Yukarı Bak (Up)

Yazan: Melike Müdebbire Erdem-

2009 yapımı Pixar filmi Yukarı Bak, yaşlılık, kayıp ve anlam arayışı gibi temaları merkezine alarak izleyiciye etkileyici bir anlatı sunar. Film, eşini kaybeden Carl’ın geçmişe tutunma biçimini, çocuk yaşta ilgisiz bir ortamda büyüyen Russell ile kurduğu ilişki üzerinden işler.

Carl’ın eşiyle geçirdiği yıllar, neredeyse hiç diyalog kullanılmadan anlatılan kısa bir gösterimle verilir. Ellie ile evliliği, zamanla çocuk sahibi olamama, sağlık sorunları ve en sonunda Ellie’nin kaybı ile sonlanır. Bu gösterim, yas sürecinin başlangıcını ve Carl’ın içe kapanışını temel biçimde gösterir ve izleyiciye Carl’ın duygusal dünyasını hızlı ama etkili bir şekilde tanıtır. Kaybın ardından Carl’ın evine olan bağı, onun geçmişi bırakmakta zorlandığını gösterir. Bu durum, bağlanma kuramı bağlamında değerlendirilebilir. Güvenli bir bağın ani kaybı, özellikle ileri yaşlarda kişinin anlam dünyasında büyük bir boşluk yaratabilir. Carl’ın evi balonlarla uçurma kararı, çocukluk hayalini gerçekleştirmekten çok, eşinin anılarını fiziksel olarak yanında taşıma çabasıdır. Evinin her köşesi, Ellie ile geçen zamana aittir ve bu alanı terk etmek istemez. Psikolojik açıdan bu durum, karmaşık yas sürecine işaret eder. Kişi, kayıptan sonra geçmişi idealize ederek, gerçeklikten uzaklaşabilir. Ancak yolculuk sırasında tanıştığı Russell, Carl’ın içine kapandığı dünyada bir kırılma noktası yaratır.


Russell, ilgisiz bir babayla büyüyen ve bir tür "başarı rozeti" kazanmak için yaşlılara yardım etmeye çalışan bir çocuktur. Carl’ın istemeden de olsa Russell’la birlikte yolculuğa çıkması, filmde iki yalnız karakterin birbirine dokunmasıyla başlar. Özellikle kamp kurdukları sahnede Russell’ın “Bazen birlikte dondurma yemeye gittiğimizde, sessiz olsak bile babam yanımda gibi hissederdim” demesi, onun duygusal yalnızlığını ve bağlılık ihtiyacını açık biçimde gösterir. Film boyunca bu iki karakterin ilişkisi karşılıklı bir dönüşüm sürecine evrilir. Carl, geçmişe duyduğu bağı yeniden değerlendirmeye başlar; Russell ise ilk kez karşılık bulan bir güven ilişkisi kurar. Carl, Russell’a istemeden de olsa bağlanmaya başlar ve bu bağ, onu tekrar dünyaya açar. Bu süreçte Carl’ın değişimi, kaybı kabullenme ve yeni bağlar kurabilme kapasitesinin artışıyla açıklanabilir.

Filmin sonunda Carl, Ellie’nin albümünde yeni bir sayfa açmaz, onun geçmişte albüme eklediği son sayfaları fark eder. “Git bir macera yaşa” notuyla biten bu sahne, Ellie’nin hayal ettiği hayatın aslında yaşanmış olduğunu gösterir. Bu fark ediş, Carl’ın suçluluk duygusunu hafifletir ve yas sürecini tamamlamasını sağlar. Bu sahne, yasın içgörü ve kabullenişle sonlanabileceğini anlatan güçlü bir örnektir. Carl’ın evini bırakması ise filmdeki en sembolik sahnelerden biridir. Ev, geçmişin ağırlığını temsil ederken, onun terk edilmesi yeni başlangıçlara alan açıldığının bir göstergesidir.