Pembe Fili Düşünme

Yazan: Alanur Bilir

Bir duygu ne kadar bastırılırsa o kadar güçlenir. Psikolog Zeynep Selvili “Pembe Fili Düşünme” kitabında adeta okuyucularının bu farkındalığı kazanmasını sağlıyor. Kitabın en güçlü yönlerinden bir tanesi, Zeynep Selvili’nin kendi deneyimlerini içeriyor olması. Selvili, üniversite yıllarında yaşadığı panik atak deneyimi ile birlikle duygularını bastırdığını nasıl farkına vardığını ve onlarla yüzleşmeyi nasıl öğrendiğini ve bunun ne kadar iyileştirici olduğunu gözler önüne seriyor.

Yazar kitabın ilk bölümünde, üniversite yıllarında geçirdiği panik atak deneyimini okuyucularına samimi bir şekilde aktarıyor. Yazarın anlattığına göre bu deneyim onun için o kadar kötüymüş ki bir daha aynı deneyimi yaşamamak için kendini eve kapatarak neredeyse sosyal hayattan tamamen izole olmaya çalışmış. Yaşadığı her an aklında tek bir soru yankılanıyormuş; “Ya yeniden panik atak geçirirsem?” Ancak Selvili, zamanla duygularından ve hatta hayattan kaçmanın hiçbir şeyi düzeltmediğini aksine onu daha çok esir ettiğini farkına varmış ve bunun sonucunda kendi iyileşme süreci başlamış.

Selvili’nin bu kitabı bildiğimiz kişisel gelişim kitaplarının aksine okuyucularına sadece mutlu, iyi, pozitif olmayı öğütlemiyor. Bunun aksine kötü duygularımızı iyi duygulara dönüştürmek veya yok saymak yerine onları kabul etmemiz gerektiğini anlatıyor. Aslında kitaba adını veren ve kitabın okuyuculara öğütlediği ilk konu olan “Pembe Fili Düşünme” olayı bu temele dayanıyor. Eğer biri bize pembe fili düşünme derse, biz sürekli pembe fili düşünmemeye çalışırız ancak bu tam tersi bir duruma yol açar ve biz kendimizi sürekli pembe fili düşünürken buluruz. Yani pembe fil istemeden de olsa zihnimizde yer edinmeye başlar. Aslında burada pembe fil sadece bir metafor. Her birimiz hayatımızdaki pembe filleri düşünüp onları pembe fil olmaktan çıkarmalıyız.

Kitapta yazarın üzerinde durduğu bir diğer konu “kendine şefkat”. Selvili bu kitabında, kişilerin kendilerine yönelik acımasız iç seslerine karşı bir öz şefkat geliştirmeleri gerektiğini söylüyor. Herkesin içerisinde eleştirel bir ses vardır; “Bunu yapamadın çünkü yeterince iyi değilsin.” Yazar, bu iç sesin farkına varmayı ve ona karşı şefkatli bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini okuyucuya öneriyor. Örneğin, kendimize şunu söylemeyi öğrenmeliyiz; “ Şu anda zorlanıyorsun ve bu çok insanca bir durum.”

Yazarın üstünde durduğu üçüncü konu ise düşüncelerle aramıza mesafe koymak. Düşüncelerimizin her zaman gerçeği yansıtmadığını anlamak kitabın ana mesajlarından biridir. Yani aslında zihnimizde dolaşıp duran “Bunu başaramayacağım!” cümlesi gerçeği değil sadece bizim zihnimizden geçen bir cümleyi ifade eder. Bu nedenle bunun sadece bir düşünce olduğuna odaklanmalı gerçeği yansıtmadığını farkına varmalıyız. Aynı zamanda kitabın içerisinde okuyucuların bunları gerçekleştirmesini sağlamaya yardımcı olacak birçok egzersiz mevcut.

Pembe Fili Düşünme kitabı, kişinin içsel dünyasına ışık tutan bir rehber gibi. Selvili, okuyucularını zihinlerindeki pembe filleri sürekli kovalamaktan ve o fillerle tartışmaktan vazgeçmeye ve onları olduğu gibi kabul etmeye çağırıyor. Kitap sadece teorik bilgilerle sınırlı kalmak yerine birçok pratik bilgi ile beraber okuyucuya rehberlik ediyor. Umarız ki herkes bir gün pembe fillerini olduğu gibi kabul etmesi gerektiğini farkına varır.