Badem (Almond)
Yazan: Yüsra Çakır
Şimdi sizden bir yaşam hayal etmenizi istiyorum; duygulardan yoksun bir yaşam. Yüzünüzü ısıran soğuğun acısı kulaklarınızı çınlatıyor, trajik bir şekilde can veren yakınlarınızın ölümüne birebir şahit oluyorsunuz ya da bedeninizi ele geçiren mikroplarla bir savaş içerisindesiniz ancak tüm bunlara rağmen üzüntü hissedemiyorsunuz, ağlayamıyorsunuz. Öte yandan pozitif anlamda yaşanan olaylar karşısında vücudu tümüyle saran o özenilesi mutluluk duygusu sizde yok, mimikleriniz gülümsemeye yabancı. Hayal etmesi dahi güç olan bu durumu bizzat yaşayan Yunjae’nin hikayesini konu edinen romanımız ‘Badem’ üzerine konuşacağım sizlerle bu yazımda.
Yunjae, normal bir insanın sahip olduğu amigdalaya kıyasla daha küçük boyutlarda bir amigdalaya sahip ve bu durumun ortaya çıkardığı ‘aleksitimi (duygu körlüğü)’ isimli bir hastalıktan muzdarip. Amigdala, beynimizin duygu merkezi olarak bilinen limbik sistemin önemli bir parçası ve kişinin korku, öfke ve endişe gibi duygularının yönetiminde görev alan badem şeklinde bir yapı. Bunun yanı sıra tehlike algısı, duygusal kontrol ve sayılabilecek daha pek çok önemli görevi bulunmakta. Doğuştan küçük boyutlu amigdalası sebebiyle Yunjae, gelişmemiş bir duygusal farkındalığa sahip ve bu yüzden duyguları algılamakta oldukça zorluk çekiyor. Annesi ve ninesiyle birlikte sakin bir yaşam süren Yunjae, bir gün oldukça trajik bir biçimde ninesinin ölümüne ve annesinin komaya girmesine sebep olan bir olaya şahit oluyor. Bu olayla birlikte yeni hayatına ve onu bekleyen ergenlik dönemine adım atışını, hayatına giren yeni insanlarla ve yeni tecrübelerle beraber gelişen duygu farkındalığını okuyoruz.
Kitapta Yunjae’nin duygularla tanışmasını sağlayan özellikle iki önemli karakterimiz var: Gon ve Dora. Duygusuz görüntüsü sebebiyle türlü zorbalıklara maruz kalan Yunjae’nin kabadayılarından birisi de Gon. Yunjae’nin Gon ile iletişime geçmesinin temel sebebi, ninesi ve annesinin başına gelen kötü olayın sorumlusu olan adamın içerisinde bulunduğu duygu durumunu anlamak istemesi oluyor. Oldukça şiddete meyilli ve öfke küpü olarak değerlendirilebilecek Gon’un bu tavırlarıyla ninesini öldüren adam arasındaki benzerliğin farkına varan Yunjae, duyguları keşfetme yolculuğunda Gon’u incelemeye karar veriyor. İkilinin kısaca bu şekilde başlayan yüzeysel iletişimi, aralarında oluşan güçlü bir arkadaşlık bağıyla sonlanıyor. Yunjae, Gon sayesinde arkadaşlığı, fedakarlığı, sevmeyi öğreniyor. Dışarıdan tam bir kabadayı gibi görünen Gon’un özünde taşıdığı masumiyet, Yunjae’nin duygularla ilgili oldukça önemli noktaları fark etmesinin önünü açıyor. Hayatı türlü zorluklar ve yaralarla dolu olan Gon, bunların üstesinden gelebilmek için zorbalık yaparak ve şiddete başvurarak yara alan benliğini güçlü bir görünüm arkasına gizlemeye çalışıyor. Yunjae’nin ne olursa olsun kıpırdamayan mimiklerinin güçlü görüntüsü Gon’da büyük bir etki bırakıyor. Gon açısından Yunjae ile bu şekilde başlayan iletişimi gün geçtikçe derinleşiyor.
Yunjae’nin duyguları keşfetme yolculuğunda önemli yere sahip olan bir diğer karakter ise Dora. Şimdi sizlere kitapta Dora ve Gon ile ilgili yapılmış bir betimlemeyi aktarmak istiyorum:
“Dora... Dora, Gon’un tam tersi biriydi. Öyle ki Gon bana acının, suçluluk hissinin, üzüntünün ne olduğunu öğretmeye çalışırken; Dora da çiçekleri, hoş kokuları, rüzgârı ve hayalleri öğretti diyebilirim...”
Bu betimleme ile daha fazla açıklama yapmama gerek kalmadan size Dora’yı anlatabildiğimi düşünüyorum. Dora, Yunjae’ye aşkı öğreten karakter. Dora ve Gon’un Yunjae’nin duygu yolculuğundaki rolleri, rüzgâr ve akıntıya benzetilebilir. Biri seni ileri taşır, hareketlendirir ve tazeler; diğeri ise seni içine çeker, durdurur ve derine sürükler.
Bu iki karakter gibi Yunjae’ye rehber olan daha pek çok karakter bulunuyor kitabın içerisinde. Bu duygu keşif yolculuğunu okumaktan ben bizzat çok keyif aldım. Kitap çok büyük bir edebi değer taşımamasına karşın özellikle karakter tahlili açısından derin incelemelere tabii tutulabilir bir nitelikte olduğunu düşünüyorum. Eğer siz de bir aleksitimi hastasının gelişimini gözlemlemek isterseniz bu kitaba bir göz gezdirebilirsiniz.
Şimdi sizden bir yaşam hayal etmenizi istiyorum; duygulardan yoksun bir yaşam. Yüzünüzü ısıran soğuğun acısı kulaklarınızı çınlatıyor, trajik bir şekilde can veren yakınlarınızın ölümüne birebir şahit oluyorsunuz ya da bedeninizi ele geçiren mikroplarla bir savaş içerisindesiniz ancak tüm bunlara rağmen üzüntü hissedemiyorsunuz, ağlayamıyorsunuz. Öte yandan pozitif anlamda yaşanan olaylar karşısında vücudu tümüyle saran o özenilesi mutluluk duygusu sizde yok, mimikleriniz gülümsemeye yabancı. Hayal etmesi dahi güç olan bu durumu bizzat yaşayan Yunjae’nin hikayesini konu edinen romanımız ‘Badem’ üzerine konuşacağım sizlerle bu yazımda.
Yunjae, normal bir insanın sahip olduğu amigdalaya kıyasla daha küçük boyutlarda bir amigdalaya sahip ve bu durumun ortaya çıkardığı ‘aleksitimi (duygu körlüğü)’ isimli bir hastalıktan muzdarip. Amigdala, beynimizin duygu merkezi olarak bilinen limbik sistemin önemli bir parçası ve kişinin korku, öfke ve endişe gibi duygularının yönetiminde görev alan badem şeklinde bir yapı. Bunun yanı sıra tehlike algısı, duygusal kontrol ve sayılabilecek daha pek çok önemli görevi bulunmakta. Doğuştan küçük boyutlu amigdalası sebebiyle Yunjae, gelişmemiş bir duygusal farkındalığa sahip ve bu yüzden duyguları algılamakta oldukça zorluk çekiyor. Annesi ve ninesiyle birlikte sakin bir yaşam süren Yunjae, bir gün oldukça trajik bir biçimde ninesinin ölümüne ve annesinin komaya girmesine sebep olan bir olaya şahit oluyor. Bu olayla birlikte yeni hayatına ve onu bekleyen ergenlik dönemine adım atışını, hayatına giren yeni insanlarla ve yeni tecrübelerle beraber gelişen duygu farkındalığını okuyoruz.
Kitapta Yunjae’nin duygularla tanışmasını sağlayan özellikle iki önemli karakterimiz var: Gon ve Dora. Duygusuz görüntüsü sebebiyle türlü zorbalıklara maruz kalan Yunjae’nin kabadayılarından birisi de Gon. Yunjae’nin Gon ile iletişime geçmesinin temel sebebi, ninesi ve annesinin başına gelen kötü olayın sorumlusu olan adamın içerisinde bulunduğu duygu durumunu anlamak istemesi oluyor. Oldukça şiddete meyilli ve öfke küpü olarak değerlendirilebilecek Gon’un bu tavırlarıyla ninesini öldüren adam arasındaki benzerliğin farkına varan Yunjae, duyguları keşfetme yolculuğunda Gon’u incelemeye karar veriyor. İkilinin kısaca bu şekilde başlayan yüzeysel iletişimi, aralarında oluşan güçlü bir arkadaşlık bağıyla sonlanıyor. Yunjae, Gon sayesinde arkadaşlığı, fedakarlığı, sevmeyi öğreniyor. Dışarıdan tam bir kabadayı gibi görünen Gon’un özünde taşıdığı masumiyet, Yunjae’nin duygularla ilgili oldukça önemli noktaları fark etmesinin önünü açıyor. Hayatı türlü zorluklar ve yaralarla dolu olan Gon, bunların üstesinden gelebilmek için zorbalık yaparak ve şiddete başvurarak yara alan benliğini güçlü bir görünüm arkasına gizlemeye çalışıyor. Yunjae’nin ne olursa olsun kıpırdamayan mimiklerinin güçlü görüntüsü Gon’da büyük bir etki bırakıyor. Gon açısından Yunjae ile bu şekilde başlayan iletişimi gün geçtikçe derinleşiyor.
Yunjae’nin duyguları keşfetme yolculuğunda önemli yere sahip olan bir diğer karakter ise Dora. Şimdi sizlere kitapta Dora ve Gon ile ilgili yapılmış bir betimlemeyi aktarmak istiyorum:
“Dora... Dora, Gon’un tam tersi biriydi. Öyle ki Gon bana acının, suçluluk hissinin, üzüntünün ne olduğunu öğretmeye çalışırken; Dora da çiçekleri, hoş kokuları, rüzgârı ve hayalleri öğretti diyebilirim...”
Bu betimleme ile daha fazla açıklama yapmama gerek kalmadan size Dora’yı anlatabildiğimi düşünüyorum. Dora, Yunjae’ye aşkı öğreten karakter. Dora ve Gon’un Yunjae’nin duygu yolculuğundaki rolleri, rüzgâr ve akıntıya benzetilebilir. Biri seni ileri taşır, hareketlendirir ve tazeler; diğeri ise seni içine çeker, durdurur ve derine sürükler.
Bu iki karakter gibi Yunjae’ye rehber olan daha pek çok karakter bulunuyor kitabın içerisinde. Bu duygu keşif yolculuğunu okumaktan ben bizzat çok keyif aldım. Kitap çok büyük bir edebi değer taşımamasına karşın özellikle karakter tahlili açısından derin incelemelere tabii tutulabilir bir nitelikte olduğunu düşünüyorum. Eğer siz de bir aleksitimi hastasının gelişimini gözlemlemek isterseniz bu kitaba bir göz gezdirebilirsiniz.