İntihar Nedenleri
Yazan: Madina İmanlı-
İntiharı, bir kişinin kendi hayatına son verme eylemi olarak tanımlayabiliriz, bu eylemi tetikleyen psikolojik rahatsızlıklar, hastalıklar ve zorluklar vardır, bu yazıda ele alacağımız şey de insanları intihara sürükleyen nedenleri öğrenmek ve anlamak olacaktır. Okuduğum bir yazıda intihar dediğimiz eylemin yalnızca kendi hayatına bilerek kıymadan ibaret olmadığını, yani örneğin madde bağımlılığından muzdarip olan bir bireyin hastalığına bağlı olarak gelişen atak sonucu ortaya çıkan ölümü onun yaşadığı algı bozukluğu nedeniyle gerçekleşmiştir ve burada kişi kendi canına kast edeceğinin farkında olmayabileceği söyleniyordu.
İntiharın tanımını yaptık, şimdi de sebeplerini ele alalım.
İntiharın birçok nedeni vardır, bu nedenlerden en yaygını ve en güçlü olanı depresyondur. Bu bozukluk, kişinin içsel dünyasını karartan, yaşamdan alınan zevki azaltan ve umutsuzluk duygusunu derinleştiren bir süreçtir. Uzun süreli üzüntü, çaresizlik, değersizlik hissi ve zihinsel yorgunluk gibi belirtilerle bireyin yaşama olan bağlılığı zayıflar. DSM-5 göre, majör depresyon tanısı konan bireylerde intihar düşünceleri sık görülür ve bu düşünceler zamanla intihar planı ya da girişimine dönüşebilir. Özellikle tedavi edilmeyen ya da fark edilmeyen depresyon vakalarında, intihar riski ciddi oranda artmaktadır. Bu nedenler depresyonun, sadece bireyin psikolojik sağlığını değil, yaşamını da tehdit ettiğini gösteren nedenlerdir. Bir diğer sebep olarak psikolojik travmalar ve travma sonrası stres bozukluğu ele alabiliriz. Psikolojik travmalar, kişinin yaşamında ağır ve yıkıcı etkiler bırakabilen olaylardır. Cinsel saldırı, aile içi şiddet, doğal afetler, savaş veya büyük kazalar gibi travmatik deneyimler, bireyin duygusal ve zihinsel sağlığını derinden etkileyebilir. Travma sonrası stres bozukluğu, bu tür travmaların ardından gelişen ve kişinin sürekli olarak yaşadığı korku, suçluluk, çaresizlik gibi duygularla kendini gösterir. Kişi, geçmişte yaşadığı travmanın izlerini her an hissedebilir, anılar, kabuslar ya da travmatik olaylarla ilgili sürekli düşüncelerle mücadele edebilir. Travma sonrası stres bozukluğunun etkisiyle bireyler, kendilerini sürekli güvende hissetmezler, sosyal ilişkilerinde zorlanırlar ve günlük yaşamlarında sıkıntılar yaşayabilirler. Uzun süre devam eden duygusal ve zihinsel sıkıntılar, depresyon gibi ruhsal bozukluklara yol açabilir ve bazı durumlarda intihar düşüncelerine yol açabilir. Bu durum insanın intiharı acıdan kurtulmanın bir yolu olarak görmesine neden olabilir.
Duygu durumunun bozulmasına yol açabilecek ve bunun da intihar girişimde bulunmayı tetikleyecek bir diğer şey de kişinin yalnız kalması ve sosyal izolasyonda bulunmasıdır. Biz insanlar sosyal varlıklarız, sosyal yaşamdan uzun süre uzak kalmamızın getirdiği şeyler çok rahatsız vericidir. Enerjimizin azalmasının ve olumsuz düşüncelerimizin daha da artmasının nedeni olabilir bu durum. Diğer neden insanın ağır fiziksel hastalığa veya kronik bir acıya sahip olmasıdır. Uzun süre fiziksel hastalıklarla yaşamak hem beden hem de ruh üzerinde büyük bir yük oluşturabilir. Kanser, nörolojik rahatsızlıklar, ileri evre organ hastalıkları ya da tedavisi mümkün olmayan kronik ağrılar, zamanla insanın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür. Bu tür hastalıklar sadece fiziksel bir yıkım yaratmaz, aynı zamanda kişinin psikolojik dayanıklılığını da zayıflatır. Sürekli acı içinde yaşamak ya da iyileşmeye dair umutların tükenmesi, insanda umutsuzluk, yorgunluk ve tükenmişlik duygularını artırır. Günlük aktiviteleri sürdürememek, başkalarına muhtaç hissetmek ya da sevdiklerine yük olduğunu düşünmek de bu duyguları daha ağır ve katlanması zor hale getirebilir. Tüm bu zorluklar bir araya geldiğinde, kişi bazen yaşadığı acıyı sonlandırmanın tek yolu olarak intiharı görebilir. Bu tür durumlarda, fiziksel tedavi kadar duygusal destek de çok önemlidir, çünkü sevgi ve anlayış, kişiye güç ve umut verebilir.
İntihara bir diğer sebep olarak madde bağımlılığı ve alkolizmi ele alabiliriz. Madde bağımlılığı ve alkolizm, bireylerin ruhsal ve fiziksel sağlıklarını derinden etkileyen, genellikle uzun süre devam eden ve kontrol edilmesi zor durumlardır. Alkol ve uyuşturucu kullanımı, kişinin duygu durumunu bozarak, depresyon, kaygı, yalnızlık gibi duyguların şiddetini artırır. Bağımlılık, kişinin yaşamını hem fiziksel hem de psikolojik açıdan sarstığı için, sadece bedensel sağlığına değil, aynı zamanda sosyal, ailevi ve profesyonel yaşamına da büyük zarar verir. Madde kullanımı, bireyin stresle başa çıkma becerisini de azaltır ve zamanla bu durum, duygusal boşluk, çaresizlik ve umutsuzluk duygularını yoğunlaştırır. Alkol ya da uyuşturucu bağımlılığı, kişinin zihinsel sağlığını kontrol etmesini zorlaştırarak, depresif düşüncelerin yoğunlaşmasına ve anksiyeteye yol açabilir. Sosyal çevreden ve aileden uzaklaşmak, maddi sıkıntılar ve iş kaybı gibi beraberinde gelen zorluklar da bağımlılığı daha karmaşık ve zor hale getirir. Bağımlılık, kişinin kendine zarar verme düşüncelerine kapılmasına ve intiharı bir çıkış yolu olarak görmesine neden olabilir. Bu durumda, kişinin sadece madde kullanımını bırakması değil, aynı zamanda bağımlılığın psikolojik ve duygusal yanlarını da tedavi etmesi de önemlidir.
Kapanışı bana bu yazıya çok uygun gelen bir alıntıyla yapmak istiyorum:
“Kendini öldürmek istemek, aslında yaşamanın bir yolunu bulamamaktan ibarettir.” - Matt Haig’in “Reasons to Stay Alive”
Kaynakça:
https://madalyonklinik.com/gundem/intihar-nedenleri/ https://dergipark.org.tr/tr/pub/amauifd/issue/23616/251527 https://www.cdc.gov/suicide/facts/index.html
https://bmcpsychiatry.biomedcentral.com/articles/10.1186/s12888-019-2301-6 https://www.who.int/ru/news-room/fact-sheets/detail/suicide
İntiharı, bir kişinin kendi hayatına son verme eylemi olarak tanımlayabiliriz, bu eylemi tetikleyen psikolojik rahatsızlıklar, hastalıklar ve zorluklar vardır, bu yazıda ele alacağımız şey de insanları intihara sürükleyen nedenleri öğrenmek ve anlamak olacaktır. Okuduğum bir yazıda intihar dediğimiz eylemin yalnızca kendi hayatına bilerek kıymadan ibaret olmadığını, yani örneğin madde bağımlılığından muzdarip olan bir bireyin hastalığına bağlı olarak gelişen atak sonucu ortaya çıkan ölümü onun yaşadığı algı bozukluğu nedeniyle gerçekleşmiştir ve burada kişi kendi canına kast edeceğinin farkında olmayabileceği söyleniyordu.
İntiharın tanımını yaptık, şimdi de sebeplerini ele alalım.
İntiharın birçok nedeni vardır, bu nedenlerden en yaygını ve en güçlü olanı depresyondur. Bu bozukluk, kişinin içsel dünyasını karartan, yaşamdan alınan zevki azaltan ve umutsuzluk duygusunu derinleştiren bir süreçtir. Uzun süreli üzüntü, çaresizlik, değersizlik hissi ve zihinsel yorgunluk gibi belirtilerle bireyin yaşama olan bağlılığı zayıflar. DSM-5 göre, majör depresyon tanısı konan bireylerde intihar düşünceleri sık görülür ve bu düşünceler zamanla intihar planı ya da girişimine dönüşebilir. Özellikle tedavi edilmeyen ya da fark edilmeyen depresyon vakalarında, intihar riski ciddi oranda artmaktadır. Bu nedenler depresyonun, sadece bireyin psikolojik sağlığını değil, yaşamını da tehdit ettiğini gösteren nedenlerdir. Bir diğer sebep olarak psikolojik travmalar ve travma sonrası stres bozukluğu ele alabiliriz. Psikolojik travmalar, kişinin yaşamında ağır ve yıkıcı etkiler bırakabilen olaylardır. Cinsel saldırı, aile içi şiddet, doğal afetler, savaş veya büyük kazalar gibi travmatik deneyimler, bireyin duygusal ve zihinsel sağlığını derinden etkileyebilir. Travma sonrası stres bozukluğu, bu tür travmaların ardından gelişen ve kişinin sürekli olarak yaşadığı korku, suçluluk, çaresizlik gibi duygularla kendini gösterir. Kişi, geçmişte yaşadığı travmanın izlerini her an hissedebilir, anılar, kabuslar ya da travmatik olaylarla ilgili sürekli düşüncelerle mücadele edebilir. Travma sonrası stres bozukluğunun etkisiyle bireyler, kendilerini sürekli güvende hissetmezler, sosyal ilişkilerinde zorlanırlar ve günlük yaşamlarında sıkıntılar yaşayabilirler. Uzun süre devam eden duygusal ve zihinsel sıkıntılar, depresyon gibi ruhsal bozukluklara yol açabilir ve bazı durumlarda intihar düşüncelerine yol açabilir. Bu durum insanın intiharı acıdan kurtulmanın bir yolu olarak görmesine neden olabilir.
Duygu durumunun bozulmasına yol açabilecek ve bunun da intihar girişimde bulunmayı tetikleyecek bir diğer şey de kişinin yalnız kalması ve sosyal izolasyonda bulunmasıdır. Biz insanlar sosyal varlıklarız, sosyal yaşamdan uzun süre uzak kalmamızın getirdiği şeyler çok rahatsız vericidir. Enerjimizin azalmasının ve olumsuz düşüncelerimizin daha da artmasının nedeni olabilir bu durum. Diğer neden insanın ağır fiziksel hastalığa veya kronik bir acıya sahip olmasıdır. Uzun süre fiziksel hastalıklarla yaşamak hem beden hem de ruh üzerinde büyük bir yük oluşturabilir. Kanser, nörolojik rahatsızlıklar, ileri evre organ hastalıkları ya da tedavisi mümkün olmayan kronik ağrılar, zamanla insanın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür. Bu tür hastalıklar sadece fiziksel bir yıkım yaratmaz, aynı zamanda kişinin psikolojik dayanıklılığını da zayıflatır. Sürekli acı içinde yaşamak ya da iyileşmeye dair umutların tükenmesi, insanda umutsuzluk, yorgunluk ve tükenmişlik duygularını artırır. Günlük aktiviteleri sürdürememek, başkalarına muhtaç hissetmek ya da sevdiklerine yük olduğunu düşünmek de bu duyguları daha ağır ve katlanması zor hale getirebilir. Tüm bu zorluklar bir araya geldiğinde, kişi bazen yaşadığı acıyı sonlandırmanın tek yolu olarak intiharı görebilir. Bu tür durumlarda, fiziksel tedavi kadar duygusal destek de çok önemlidir, çünkü sevgi ve anlayış, kişiye güç ve umut verebilir.
İntihara bir diğer sebep olarak madde bağımlılığı ve alkolizmi ele alabiliriz. Madde bağımlılığı ve alkolizm, bireylerin ruhsal ve fiziksel sağlıklarını derinden etkileyen, genellikle uzun süre devam eden ve kontrol edilmesi zor durumlardır. Alkol ve uyuşturucu kullanımı, kişinin duygu durumunu bozarak, depresyon, kaygı, yalnızlık gibi duyguların şiddetini artırır. Bağımlılık, kişinin yaşamını hem fiziksel hem de psikolojik açıdan sarstığı için, sadece bedensel sağlığına değil, aynı zamanda sosyal, ailevi ve profesyonel yaşamına da büyük zarar verir. Madde kullanımı, bireyin stresle başa çıkma becerisini de azaltır ve zamanla bu durum, duygusal boşluk, çaresizlik ve umutsuzluk duygularını yoğunlaştırır. Alkol ya da uyuşturucu bağımlılığı, kişinin zihinsel sağlığını kontrol etmesini zorlaştırarak, depresif düşüncelerin yoğunlaşmasına ve anksiyeteye yol açabilir. Sosyal çevreden ve aileden uzaklaşmak, maddi sıkıntılar ve iş kaybı gibi beraberinde gelen zorluklar da bağımlılığı daha karmaşık ve zor hale getirir. Bağımlılık, kişinin kendine zarar verme düşüncelerine kapılmasına ve intiharı bir çıkış yolu olarak görmesine neden olabilir. Bu durumda, kişinin sadece madde kullanımını bırakması değil, aynı zamanda bağımlılığın psikolojik ve duygusal yanlarını da tedavi etmesi de önemlidir.
Kapanışı bana bu yazıya çok uygun gelen bir alıntıyla yapmak istiyorum:
“Kendini öldürmek istemek, aslında yaşamanın bir yolunu bulamamaktan ibarettir.” - Matt Haig’in “Reasons to Stay Alive”
Kaynakça:
https://madalyonklinik.com/gundem/intihar-nedenleri/ https://dergipark.org.tr/tr/pub/amauifd/issue/23616/251527 https://www.cdc.gov/suicide/facts/index.html
https://bmcpsychiatry.biomedcentral.com/articles/10.1186/s12888-019-2301-6 https://www.who.int/ru/news-room/fact-sheets/detail/suicide