Rüyaları Hatırlama Olasılığını Arttıran Etkenler Nedir?
Çeviri: Zeynep Sena Özdemir
Yeni yapılan bir araştırmaya göre yaşımız, rüyalara karşı olan tutumumuz ve derin olmayan uykuda geçirdiğimiz sürenin uzunluğu rüyaları hatırlamamıza etki etmektedir. Covid-19 pandemi sürecinin başında, garip rüyalar görmek ile ilgili raporlar artmış ve birçok insan, eskiye nazaran, rüyalarını daha sık hatırladığını belirtmişti. Daha önceki araştırmalardan bildiğimiz üzere travmatik olaylar, sıkıntı ve bunalım hali; rahatsız edici içerikler bulunduran rüyaların sayısındaki artışla ilişkilendirilebilir. Ancak Valentina Elce ve arkadaşlarının adlandırdığı rüyalardaki bu “ani artış” normalde bilinenlerden biraz daha farklı olabilir.
Rüyaları hatırlamayı sağlayan şeyin tam olarak ne olduğu hâlâ kesin olarak anlaşılamamaktadır. Valentina ve arkadaşları, yürüttükleri son çalışmada bazı etkenlerin, kişilerin rüyaları hatırlama eğilimlerini artırabileceğini fark etmişlerdir. Ekip, hakemli bir dergi olan “Communications Psychology” dergisinde de yayınlanan araştırmalarında, Mart 2020 ve Mart 2024 tarihleri arasında sağlıklı 204 İtalyan yetişkinin raporladığı rüyaları incelemişlerdir. Deneye katılan her bir katılımcı 15 günlük süre diliminde gördükleri rüyaları ve aktigrafik verileri (uykunun birtakım evrelerini belirlemeye yardımcı olan, uyku sırasındaki hareket verileri) raporladılar. Bunun yanı sıra anksiyete seviyeleri, zihin dağınıklıkları ve uyku alışkanlıkları hakkında sorular içeren anketlere yanıt verdiler. Ayrıca katılımcıların, rüyalara karşı tutumlarını anlamak ve bunu ölçmek için “rüyalar gerçek hislerim hakkında fikir sahibi olmak için iyi bir yoldur” ve “rüyalar beyinden gelen rastgele saçmalıklardan ibarettir” gibi sorularla inançları hakkında bilgi vermeleri istenmiştir. Veri toplama süreci bittiğinde araştırmacıların elinde, çeşitli ölçütlerle analiz etmek üzere 2900’den fazla rüya raporu kaydı vardı.
Yapılan analizler, rüyalara karşı olumlu tutum göstermenin, yüksek seviye zihin dalgınlığının ve uykunun hafif olduğu evrelerde daha uzun süre vakit geçirmenin uyandıktan sonra rüyaları hatırlamaya büyük ölçüde yardımcı olduğunu göstermektedir. Yaş gibi bireysel farklılıkların da önemi göz ardı edilmemelidir. Daha genç yaş aralığında olan katılımcıların, genel olarak rüyalarını hatırlamaları daha olasıdır. Öte yandan yaşça büyük katılımcıların, rüyadaki detayları unutarak rüyanın onlarda bıraktığı hisleri ve duyguları anlatmaya daha eğilimli oldukları görülmüştür. Bu tarz rüyalar beyaz rüya olarak da bilinir. Bu bulgu, rüyaları hatırlamada yaşa bağlı faktörlerin etkili olabileceğini gösterir.
Yeni yapılan bir araştırmaya göre yaşımız, rüyalara karşı olan tutumumuz ve derin olmayan uykuda geçirdiğimiz sürenin uzunluğu rüyaları hatırlamamıza etki etmektedir. Covid-19 pandemi sürecinin başında, garip rüyalar görmek ile ilgili raporlar artmış ve birçok insan, eskiye nazaran, rüyalarını daha sık hatırladığını belirtmişti. Daha önceki araştırmalardan bildiğimiz üzere travmatik olaylar, sıkıntı ve bunalım hali; rahatsız edici içerikler bulunduran rüyaların sayısındaki artışla ilişkilendirilebilir. Ancak Valentina Elce ve arkadaşlarının adlandırdığı rüyalardaki bu “ani artış” normalde bilinenlerden biraz daha farklı olabilir.
Rüyaları hatırlamayı sağlayan şeyin tam olarak ne olduğu hâlâ kesin olarak anlaşılamamaktadır. Valentina ve arkadaşları, yürüttükleri son çalışmada bazı etkenlerin, kişilerin rüyaları hatırlama eğilimlerini artırabileceğini fark etmişlerdir. Ekip, hakemli bir dergi olan “Communications Psychology” dergisinde de yayınlanan araştırmalarında, Mart 2020 ve Mart 2024 tarihleri arasında sağlıklı 204 İtalyan yetişkinin raporladığı rüyaları incelemişlerdir. Deneye katılan her bir katılımcı 15 günlük süre diliminde gördükleri rüyaları ve aktigrafik verileri (uykunun birtakım evrelerini belirlemeye yardımcı olan, uyku sırasındaki hareket verileri) raporladılar. Bunun yanı sıra anksiyete seviyeleri, zihin dağınıklıkları ve uyku alışkanlıkları hakkında sorular içeren anketlere yanıt verdiler. Ayrıca katılımcıların, rüyalara karşı tutumlarını anlamak ve bunu ölçmek için “rüyalar gerçek hislerim hakkında fikir sahibi olmak için iyi bir yoldur” ve “rüyalar beyinden gelen rastgele saçmalıklardan ibarettir” gibi sorularla inançları hakkında bilgi vermeleri istenmiştir. Veri toplama süreci bittiğinde araştırmacıların elinde, çeşitli ölçütlerle analiz etmek üzere 2900’den fazla rüya raporu kaydı vardı.
Yapılan analizler, rüyalara karşı olumlu tutum göstermenin, yüksek seviye zihin dalgınlığının ve uykunun hafif olduğu evrelerde daha uzun süre vakit geçirmenin uyandıktan sonra rüyaları hatırlamaya büyük ölçüde yardımcı olduğunu göstermektedir. Yaş gibi bireysel farklılıkların da önemi göz ardı edilmemelidir. Daha genç yaş aralığında olan katılımcıların, genel olarak rüyalarını hatırlamaları daha olasıdır. Öte yandan yaşça büyük katılımcıların, rüyadaki detayları unutarak rüyanın onlarda bıraktığı hisleri ve duyguları anlatmaya daha eğilimli oldukları görülmüştür. Bu tarz rüyalar beyaz rüya olarak da bilinir. Bu bulgu, rüyaları hatırlamada yaşa bağlı faktörlerin etkili olabileceğini gösterir.
İlgi çekici bir diğer bulgu ise katılımcıların, mevsimsel değişikliklerin rüyaları hatırlama becerilerini etkilediğini bildirmelerdir. Katılımcılar, ilkbahar ile kıyaslandığında kış aylarında rüyalarını daha az hatırladıklarını paylaşmışlardır. Bu da biyolojik saat, ya da çevresel koşullar gibi bir takım faktörlerin, rüyaları hatırlama becerilerine etkisi olabileceği şeklinde yorumlanabilir. Araştırmacılar, yapılan bu çalışmanın, sağlıklı popülasyonların rüya hatırlama becerilerini anlamakta bir kıstas olarak hizmet etmesini ve ileride yapılabilecek klinik çalışmalar için bir karşılaştırma ölçütü olmasını ümit etmektedirler. Zaman ilerledikçe bu tür çalışmalar sayesinde, rüyalarda meydana gelen değişikliklerin daha iyi tanı koymada yardımcı olabileceğine inanmaktadırlar. Benzer nitelikteki daha büyük ve daha çeşitli veri setleri bu yöndeki çabaları güçlendirecektir.