan-
Uzun zamandır zihnimi kurcalayan, üzerinde çabaladığım, gözlemlediğim ve sevdiğim bir konuydu anda kalmak. Belki de çoğumuzun farkında olduğu ancak üzerinde durmadığı bir şey. Sadece farkındalık aşamasında kalıp işin çabalama ve değişim boyutuna geçmeyi düşünmüyoruzdur. Belki de alışkanlıklar artık konfor haline gelmiştir, gelişim ve değişim için enerji harcamak gereksiz geliyordur. Peki her konfor alanı bir tercih midir yoksa kaçınma mıdır? Doğrusunu söylemem gerekirse zevk veren ve keyif aldığımız bazı şeyleri bir zaman sonra aynı amaçla yapmadığımızı düşünmeye başladım. Tabii ki bu her zaman amacının dışına çıktığımız anlamına gelmiyor ancak bazı alışkanlıkları durup neden yaptığımızı sorguladığımızda; eski anlamının, değerinin, amacının uçup gittiğini görebiliriz. Konuya bu şekilde giriş yapıp aklınızda soru işaretleri oluşturmak istedim. Şimdi anlatmak istediklerime daha detaylı ve derin bakalım.
Önce bir tanımla başlamak istiyorum. Anda kalmak; zihinsel, duygusal ve fiziksel yetkilerinin tamamını, şimdi ve buradaki zamana çevirebilmektir. Geçmişte yaşanılan olaylar, söylenmemiş sözler ve bitirilmemiş işler ile ilgili içsel bir hesaplaşma içinde bulunmak değildir. Ya da sürekli gelecekteki yaşamını, ilişkilerini ve duygularını merak ederek kaygı yaşamak değildir. Anda kalan bir birey geçmişte yaşadığı olumsuz duyguları ve yaşantıların etkisini üzerinden atmaya çalışır. Geleceğini ise şimdiki zamanda inşa edeceğini fark eder. Teknoloji çağında yaşayan bireyleriz bu sebeple anda kalmak zaman geçtikçe zorlanılan bir durum haline geliyor. Kaygılar, gelecek endişeleri, hızlı yaşama yetişmeye çalışmak derken akışa kapılıp gidebiliyoruz. Teknoloji çağında anda kalmanın zor olduğunu söylememin sebebi de bizi bu akışta daha da hızlandırması aslında. İçinde bulunduğumuz durumlardan kaçmaya çalışırken teknolojiden çok yardım alıyoruz. Bunun en başında akıllı telefonlar var diyebilirim. Belki de kendimize iyi gelecek bir şeyler yapmaya çalıştığımız çok an var ama bu anları sade, duru ve dinlendirici hale getirmek yerine telefonu eşlikçi kılmak çoğumuzun tercihi. Şimdi bu durumu örnekler üzerinde konuşmaya devam edelim.
Anda kalamamak çoğu zaman büyük anlarda değil, gündelik ve sıradan anlarda ortaya çıkar. Fark edilmesi zor olan da tam olarak budur. Araştırmalarıma, gözlemlerime ve deneyimlerime göre nedir bu anlar ve bu anlarda neler oluyor? Yürüyüşler, yolculuklar, sosyal ilişkiler, duygularla temaslarımız… En basit haliyle akşam işten çıktınız ve eve dönüyorsunuz. İşyerinin kapısından çıkmanızla kulaklığı kulağınıza takmanız bir oldu. Her gün ezbere bildiğiniz çalma listesini açıp yürümeye başladınız. İşte benim değinmek istediğim nokta tam olarak bu. O çalma listesini dinleme sebebimiz gerçekten canımız müzik dinlemek istediği için mi yoksa yol hızlı geçsin ve günlük hayatın karmaşıklığından bir an olsun kaçmak için mi? Tahmin ediyorum ki çoğunuzun cevabı “yol hızlı geçsin, etrafımdaki ve kafamdaki seslerden kendimi soyutlamak istediğim için” olur. Bir de olaya bunu yapmadığımız tarafından bakalım. Yine aynı örneğe farklı bir senaryo yazalım. İşyerinin kapısından çıkmanızla gökyüzüne bakmanız bir oldu. Burnunuzdan derin bir nefes çekip yavaşça bıraktınız. Günün sonlandığını hissedip yürümeye başladınız. Kulaklığınız kulağınızda değil ve dinlediğiniz bir müzik yok. Varsa yağmurun sesi, varsa kuşların sesi ya da iş çıkış saati sebebiyle korna sesleri… Etrafınıza daha detaylı bakarak yürüyorsunuz. Her gün yürüdüğünüz yolda bulunan çiçekçi ilk defa dikkatinizi çekti ya da çiçekçiyi her gün görüyordunuz ama bugün ilk kez camından bakıp çiçeklerin renklerini incelemek dikkatinizi çekti. Biraz daha ilerlediniz ve geçen gün koşarak içeriye girip kahve aldığınız kafenin önünde oturan bir kedi gördünüz. Size miyavladı ve paçalarınızdan dolanarak sevgisini hissettirdi. Ona gülümseyip kafasını okşadıktan sonra yolunuza devam ettiniz. Daha sonra metroya binmek için yürüyen merdivenlere çıktınız, sizi en sevdiğiniz sanatçının şarkısını söyleyen ve gitarla eşlik eden iki müzisyen karşıladı. İçinizden eşlik ettiniz ve ruh haliniz bir puan daha yükseldi. Bu öyküyü detaylandırıp çeşitlendirmek her birimizin günlük hayatında yer verdiği olaylara, kişilere, sorumluluklara ve aktivitelere bağlı. Anda kalmak, her an mutlu olmak ya da sürekli üretken olmak anlamına gelmez. Bazen sadece durmak, etrafımıza bakmak, ve hissettiklerimize alan açmaktır. Kendimize yavaşlama ve fark etme izni verdiğimizde, hayatın sandığımızdan daha hızlı akmadığını; aksine bizim çoğu zaman ona yetişmeye çalıştığımızı fark edebiliriz. Belki de anda kalmak, hayatı kontrol etmeye, kaçınmaya çalışmayı bırakıp onunla temas kurmaya cesaret etmektir. Ben sadece en basit anlarda bile şimdi ve burada olduğumuzda bize iyi gelebilecek küçük ama çok fazla detay olduğuna dair farkındalık kazandırmaya çalışıyorum. Verdiğim örnekler size basit ve sıradan gelmiş olabilir fakat herkesin öyküsünde kendine has detaylar ve anda kalabilecek birçok parçalar mevcut. Bu parçaları en iyi siz kendiniz bilirsiniz. Fark etmeden üstünkörü geçtiğiniz anlar, kaçındığınız duygular, sizin için çok değerli ve anlamlı olan, sahip olduğunuz her şey, anda kalmayı kolaylaştıracak unsurlar aslında. Kendinize şans verip yavaş ve detaylı yaşamayı denemek bir başlangıç olabilir. Sıkıldığınız ve size aynı gelen çoğu şeye belki de yenilik kazandırmak, yeni bakış açıları geliştirmek iyi hissettirecektir. Daha da ileriki zamanlarda bunu bir yaşam tarzı haline getirmek hayatınızdaki birçok kaçınmadan kurtulmanıza alan açacaktır.
Şimdi anda kalmayı kolaylaştıracak birkaç egzersizden bahsetmek isterim. Onun öncesinde bu egzersizleri yapmak için vücudunuzu ve zihninizi hazırlamanız faydalı olabilir. Kendinize sakin bir ortam yaratmak, rahat bir pozisyon almak ve birkaç dakika gevşemeye izin vermek anda kalmanızı kolaylaştıracaktır.

1. Uçuşan Zihninizi Fark Edin
Gün içinde bu andan uzaklaştığınız anları fark edin (bunu bulmakta zorlanacağımızı düşünmüyorum). Dikkatiniz dağınıksa, dalıp gidiyorsanız veya zihniniz sürekli bir şeye takılıyor ve onu hatırlıyor veya düşünüyorsa fark edin. Hangi anlarda koptuğumuzu, hangi durumların kaçınmalarımıza sebep olduğunu fark etmek anda kalmanın ilk ve en önemli adımıdır.
2. Nefesinize Odaklanın
Bunun için kendinize 3 dakika ayırın ve gözlerinizi kapatarak oturun dingin bir biçimde sadece nefes alıp verdiğinizi hissederek nefesinize odaklanın. Bir süre sonra zihninizde sesler ve görüntüler belirir yani düşünmeye başlarsınız. Dikkatiniz her dağıldığında onu nazikçe nefesinize geri getirin. Nefesinizin kıymetini ve sizin için ne kadar değerli bir şey olduğunu fark ederek teneffüs edin. Zihnin dağılması bu egzersizin yanlış yapıldığı anlamına gelmez; aksine zihnin doğası budur.
3. Yemeklerinizi Fark Ederek Yiyin
Yemekleri yemeden önce onları koklayın, şekline, biçimine, rengine dikkatlice bakın ve ilk lokmayı çiğneyebildiğiniz kadar uzun bir sürede çiğneyin. Yemek yerken bir şeyler izlemek yemeğe olan odağımızı bazen o kadar dağıtır ki doyduğumuzu, ne yediğimizi bile anlayamayız. Anda kalmayı yeni yeni kazanmaya çalışan biri için yemek egzersizi günlük hayata kolayca entegre edilebilen güçlü bir başlangıç olabilir. Bunu 2 hafta boyunca günde 2 kez yapın. Bir arkadaşınıza öğretin ve ondan da birine öğretmesini isteyin.
4. Bedeninizi Fark Edin
Zihninizin karmaşıklaşmaya başladığını veya dalıp gittiğinizi ya da gerginlik yaşadığınızı fark ettiğiniz her an bedeninize dönün ve ayaklarınızdan başlayarak bedeninizi tarayın. Sadece bedeninizi hissedin ve o anda değiştirmeye çalışmadan bedeninizde neler olduğunu fark edin. Örneğin kalbinizin atışını ya da yerdeki ayak tabanlarınızı hissetmek gibi. Bunu içinizden kendinize sorabilirsiniz “şu an bedeninde ne hissediyorsun?” gibi. Düşünmekten hoşlanmadığımız şeyler zihnimizden geçtiğinde bedenimizde olan değişimler pek hoşumuza gitmez ve dikkatimizi dağıtmaya çalışabiliriz. Ancak bedenimizde kalıp neler olduğunu ve neden olduğunu anlamlandırarak kendimizi sakinleştirmek daha işlevsel olacaktır.
5. Neredeyseniz Orada Olun
Zihniniz uçuşmaya başladığında ya da başlayacağını hissettiğiniz anda, bulunduğunuz mekana odaklanın ve kendinize şu anda neredeyim ve ne yapıyorum? diye sorun. Örnek: Şu anda evdeki koltukta telefonuma bakıyorum. (Çok basit gibi görünüyor fakat farkında olmadığınızı göreceksiniz).
6. Duyumlarınıza Dönün
Duyumsamak (görmek, koklamak, işitmek, tatmak ve dokunmak) hep şimdiki andadır. Çevrenizle ve kendinizle duyumlarınızla temas edin. Oturduğunuz koltuğa dokunun, durun ve gökyüzüne bakın, yapraklara, çiçeklere, ağaçlara dokunun, havayı koklayın ve seslere odaklanın, yediğiniz yiyeceğin tadına dikkatlice bakın, koklayın.
Bu yazıda yer verdiğim örneklerden ve egzersizlerden anda kalmanın zor ya da ulaşılamaz bir hedef olmadığını; aksine herkesin kendi hayatı içinde minik adımlarla ilerletebileceği bir beceri olduğunu siz değerli okuyucularımıza fark ettirmeye çalıştım. Belki de anda kalmak hayatı daha kontrollü yaşamaya çalışmaktan çok, onunla temas kurmayı seçmektir. Kulaklığımızı çıkardığımızda duyduğumuz bir ses, yolumuzun üzerindeki bir detay ya da kısa bir nefes molası, bu teması mümkün kılan küçük ama güçlü anlara dönüşebilir.
Uzun zamandır zihnimi kurcalayan, üzerinde çabaladığım, gözlemlediğim ve sevdiğim bir konuydu anda kalmak. Belki de çoğumuzun farkında olduğu ancak üzerinde durmadığı bir şey. Sadece farkındalık aşamasında kalıp işin çabalama ve değişim boyutuna geçmeyi düşünmüyoruzdur. Belki de alışkanlıklar artık konfor haline gelmiştir, gelişim ve değişim için enerji harcamak gereksiz geliyordur. Peki her konfor alanı bir tercih midir yoksa kaçınma mıdır? Doğrusunu söylemem gerekirse zevk veren ve keyif aldığımız bazı şeyleri bir zaman sonra aynı amaçla yapmadığımızı düşünmeye başladım. Tabii ki bu her zaman amacının dışına çıktığımız anlamına gelmiyor ancak bazı alışkanlıkları durup neden yaptığımızı sorguladığımızda; eski anlamının, değerinin, amacının uçup gittiğini görebiliriz. Konuya bu şekilde giriş yapıp aklınızda soru işaretleri oluşturmak istedim. Şimdi anlatmak istediklerime daha detaylı ve derin bakalım.
Önce bir tanımla başlamak istiyorum. Anda kalmak; zihinsel, duygusal ve fiziksel yetkilerinin tamamını, şimdi ve buradaki zamana çevirebilmektir. Geçmişte yaşanılan olaylar, söylenmemiş sözler ve bitirilmemiş işler ile ilgili içsel bir hesaplaşma içinde bulunmak değildir. Ya da sürekli gelecekteki yaşamını, ilişkilerini ve duygularını merak ederek kaygı yaşamak değildir. Anda kalan bir birey geçmişte yaşadığı olumsuz duyguları ve yaşantıların etkisini üzerinden atmaya çalışır. Geleceğini ise şimdiki zamanda inşa edeceğini fark eder. Teknoloji çağında yaşayan bireyleriz bu sebeple anda kalmak zaman geçtikçe zorlanılan bir durum haline geliyor. Kaygılar, gelecek endişeleri, hızlı yaşama yetişmeye çalışmak derken akışa kapılıp gidebiliyoruz. Teknoloji çağında anda kalmanın zor olduğunu söylememin sebebi de bizi bu akışta daha da hızlandırması aslında. İçinde bulunduğumuz durumlardan kaçmaya çalışırken teknolojiden çok yardım alıyoruz. Bunun en başında akıllı telefonlar var diyebilirim. Belki de kendimize iyi gelecek bir şeyler yapmaya çalıştığımız çok an var ama bu anları sade, duru ve dinlendirici hale getirmek yerine telefonu eşlikçi kılmak çoğumuzun tercihi. Şimdi bu durumu örnekler üzerinde konuşmaya devam edelim.
Anda kalamamak çoğu zaman büyük anlarda değil, gündelik ve sıradan anlarda ortaya çıkar. Fark edilmesi zor olan da tam olarak budur. Araştırmalarıma, gözlemlerime ve deneyimlerime göre nedir bu anlar ve bu anlarda neler oluyor? Yürüyüşler, yolculuklar, sosyal ilişkiler, duygularla temaslarımız… En basit haliyle akşam işten çıktınız ve eve dönüyorsunuz. İşyerinin kapısından çıkmanızla kulaklığı kulağınıza takmanız bir oldu. Her gün ezbere bildiğiniz çalma listesini açıp yürümeye başladınız. İşte benim değinmek istediğim nokta tam olarak bu. O çalma listesini dinleme sebebimiz gerçekten canımız müzik dinlemek istediği için mi yoksa yol hızlı geçsin ve günlük hayatın karmaşıklığından bir an olsun kaçmak için mi? Tahmin ediyorum ki çoğunuzun cevabı “yol hızlı geçsin, etrafımdaki ve kafamdaki seslerden kendimi soyutlamak istediğim için” olur. Bir de olaya bunu yapmadığımız tarafından bakalım. Yine aynı örneğe farklı bir senaryo yazalım. İşyerinin kapısından çıkmanızla gökyüzüne bakmanız bir oldu. Burnunuzdan derin bir nefes çekip yavaşça bıraktınız. Günün sonlandığını hissedip yürümeye başladınız. Kulaklığınız kulağınızda değil ve dinlediğiniz bir müzik yok. Varsa yağmurun sesi, varsa kuşların sesi ya da iş çıkış saati sebebiyle korna sesleri… Etrafınıza daha detaylı bakarak yürüyorsunuz. Her gün yürüdüğünüz yolda bulunan çiçekçi ilk defa dikkatinizi çekti ya da çiçekçiyi her gün görüyordunuz ama bugün ilk kez camından bakıp çiçeklerin renklerini incelemek dikkatinizi çekti. Biraz daha ilerlediniz ve geçen gün koşarak içeriye girip kahve aldığınız kafenin önünde oturan bir kedi gördünüz. Size miyavladı ve paçalarınızdan dolanarak sevgisini hissettirdi. Ona gülümseyip kafasını okşadıktan sonra yolunuza devam ettiniz. Daha sonra metroya binmek için yürüyen merdivenlere çıktınız, sizi en sevdiğiniz sanatçının şarkısını söyleyen ve gitarla eşlik eden iki müzisyen karşıladı. İçinizden eşlik ettiniz ve ruh haliniz bir puan daha yükseldi. Bu öyküyü detaylandırıp çeşitlendirmek her birimizin günlük hayatında yer verdiği olaylara, kişilere, sorumluluklara ve aktivitelere bağlı. Anda kalmak, her an mutlu olmak ya da sürekli üretken olmak anlamına gelmez. Bazen sadece durmak, etrafımıza bakmak, ve hissettiklerimize alan açmaktır. Kendimize yavaşlama ve fark etme izni verdiğimizde, hayatın sandığımızdan daha hızlı akmadığını; aksine bizim çoğu zaman ona yetişmeye çalıştığımızı fark edebiliriz. Belki de anda kalmak, hayatı kontrol etmeye, kaçınmaya çalışmayı bırakıp onunla temas kurmaya cesaret etmektir. Ben sadece en basit anlarda bile şimdi ve burada olduğumuzda bize iyi gelebilecek küçük ama çok fazla detay olduğuna dair farkındalık kazandırmaya çalışıyorum. Verdiğim örnekler size basit ve sıradan gelmiş olabilir fakat herkesin öyküsünde kendine has detaylar ve anda kalabilecek birçok parçalar mevcut. Bu parçaları en iyi siz kendiniz bilirsiniz. Fark etmeden üstünkörü geçtiğiniz anlar, kaçındığınız duygular, sizin için çok değerli ve anlamlı olan, sahip olduğunuz her şey, anda kalmayı kolaylaştıracak unsurlar aslında. Kendinize şans verip yavaş ve detaylı yaşamayı denemek bir başlangıç olabilir. Sıkıldığınız ve size aynı gelen çoğu şeye belki de yenilik kazandırmak, yeni bakış açıları geliştirmek iyi hissettirecektir. Daha da ileriki zamanlarda bunu bir yaşam tarzı haline getirmek hayatınızdaki birçok kaçınmadan kurtulmanıza alan açacaktır.
Şimdi anda kalmayı kolaylaştıracak birkaç egzersizden bahsetmek isterim. Onun öncesinde bu egzersizleri yapmak için vücudunuzu ve zihninizi hazırlamanız faydalı olabilir. Kendinize sakin bir ortam yaratmak, rahat bir pozisyon almak ve birkaç dakika gevşemeye izin vermek anda kalmanızı kolaylaştıracaktır.
1. Uçuşan Zihninizi Fark Edin
Gün içinde bu andan uzaklaştığınız anları fark edin (bunu bulmakta zorlanacağımızı düşünmüyorum). Dikkatiniz dağınıksa, dalıp gidiyorsanız veya zihniniz sürekli bir şeye takılıyor ve onu hatırlıyor veya düşünüyorsa fark edin. Hangi anlarda koptuğumuzu, hangi durumların kaçınmalarımıza sebep olduğunu fark etmek anda kalmanın ilk ve en önemli adımıdır.
2. Nefesinize Odaklanın
Bunun için kendinize 3 dakika ayırın ve gözlerinizi kapatarak oturun dingin bir biçimde sadece nefes alıp verdiğinizi hissederek nefesinize odaklanın. Bir süre sonra zihninizde sesler ve görüntüler belirir yani düşünmeye başlarsınız. Dikkatiniz her dağıldığında onu nazikçe nefesinize geri getirin. Nefesinizin kıymetini ve sizin için ne kadar değerli bir şey olduğunu fark ederek teneffüs edin. Zihnin dağılması bu egzersizin yanlış yapıldığı anlamına gelmez; aksine zihnin doğası budur.
3. Yemeklerinizi Fark Ederek Yiyin
Yemekleri yemeden önce onları koklayın, şekline, biçimine, rengine dikkatlice bakın ve ilk lokmayı çiğneyebildiğiniz kadar uzun bir sürede çiğneyin. Yemek yerken bir şeyler izlemek yemeğe olan odağımızı bazen o kadar dağıtır ki doyduğumuzu, ne yediğimizi bile anlayamayız. Anda kalmayı yeni yeni kazanmaya çalışan biri için yemek egzersizi günlük hayata kolayca entegre edilebilen güçlü bir başlangıç olabilir. Bunu 2 hafta boyunca günde 2 kez yapın. Bir arkadaşınıza öğretin ve ondan da birine öğretmesini isteyin.
4. Bedeninizi Fark Edin
Zihninizin karmaşıklaşmaya başladığını veya dalıp gittiğinizi ya da gerginlik yaşadığınızı fark ettiğiniz her an bedeninize dönün ve ayaklarınızdan başlayarak bedeninizi tarayın. Sadece bedeninizi hissedin ve o anda değiştirmeye çalışmadan bedeninizde neler olduğunu fark edin. Örneğin kalbinizin atışını ya da yerdeki ayak tabanlarınızı hissetmek gibi. Bunu içinizden kendinize sorabilirsiniz “şu an bedeninde ne hissediyorsun?” gibi. Düşünmekten hoşlanmadığımız şeyler zihnimizden geçtiğinde bedenimizde olan değişimler pek hoşumuza gitmez ve dikkatimizi dağıtmaya çalışabiliriz. Ancak bedenimizde kalıp neler olduğunu ve neden olduğunu anlamlandırarak kendimizi sakinleştirmek daha işlevsel olacaktır.
5. Neredeyseniz Orada Olun
Zihniniz uçuşmaya başladığında ya da başlayacağını hissettiğiniz anda, bulunduğunuz mekana odaklanın ve kendinize şu anda neredeyim ve ne yapıyorum? diye sorun. Örnek: Şu anda evdeki koltukta telefonuma bakıyorum. (Çok basit gibi görünüyor fakat farkında olmadığınızı göreceksiniz).
6. Duyumlarınıza Dönün
Duyumsamak (görmek, koklamak, işitmek, tatmak ve dokunmak) hep şimdiki andadır. Çevrenizle ve kendinizle duyumlarınızla temas edin. Oturduğunuz koltuğa dokunun, durun ve gökyüzüne bakın, yapraklara, çiçeklere, ağaçlara dokunun, havayı koklayın ve seslere odaklanın, yediğiniz yiyeceğin tadına dikkatlice bakın, koklayın.
Bu yazıda yer verdiğim örneklerden ve egzersizlerden anda kalmanın zor ya da ulaşılamaz bir hedef olmadığını; aksine herkesin kendi hayatı içinde minik adımlarla ilerletebileceği bir beceri olduğunu siz değerli okuyucularımıza fark ettirmeye çalıştım. Belki de anda kalmak hayatı daha kontrollü yaşamaya çalışmaktan çok, onunla temas kurmayı seçmektir. Kulaklığımızı çıkardığımızda duyduğumuz bir ses, yolumuzun üzerindeki bir detay ya da kısa bir nefes molası, bu teması mümkün kılan küçük ama güçlü anlara dönüşebilir.