Z Kuşağı ve Pandemi: Tükenmişlik, Zaman Algısı ve Hayatın Akışına Ayak Uydurmak

Yazan: Irmak Ayrılmış

Bir sabah uyanıyoruz ve haftanın ortasına gelmiş olduğumuzu fark ediyoruz. Oysa daha geçen hafta yeni yıla gireceğimiz için heyecanlıydık, bugün ise takvim yapraklarını tek tek kopartıyoruz. Zaman su gibi akıp gidiyor ve biz bu hıza yetişemiyoruz. Kendimizi sürekli yorgun hissediyoruz. Peki neden böyle hissediyoruz?

Zamanın hızlandığını hissetmek Z Kuşağı’nın ortak bir duygusu. Eğitim, kariyer sosyal hayatlarının en önemli dönemlerinde pandemiye yakalanan ve izolasyona uğrayan bu nesil, hem dijital dünyanın hızıyla başa çıkmaya çalışıyor, hem de ekonomik belirsizlikler ve tükenmişlik hissiyle mücadele ediyor.

Pandemi döneminin bu kadar uzun sürmesi ve evde kalınan her günün neredeyse aynı geçmesi monotonluğu arttırdı ve bu da o dönemdeki anılarımızı koca bir boşluk olarak hatırlamamıza neden oldu. Gençler çevrimiçi eğitime başladı ve ekranlardan sosyal medyaya bağımlı hale geldi. Sosyal medyadaki kısa videolarla beraber sürekli içerik tüketimi, özellikle bu kuşağın sabır eşiğinin azalmasına, sürekli olarak sıkılmasına, hayattaki bazı şeyleri kaçırma(FOMO)korkusuna, başarısızlık ve yetişememe duygularının artmasına sebebiyet verdi. Bu duyguların dışında eğitimdeki aksamalar, pandemi sonrasındaki ekonomik hayatın olumsuzluğu, işsizliğin artması gibi faktörler gençlerde hem hedeflerine ulaşamama korkusu hem de tükenmişlik hissi yarattı.


Zaman algımızın değişmesi tükenmişlik hissiyle buluştuğunda zihnimizdeki yorgunluk başladı çünkü ekranlara saatlerce maruz kalıp oradaki hızdan günlük hayatımıza geçiş yaparken zihnimiz buna ayak uydurmakta zorlanıyor. Beynimizde bazı bilişsel sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu sorunlara örnek olarak “beyin sisi”ni verebiliriz. Beyin sisi, özellikle covid-19 ile ilgili olarak çıkan, “odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve hafıza sorunları gibi belirtilerle kendini gösteren, birçok kişinin günlük yaşamını etkileyen ve yaygın olarak gözlemlenen bir durum” olarak adlandırılıyor.

Peki bu tükenmişlik duygusunu azaltmada ve zaman algısını iyileştirmede ne gibi çözümler üretebiliriz?

Öncelikle hayatın hızından kaçmak yerine “an”a bağlı kalmalı, anı daha verimli yaşamanın yollarını keşfetmeliyiz. Bunun için günlük yazmakla başlayabiliriz. Günlük yazmak duygularımızı kontrol etmede ve gün içindeki olayları hafızamıza yazmada yardımcı olur. Gerçekçi ve küçük hedefler belirleyerek, plan yaparak zamanı verimli bir şekilde yönetebiliriz. Egzersiz, meditasyon, yürüyüş yapmak, doğada vakit geçirmek stresi azaltır, odaklanmayı arttırır. Kitap okumak, bulmaca çözmek, müzik aleti çalmak da odaklanmaya ve hafızaya katkı sağlar. Bu saydıklarımızla beraber ekranlardan ve sürekli tüketim halinde olmaktan kaçınabilir, dijital detoks yaparak bağımlılıktan kurtulabiliriz. Yorgunluk, tükenmişlik ve beyin sisinden kurtulmak için en önemli şey uykudur. Yeterli uyku aldığımızda zihin sağlığımız güçlenmiş olur.

Zamanın akışını değiştiremeyiz fakat ona olan bakış açımızı değiştirebiliriz. İpleri elimize alarak kendi hayatımızı kontrol edebiliriz.

Kaynakça:
https://www.orsaenstitu.com/haberdetay/z-kusaginin-zaman-algisi-zaman-araficocuklarda-akademik-ve-sosyal-basarisizligin-temel-nedenleri-arasinda https://nblturkiye.com/beyin-sisi-nedir-belirtileri-nelerdir/