Beş Sevgi Dili
Yazan: Beyzanur Altunboğa
“İnsanlar sevgiye açlar; mutlu ya da mutsuz biten sayısız aşk hikayesi izlerler, yüzlerce saçma aşk şarkısı dinlerler. Buna rağmen, pek azı sevgiye ilişkin bir şeyler öğrenmenin gerekli olduğunu düşünür.” (Erich Fromm, Sevme Sanatı)
Sevgi ve ait olma ihtiyacı, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde üçüncü basamakta yer alan temel bir ihtiyaçtır. Hayatımız boyunca ailemizden, arkadaşlarımızdan ve romantik partnerlerimizden sevgi görmek isteriz. Fakat bazen sevdiğimiz insanlara sevgimizi gösterdiğimizi düşünsek de onlar bunu hissedemeyebilir. Bu noktada ilişkilerde kopukluklar ve yanlış anlaşılmalar başlar. Danışmanlığını yaptığı sayısız çift ile ilgili gözlemlerine dayanarak Beş Sevgi Dili kitabını yazan Garry Chapman, insanların sevgi dillerinin birbirlerinden farklı olduğunu, ilişkilerdeki kopuklukların ve iletişim sorunlarının karşımızdaki kişinin sevgi dilini bilmediğimiz için yaşandığını söyler. Ona göre sorun sevgide değil sevginin iletim biçimindedir.
Kitabımıza göre temelde beş baskın sevgi dili bulunur: onaylayıcı kelimeler kullanmak, kaliteli zaman geçirmek, hediye almak, hizmet eylemleri ve fiziksel temas. Peki bir sevgi dili nasıl baskın sevgi dilimiz olur? Çocukluk yıllarımızın başlarında; ebeveynlerimiz, öğretmenlerimiz, yaşıtlarımız ve çevremizdeki diğer kişilerden öğrendiğimiz sevgiyi ifade etme biçimlerine dayanarak baskın sevgi dilimiz şekillenir. Elbette tek bir sevgi dili kullanılmaz ancak kişinin ana dilini daha iyi konuşması ve anlaması gibi, baskın sevgi dilimiz ile sevgiyi daha etkili iletir ve algılarız. Kendi baskın sevgi dilimizin hangisi olduğunu anlamak, çevremizdeki insanlardan beklentilerimizi şekillendirebilir; karşımızdaki kişinin sevgi dilinin ne olduğunu bilmek ve sevgimizi bu şekilde ifade etmeye başlamak ise daha sağlıklı ilişkiler kurmamızı sağlar. Örneğin baskın sevgi dili onaylayıcı kelimeler olan bir kişiye hediye alarak sevgi göstermenin etkili olmayabileceği gibi; kaliteli zaman sevgi diline sahip kişi hizmet eylemlerini sevgiyi gösterme biçimi olarak algılamayabilir. Karşımızdaki kişinin sevgi dilini öğrenmenin önemi ise bu noktada belirginleşiyor.
Kitapta her bir sevgi dilinin toplamda beş bölümde, Chapman’ın gerçek danışanları üzerinden; gizlilikleri korunarak anlatıldığını görüyoruz. Çiftlerin, kendi sevgi dilleri olmayan bir sevgi dilini konuşmaya başlama süreçleri, karşılaşılması muhtemel sorunlar anlatılıyor ve bunlar için farklı çözüm yolları, öneriler sunuluyor. Ayrıca kitapta kendi baskın sevgi dilimizi öğrenmeye yönelik ayrı bir bölüm de bulunmakta. Çünkü Chapman’a göre kişi kendi sevgi dilini anlamadan başkalarına sevgiyi doğru şekilde gösteremez. Bunu da sevginin etkili olabilmesi için kendi sevgi dilimize göre değil, karşımızdaki kişinin sevgi diline göre hareket etmemiz gerektiği ile açıklar.
Böylece kitap sunduğu gerçek örneklerle, bizlere hem kendi sevgi dilimizi hem de karşımızdaki kişinin sevgi dilini anlamak konusunda rehberlik sağlamakta. Beş Sevgi Dili kitabı, ilişkilerinde daha derin bağlar kurmak, sevgiyi doğru ifade etmek ve sevdiklerinin ihtiyaçlarını daha iyi anlamak isteyen herkes için faydalı bir kılavuz. Her ne kadar kitaptaki anlatım ve örnekler romantik ilişkiler üzerine yoğunlaşmış olsa da beş sevgi dili teorisi ebeveyn-çocuk, arkadaşlık, öğretmen-öğrenci ve iş ilişkilerinin geliştirilmesi için oldukça yarar sağlayabilir. Bu noktada Chapman’ın Beş Sevgi Dili kitabının ilgi görmesinin ardından yazdığı Çocuklar İçin Beş Sevgi Dili, Ergenler İçin Beş Sevgi Dili ve İşyerinde Beş Takdir Dili kitaplarını da okumanızı öneriyoruz.
“İnsanlar sevgiye açlar; mutlu ya da mutsuz biten sayısız aşk hikayesi izlerler, yüzlerce saçma aşk şarkısı dinlerler. Buna rağmen, pek azı sevgiye ilişkin bir şeyler öğrenmenin gerekli olduğunu düşünür.” (Erich Fromm, Sevme Sanatı)
Sevgi ve ait olma ihtiyacı, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde üçüncü basamakta yer alan temel bir ihtiyaçtır. Hayatımız boyunca ailemizden, arkadaşlarımızdan ve romantik partnerlerimizden sevgi görmek isteriz. Fakat bazen sevdiğimiz insanlara sevgimizi gösterdiğimizi düşünsek de onlar bunu hissedemeyebilir. Bu noktada ilişkilerde kopukluklar ve yanlış anlaşılmalar başlar. Danışmanlığını yaptığı sayısız çift ile ilgili gözlemlerine dayanarak Beş Sevgi Dili kitabını yazan Garry Chapman, insanların sevgi dillerinin birbirlerinden farklı olduğunu, ilişkilerdeki kopuklukların ve iletişim sorunlarının karşımızdaki kişinin sevgi dilini bilmediğimiz için yaşandığını söyler. Ona göre sorun sevgide değil sevginin iletim biçimindedir.
Kitabımıza göre temelde beş baskın sevgi dili bulunur: onaylayıcı kelimeler kullanmak, kaliteli zaman geçirmek, hediye almak, hizmet eylemleri ve fiziksel temas. Peki bir sevgi dili nasıl baskın sevgi dilimiz olur? Çocukluk yıllarımızın başlarında; ebeveynlerimiz, öğretmenlerimiz, yaşıtlarımız ve çevremizdeki diğer kişilerden öğrendiğimiz sevgiyi ifade etme biçimlerine dayanarak baskın sevgi dilimiz şekillenir. Elbette tek bir sevgi dili kullanılmaz ancak kişinin ana dilini daha iyi konuşması ve anlaması gibi, baskın sevgi dilimiz ile sevgiyi daha etkili iletir ve algılarız. Kendi baskın sevgi dilimizin hangisi olduğunu anlamak, çevremizdeki insanlardan beklentilerimizi şekillendirebilir; karşımızdaki kişinin sevgi dilinin ne olduğunu bilmek ve sevgimizi bu şekilde ifade etmeye başlamak ise daha sağlıklı ilişkiler kurmamızı sağlar. Örneğin baskın sevgi dili onaylayıcı kelimeler olan bir kişiye hediye alarak sevgi göstermenin etkili olmayabileceği gibi; kaliteli zaman sevgi diline sahip kişi hizmet eylemlerini sevgiyi gösterme biçimi olarak algılamayabilir. Karşımızdaki kişinin sevgi dilini öğrenmenin önemi ise bu noktada belirginleşiyor.
Kitapta her bir sevgi dilinin toplamda beş bölümde, Chapman’ın gerçek danışanları üzerinden; gizlilikleri korunarak anlatıldığını görüyoruz. Çiftlerin, kendi sevgi dilleri olmayan bir sevgi dilini konuşmaya başlama süreçleri, karşılaşılması muhtemel sorunlar anlatılıyor ve bunlar için farklı çözüm yolları, öneriler sunuluyor. Ayrıca kitapta kendi baskın sevgi dilimizi öğrenmeye yönelik ayrı bir bölüm de bulunmakta. Çünkü Chapman’a göre kişi kendi sevgi dilini anlamadan başkalarına sevgiyi doğru şekilde gösteremez. Bunu da sevginin etkili olabilmesi için kendi sevgi dilimize göre değil, karşımızdaki kişinin sevgi diline göre hareket etmemiz gerektiği ile açıklar.
Böylece kitap sunduğu gerçek örneklerle, bizlere hem kendi sevgi dilimizi hem de karşımızdaki kişinin sevgi dilini anlamak konusunda rehberlik sağlamakta. Beş Sevgi Dili kitabı, ilişkilerinde daha derin bağlar kurmak, sevgiyi doğru ifade etmek ve sevdiklerinin ihtiyaçlarını daha iyi anlamak isteyen herkes için faydalı bir kılavuz. Her ne kadar kitaptaki anlatım ve örnekler romantik ilişkiler üzerine yoğunlaşmış olsa da beş sevgi dili teorisi ebeveyn-çocuk, arkadaşlık, öğretmen-öğrenci ve iş ilişkilerinin geliştirilmesi için oldukça yarar sağlayabilir. Bu noktada Chapman’ın Beş Sevgi Dili kitabının ilgi görmesinin ardından yazdığı Çocuklar İçin Beş Sevgi Dili, Ergenler İçin Beş Sevgi Dili ve İşyerinde Beş Takdir Dili kitaplarını da okumanızı öneriyoruz.