Sismofobi (Deprem Korkusu)

Yazan: Şevval Atalay-

Korku duygusu, insan hayatının diğer duygular gibi bir parçasıdır. Son zamanlarda gerek ülkemizin yatkınlığı gerek dünyada depremler görülmektedir. Ve deprem de korku duygumuzu tetikleyen bir doğal afettir.

Sismofobi, yani deprem korkusu özellikle sismik açıdan aktif bölgelerde yaşayan bireylerde gördüğümüz özgül bir fobi türüdür. Bu fobi genellikle bireyin geçmişte deneyimlediği deprem sonrasında gelişir. Deprem esnasında yaşanan şiddetli korku, çaresizlik ve kontrol kaybı gibi duyguları tetiklediğinden dolayı beyinde travmatik bir iz bırakabilir. Sismofobi sadece doğrudan tanıklık etmemizle oluşmaz; medya aracılığıyla sıkça karşılaştığımız felaket haberleri, sosyal çevreden aktarılan kaygılı söylemler ya da beklenen büyük depremlere dair yapılan çarpıcı açıklamalar da bu korkunun gelişmesinde etkili olabilir. Özellikle çocukluk ya da ergenlik döneminde yaşanan travmaların ileri yaşlarda daha kalıcı ve yaygın anksiyete bozukluklarına dönüşmesi söz konusudur. Sismofobiye sahip bireyler, sadece deprem anında değil, depreme dair düşüncelerle bile yoğun bir kaygı yaşayabilirler. Bu kişiler evlerinin güvenliği konusunda takıntılı hale gelebilir, bina katlarını seçerken deprem riskini belirleyici faktör olarak görebilir veya deprem tatbikatları sırasında bile panik tepkileri gösterebilirler. Uykusuzluk, konsantrasyon güçlüğü, sürekli sallanma hissi, baş dönmesi ve fiziksel semptomlar (terleme, çarpıntı, nefes darlığı) bu fobiyle birlikte ortaya çıkabilir.


Kimileri çantalarında sürekli acil durum ekipmanları taşır, kimileri de evden dışarı çıkmayı veya kalabalık alanlara gitmeyi reddedebilir. Bu davranışlar zamanla sosyal izolasyona, akademik performansta düşüşe ve işlevsellikte ciddi sorunlara neden olabilir. Psikoloji gözünden sismofobi, özgül fobiler, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), yaygın anksiyete bozukluğu ve panik bozukluk gibi kavramlarla iç içe geçmiş biçimde değerlendirilmelidir. Sismofobi ile baş etmekte zorlanan bireylerde genellikle bilişsel çarpıtmalar mevcuttur. “Her an deprem olabilir”, “Bu bina kesin çöker”, “Depremde hayatta kalmam mümkün değil” gibi düşünceler bireyin güvenlik algısını bozar ve kaçınma davranışlarını tetikler. Bu noktada bilişsel davranışçı terapi (BDT), bireyin bu dağınık düşüncelerini sorgulayıp yeniden yapılandırmasını sağlayarak etkili sonuçlar verir. Travma odaklı terapi yaklaşımları, özellikle EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) terapisi, geçmiş travmatik deneyimlerin etkisini azaltmak açısından faydalı olabilir. Ayrıca gevşeme teknikleri, nefes egzersizleri ve farkındalık temelli yaklaşımlar da tedavi sürecinde destekleyici rol oynar. Toplumda yaygın olmasına rağmen genellikle göz ardı edilen sismofobi, aynı zamanda afetlere hazırlık düzeyi, kriz yönetimi ve psikolojik dayanıklılık gibi kolektif psikoloji konularıyla da doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda psikoloji bölümü öğrencileri, yalnızca bireysel terapötik süreçlerde değil, afet sonrası psikososyal destek hizmetlerinde ve toplumsal bilinçlendirme projelerinde de önemli roller üstlenebilir. Okullarda, işyerlerinde ve toplum genelinde düzenlenecek psikoeğitim programları sayesinde, bireylerin afetlere karşı daha bilinçli ve psikolojik olarak daha dirençli hale gelmeleri sağlanabilir. Sismofobi, sadece bireysel bir kaygı bozukluğu değil; aynı zamanda toplumun afetlere hazırlık düzeyinin psikolojik bir yansımasıdır. Bu nedenle psikoloji öğrencilerinin bu alandaki farkındalığı, hem akademik gelişimleri hem de ilerde yürütecekleri klinik ya da saha çalışmaları açısından büyük önem taşımaktadır.

Kaynakça:

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed.). Washington, DC: American Psychiatric Publishing.

Aslam, N., Kamal, A., & Malik, J. A. (2012). Coping strategies and mental health of earthquake survivors. Journal of the Pakistan Medical Association, 62(9), 905-908.

Başoğlu, M., Şalcıoğlu, E., & Livanou, M. (2007). A randomized controlled study of single-session behavioural treatment of earthquake-related post-traumatic stress disorder using an earthquake simulator. Psychological Medicine, 37(2), 203-213. https://doi.org/10.1017/S0033291706008949

Green, B. L. (1994). Psychosocial research in traumatic stress: An update. Journal of Traumatic Stress, 7(3), 341–362.

Önder, E., & Tural, Ü. (2004). Afet sonrası ruhsal tepkiler ve psikososyal müdahale.

Klinik Psikiyatri Dergisi, 7(2), 87-95.

Sezgin, U., & Punamäki, R. L. (2020). Earthquake trauma and mental health: A systematic review on predictors and treatment strategies. Turkish Journal of Psychiatry, 31(4), 288-297.

World Health Organization (WHO). (2013). Building back better: Sustainable mental health care after emergencies. Geneva: WHO Press. https://www.who.int/publications/i/item/9789241564571