Çocuklarda Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu’nu Anlamak
Çeviri: Ayşe Eda Güler
Çocuklarda DKB'nin belirtileri ve semptomları
Leigh, terapiye ilk geldiğinde 4 yaşındaydı. Babası ve üvey annesi, Leigh’in son zamanlarda kabuslar görmeye başlaması, fiziksel bir kaynağı olmayan kulak ağrıları çekmesi ve kendilerine aşırı bağımlı hale gelmesi nedeniyle bir terapiste gitmesi gerektiğini düşündüler. Leigh'in davranışları seanstan seansa çok değişiyordu: Bazen terapistine saldırganlık gösteriyor, tekme atıp küfrediyor ve adının Melissa olduğunu ısrarla söylüyordu. Diğer zamanlarda ise Leigh sanki dalıp gitmiş gibi sessizce oturuyordu.
Bir seans sırasında, Leigh agresif bir öfke nöbeti geçirdi ve terapistine bir vazo fırlatarak odadan koşarak çıktı. Geri döndüğünde, sessiz ve utangaç bir şekilde terapistine koluna ne olduğunu sordu ve az önce yaşananları hatırlayamadı. Birkaç aylık terapinin ardından terapist, Leigh'in kendisini 2 yaşındayken terk eden biyolojik annesiyle yeniden iletişime geçtiğini fark etti. Leigh, biyolojik annesinin evine her gittiğinde üvey babasının 9 yaşındaki oğlu tarafından gizlice cinsel istismara uğruyordu. Kısa süre sonra Leigh’e Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu teşhisi kondu.

Uluslararası Travma ve Dissosiyasyon Çalışmaları Derneği, Dissosiyatif Kimlik Bozukluğunu (önceki adıyla Çoklu Kişilik Bozukluğu), bireyin davranışlarını farklı zamanlarda kontrol eden birden fazla belirgin kimlik veya kişiliğin varlığıyla tanımlamaktadır. Bu ruhsal rahatsızlığa sahip olan kişiler, kendileriyle ilgili önemli kişisel bilgileri hatırlamakta belirgin bir zorluk yaşar. Her kişilik durumunun ayrı bir adı, geçmişi, kimliği, yaşı ve hatta çeşitli yetenekleri ve engelleri olabilir. Çoğumuz, filmlerde ya da televizyonda tasvir edildiği şekliyle yetişkinlerde görülen DKB'ye aşinayız. Fakat DKB çocuklarda da görülebilir çünkü bu bozukluk genellikle çocukluk zamanında meydana gelen ciddi ihmal, istismar ve travma nedeniyle erken yaşta başlar.
Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü’nden Psikiyatrist Frank Putnam, bu bozukluğun etiyolojisine dair bu görüşü desteklemektedir. Ciddi ihmale, cinsel veya fiziksel istismara maruz kalan küçük çocukların, suçluyla mücadele etme ya da ondan kaçma konusunda etkili bir yöntemleri yoktur. Ağır travmayı atlatabilmek için, istismara uğrayan çocuğun sahip olduğu tek araç, o anki olayı ayrışmayla (dissosiyasyon) geçiştirmektir. Çocuğun zihnini fiziksel deneyimden ayırması ona bir koruma hissi sağlar. Ayrıca ayrışma (dissosiyasyon) hafıza kodlama sürecini engeller ve bu nedenle kişide bazen travmatik olaya dair hiç anı kalmaz ya da çok az anı kalır.
Ayrışma (disosiyasyon), çocukların kötü muameleyle kısa vadede başa çıkmalarına yardımcı olabilir ancak uzun vadede sorun yaratabilir. Bazı travma yaşamış çocuklar, stresle başa çıkmak için sınıf, oyun alanı ya da ev gibi farklı yerlerde ayrışmayı (dissosiyasyonu) kullanır. Anıların, duyguların ve düşüncelerin sık sık ayrışması (dissosiyasyonu) normal işleyişi engeller ve sosyalleşme problemlerine sebebiyet verebilir.
Çocuklarda, DKB tanısını doğru koyabilmek zorlayıcı olabilir. Ve sıklıkla çocuklarda DKB teşhisi, depresyon ve DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) gibi daha yaygın zihinsel hastalıklarla karıştırmakta ve bu durum da yanlış tedavilere yol açmaktadır.
Cornell Üniversitesi'nde insan gelişimi profesörü olan Jeffrey Haugaard, DKB teşhisine sahip çocuklarda olan bazı semptomları ana hatlarıyla ortaya koymuştur. Yaygın belirtiler arasında çocuğun sıkça uzaklara dalıp gitmesi veya hayal kurması (trans benzeri hallere girmesi) ve çocuğun azarlandığında sebebini anlamaması gibi ifadeler yer alır. Veya çocuk; yemek, oyun, giysi tercihlerinde farklılığa gider ve kullandığı aksan, ses tonu ve el yazısında da dramatik değişiklikler gösterebilir. Çocuk, zaman dilimlerini unutarak (önceki günü hatırlamamak gibi) tekrarlayan amnezi dönemleri yaşayabilir ve başkaları tarafından şahsen yaptığı görülen davranışlarını inkâr edebilir. Bunlar olumsuz davranışlar olabilir, aynı zamanda çocuğun reddetmeye gerek duymadığı önemsiz davranışlar da olabilir. DKB'li çocuklarda görülen diğer yaygın belirtiler, okul çağında bile hayali bir arkadaşa sahip olma ve hiçbir sebep yokken ortaya çıkan öfke patlamaları ile şiddet içerikli davranışlardır.
British Columbia'da çalışan bir psikolog olan Lise McLewin, normal gelişim gösteren çocuklar ile DKB'li çocukların hayali oyunları arasında birkaç fark olduğunu öne sürmektedir. DKB'li çocukların, daha erken yaşlarda (2 veya 3 yaşında) hayali arkadaşlar edinme olasılığı çok daha yüksektir ve genellikle daha fazla hayali arkadaşları vardır. Bu hayali arkadaşlar, büyük ölçüde gerçeklik karmaşası ve sürekli taklitlerle çocuğa gerçekmiş gibi görünür. Hayali arkadaş her zaman çocuğun yararına hareket etmez. Ayrıca çocuk yaptığı yanlış davranışlarını gerçekten hatırlamayabilir ve suçu hayali arkadaşına atabilir.
Normal gelişim gösteren çocuklar, gerçek ile hayal arasındaki farkı daha iyi anlar ve hayali arkadaşlarının gerçek olmadığını bilirler. Ayrıca bu tür oyunları 10 yaşına kadar bırakma eğilimindedirler.
DKB'li bireyler, genellikle psikoterapi ile tedavi edilir. Hipnoz, sanat veya oyun terapisi gibi sözel olmayan psikoterapi yöntemleri de yaygındır. Çünkü bu terapiler, hastanın travmayı sözlü olarak ifade etmesinin çok zor olduğu durumlarda çocukların duygularını ortaya koymasına yardımcı olur. DKB'li çocuklar, yetişkinlere göre daha kolay tedavi edilebilir ve iyileşme oranları daha yüksektir. Dolayısıyla bu bozukluğun belirtilerinin sağlık profesyonelleri ve ebeveynler tarafından erken dönemde fark edilmesi ve tedavi edilmesi önemlidir.
KAYNNAKÇA: RobertMuller
https://www.psychologytoday.com/us/blog/talking-about-trauma/201312/understanding-dissociative-identity-disorder-in-children
Çocuklarda DKB'nin belirtileri ve semptomları
Leigh, terapiye ilk geldiğinde 4 yaşındaydı. Babası ve üvey annesi, Leigh’in son zamanlarda kabuslar görmeye başlaması, fiziksel bir kaynağı olmayan kulak ağrıları çekmesi ve kendilerine aşırı bağımlı hale gelmesi nedeniyle bir terapiste gitmesi gerektiğini düşündüler. Leigh'in davranışları seanstan seansa çok değişiyordu: Bazen terapistine saldırganlık gösteriyor, tekme atıp küfrediyor ve adının Melissa olduğunu ısrarla söylüyordu. Diğer zamanlarda ise Leigh sanki dalıp gitmiş gibi sessizce oturuyordu.
Bir seans sırasında, Leigh agresif bir öfke nöbeti geçirdi ve terapistine bir vazo fırlatarak odadan koşarak çıktı. Geri döndüğünde, sessiz ve utangaç bir şekilde terapistine koluna ne olduğunu sordu ve az önce yaşananları hatırlayamadı. Birkaç aylık terapinin ardından terapist, Leigh'in kendisini 2 yaşındayken terk eden biyolojik annesiyle yeniden iletişime geçtiğini fark etti. Leigh, biyolojik annesinin evine her gittiğinde üvey babasının 9 yaşındaki oğlu tarafından gizlice cinsel istismara uğruyordu. Kısa süre sonra Leigh’e Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu teşhisi kondu.
Uluslararası Travma ve Dissosiyasyon Çalışmaları Derneği, Dissosiyatif Kimlik Bozukluğunu (önceki adıyla Çoklu Kişilik Bozukluğu), bireyin davranışlarını farklı zamanlarda kontrol eden birden fazla belirgin kimlik veya kişiliğin varlığıyla tanımlamaktadır. Bu ruhsal rahatsızlığa sahip olan kişiler, kendileriyle ilgili önemli kişisel bilgileri hatırlamakta belirgin bir zorluk yaşar. Her kişilik durumunun ayrı bir adı, geçmişi, kimliği, yaşı ve hatta çeşitli yetenekleri ve engelleri olabilir. Çoğumuz, filmlerde ya da televizyonda tasvir edildiği şekliyle yetişkinlerde görülen DKB'ye aşinayız. Fakat DKB çocuklarda da görülebilir çünkü bu bozukluk genellikle çocukluk zamanında meydana gelen ciddi ihmal, istismar ve travma nedeniyle erken yaşta başlar.
Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü’nden Psikiyatrist Frank Putnam, bu bozukluğun etiyolojisine dair bu görüşü desteklemektedir. Ciddi ihmale, cinsel veya fiziksel istismara maruz kalan küçük çocukların, suçluyla mücadele etme ya da ondan kaçma konusunda etkili bir yöntemleri yoktur. Ağır travmayı atlatabilmek için, istismara uğrayan çocuğun sahip olduğu tek araç, o anki olayı ayrışmayla (dissosiyasyon) geçiştirmektir. Çocuğun zihnini fiziksel deneyimden ayırması ona bir koruma hissi sağlar. Ayrıca ayrışma (dissosiyasyon) hafıza kodlama sürecini engeller ve bu nedenle kişide bazen travmatik olaya dair hiç anı kalmaz ya da çok az anı kalır.
Ayrışma (disosiyasyon), çocukların kötü muameleyle kısa vadede başa çıkmalarına yardımcı olabilir ancak uzun vadede sorun yaratabilir. Bazı travma yaşamış çocuklar, stresle başa çıkmak için sınıf, oyun alanı ya da ev gibi farklı yerlerde ayrışmayı (dissosiyasyonu) kullanır. Anıların, duyguların ve düşüncelerin sık sık ayrışması (dissosiyasyonu) normal işleyişi engeller ve sosyalleşme problemlerine sebebiyet verebilir.
Çocuklarda, DKB tanısını doğru koyabilmek zorlayıcı olabilir. Ve sıklıkla çocuklarda DKB teşhisi, depresyon ve DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) gibi daha yaygın zihinsel hastalıklarla karıştırmakta ve bu durum da yanlış tedavilere yol açmaktadır.
Cornell Üniversitesi'nde insan gelişimi profesörü olan Jeffrey Haugaard, DKB teşhisine sahip çocuklarda olan bazı semptomları ana hatlarıyla ortaya koymuştur. Yaygın belirtiler arasında çocuğun sıkça uzaklara dalıp gitmesi veya hayal kurması (trans benzeri hallere girmesi) ve çocuğun azarlandığında sebebini anlamaması gibi ifadeler yer alır. Veya çocuk; yemek, oyun, giysi tercihlerinde farklılığa gider ve kullandığı aksan, ses tonu ve el yazısında da dramatik değişiklikler gösterebilir. Çocuk, zaman dilimlerini unutarak (önceki günü hatırlamamak gibi) tekrarlayan amnezi dönemleri yaşayabilir ve başkaları tarafından şahsen yaptığı görülen davranışlarını inkâr edebilir. Bunlar olumsuz davranışlar olabilir, aynı zamanda çocuğun reddetmeye gerek duymadığı önemsiz davranışlar da olabilir. DKB'li çocuklarda görülen diğer yaygın belirtiler, okul çağında bile hayali bir arkadaşa sahip olma ve hiçbir sebep yokken ortaya çıkan öfke patlamaları ile şiddet içerikli davranışlardır.
British Columbia'da çalışan bir psikolog olan Lise McLewin, normal gelişim gösteren çocuklar ile DKB'li çocukların hayali oyunları arasında birkaç fark olduğunu öne sürmektedir. DKB'li çocukların, daha erken yaşlarda (2 veya 3 yaşında) hayali arkadaşlar edinme olasılığı çok daha yüksektir ve genellikle daha fazla hayali arkadaşları vardır. Bu hayali arkadaşlar, büyük ölçüde gerçeklik karmaşası ve sürekli taklitlerle çocuğa gerçekmiş gibi görünür. Hayali arkadaş her zaman çocuğun yararına hareket etmez. Ayrıca çocuk yaptığı yanlış davranışlarını gerçekten hatırlamayabilir ve suçu hayali arkadaşına atabilir.
Normal gelişim gösteren çocuklar, gerçek ile hayal arasındaki farkı daha iyi anlar ve hayali arkadaşlarının gerçek olmadığını bilirler. Ayrıca bu tür oyunları 10 yaşına kadar bırakma eğilimindedirler.
DKB'li bireyler, genellikle psikoterapi ile tedavi edilir. Hipnoz, sanat veya oyun terapisi gibi sözel olmayan psikoterapi yöntemleri de yaygındır. Çünkü bu terapiler, hastanın travmayı sözlü olarak ifade etmesinin çok zor olduğu durumlarda çocukların duygularını ortaya koymasına yardımcı olur. DKB'li çocuklar, yetişkinlere göre daha kolay tedavi edilebilir ve iyileşme oranları daha yüksektir. Dolayısıyla bu bozukluğun belirtilerinin sağlık profesyonelleri ve ebeveynler tarafından erken dönemde fark edilmesi ve tedavi edilmesi önemlidir.
KAYNNAKÇA: RobertMuller
https://www.psychologytoday.com/us/blog/talking-about-trauma/201312/understanding-dissociative-identity-disorder-in-children