Yaygın Kaygı Bozukluğu (YKB)
Yazan: Sena Gündoğan
“Endişe” ve “kaygı” kavramları insanlar arasında genellikle aynı anlamda kullanılır. Endişe, bilişsel bir süreçtir ve zihinde oluşur. Endişenin iki bileşeni vardır. Birincisi, yaşanabilecek olumsuz senaryoları ve bunların sonuçları hakkında düşünmek, diğeri ise beklenen olumsuz sonuçlar ile başa çıkabilmek için problem çözme ve plan yapma girişimlerinde bulunmaktır. Aslında endişe, gelecek hakkındaki olumsuz düşüncelerdir. Belirsizlik, endişeye yol açar. Öngörülemez, yeni ya da belirsiz durumların varlığı endişeyi tetikler. YKB olan kişilerin, belirsiz ve öngörülemez durumların olumsuz sonuçlanacağına dair inançları vardır. Bu inanç doğrultusunda küçük bir belirsizlik bile kişiye tehditkâr görünür. Çoğu insan belirsiz ya da stresli durumlarda endişelenir, bu normaldir ve insanlık halidir. Endişe kontrol edilemez bir hal aldığında ve kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkileyeme başladığında bir problem olarak değerlendirilmeye başlar. Halk arasında gelecek kaygısı olarak bilinen aslında gelecek endişesidir çünkü gelecek ile ilgili kurduğumuz senaryolar bizim zihnimizin ürünüdür ve bunlar endişedir. Kaygı ise bedende meydana gelir. İnsanlar kendilerini tehdit altında hissettiklerinde kalp atışında hızlanma, solunum hızında değişiklikler mide-bağırsak sorunları, mide bulantısı, terleme, üşüme, titreme gibi bazı fiziksel durumlar deneyimlerler. Kaygı, bedenin tehdit ve tehlikelere karşı tepki vermesidir. Bunun sonucunda da bedenin savaş ya da kaç mekanizması devreye girer. Gerçekten tehlikede olmasanız hatta bunu bilseniz bile kaygıyı hissetmek mümkündür.
Kaygı ve endişe bütün insanların ortak duygularındadır. Stresli, belirsiz ve zor durumlarda kaygılanmak, endişelenmek insanlık halidir ve normaldir. İnsanın kontrolden çıktığı ve kaygının insanı yönetmeye başladığı nokta yani kaygı ve endişenin yoğun hali fiziksel ve mental bazı rahatsızlıklara yol açabilir. Sağlık, finans, ilişkiler ya da randevulara geç kalmak gibi gündelik durumlarda kontrol edilemez endişe yaşamak yaygın kaygı bozukluğu (Generalized Anxiety Disorder / GAD) olarak adlandırılır. Yaygın kaygı bozukluğu, kronik ve uzun vadeli bir anksiyete durumudur.
Yaygın Kaygı Bozukluğu Belirtileri:
* Günlük hayattaki olaylar hakkında aşırı ve kontrol edilemez endişe
* Kronik endişe
* Uyku sorunları ve yorgunluk
* Odaklanma problemi
* Kararsızlık ve yanlış karar verme korkusu
* Belirsizliğe tahammülün çok az olması ve belirsiz durumlarla başa çıkmakta zorlanma
* Olası en kötü senaryoları düşünme ve bunlar için çözüm yolları arama
* Huzursuzluk, diken üstünde veya gergin hissetmek
* Kolaylıkla sinirlenmek
* Kas gerginliği
Tedavisi:
Bilişsel Davranışçı Terapi, yaygın kaygı bozukluğu tedavisinde bir seçenektir. BDT’nin temelinde, düşünceler, davranışlar ve duygular birbirini etkiler. BDT’ye göre kaygıya yol açan bu düşüncelerimizi değiştirdiğimizde olumsuz hislerimiz azalır ve davranışlarımızda değişiklik meydana gelir. ABC modeli, BDT’de uygulanan bir modeldir. Bu modelde; A kişinin başına gelen olayı, B kişinin olayı algılaması ile zihninde oluşan düşünceleri, C ise kişinin bu olaya verdiği duygusal, davranışsal ve bedensel tepkileri temsil eder. Düşünceler, duygular ve davranışlar birbirlerini etkiledikleri için üçgenin bir ucundaki değişim diğer uçların da değişimini sağlar. Yaygın kaygı bozukluğu tedavisinde BDT’nin temel hedefi kaygı değil, aşırı endişedir yani zihnimizdeki düşüncelerdir.
Baş Etme Yöntemleri:
Endişe ve kaygıdan tamamen kurtulmak mümkün değildir. Her iki duygu da bedenimiz ve hayatımız için gereklidir. Hedefimiz, endişe ve kaygılarımızla başa çıkabilmek olmalıdır. “Endişelerimin altında yatan inançlar ve düşünceler neler, bu inançları nasıl değiştiririm, endişelerim yararlı mı, endişelerim bana zarar veriyor mu, daha az endişeleniyor olsaydım hayatım nasıl olurdu, neleri yapıyor ve neleri yapmıyor olurdum…” Bu ve bunun gibi daha birçok soru endişelerinizin altında yatan temel sebebi anlamanıza ve bu endişelerin altında yatan inançları değiştirip dönüştürerek endişelerinizin dizginlerini elinize almanızı sağlar ve problemlerle başa çıkma beceriniz gelişir.
Stresle, endişeyle ve kaygıyla baş etmenin en etkili yolu kalem ve kâğıt kullanmaktır. Yazma işlemi, zihindeki düşünceleri ve endişeleri somut hale getirir. Görüş alanımız netleşir ve kaygımızın altında yatan sebepleri daha net görürüz, bir adım sonrası için sağlıklı kararlar veririz.
Gününüzü planlamak, yapmanız gerekenleri aciliyet ve önem sırasına göre sıralamak hayatınızı organize etmenize yardımcı olur ve kaygınızı azaltır. Spor yapmak, doğa yürüyüşlerine çıkmak, nefes egzersizleri yapmak özellikle kaygı anında nefese dönmek sizi sakinleştirecektir. Kaygı seviyesi oldukça yüksekse ve kişi kendi hayatına odaklanmakta ciddi problemler yaşıyorsa profesyonel destek almalıdır.
Kaygılarımızın resmini çiziyor olsak bu nasıl bir resim olurdu, ya da kaygılarımıza bir şekil veriyor olsak bu nasıl bir şekil olurdu? Herkesin algısı ve bakış açısı farklı olduğu için cevabı da farklı olacaktır. Kaygıları, zihnimizi sembolize eden beyine benzetebiliriz. Kaygılarımızı, endişelerimiz oluşturuyor ve endişelerimiz de zihnimizden geçen geleceğe dair olumsuz düşünceler. “Zihnimdeki olumsuz ve işlevsel olmayan, bana zarar veren, eyleme geçmemi engelleyen düşünceleri yok edersem kaygım yok olur ya da onunla başa çıkmayı öğrenirim ve sağlıklı bir şekilde düşünebilirim, sonrasında da hedeflerim doğrultusunda harekete geçebilirim.” şeklindeki bir düşünce yapısı kaygıya yol açan endişeleri değiştirmek ve dönüştürmek için bize yardımcı olur.
KAYNAKÇA:
Yaygın Kaygı Bozukluğu Çalışma Kitabı / Psikonet Yayınları / Melisa Robichaud PhD - Michel J. Dugas PhD
https://www.hiwellapp.com/blog/yaygin-anksiyete-bozuklugu-tedavi-edilmezse-ne-olur
“Endişe” ve “kaygı” kavramları insanlar arasında genellikle aynı anlamda kullanılır. Endişe, bilişsel bir süreçtir ve zihinde oluşur. Endişenin iki bileşeni vardır. Birincisi, yaşanabilecek olumsuz senaryoları ve bunların sonuçları hakkında düşünmek, diğeri ise beklenen olumsuz sonuçlar ile başa çıkabilmek için problem çözme ve plan yapma girişimlerinde bulunmaktır. Aslında endişe, gelecek hakkındaki olumsuz düşüncelerdir. Belirsizlik, endişeye yol açar. Öngörülemez, yeni ya da belirsiz durumların varlığı endişeyi tetikler. YKB olan kişilerin, belirsiz ve öngörülemez durumların olumsuz sonuçlanacağına dair inançları vardır. Bu inanç doğrultusunda küçük bir belirsizlik bile kişiye tehditkâr görünür. Çoğu insan belirsiz ya da stresli durumlarda endişelenir, bu normaldir ve insanlık halidir. Endişe kontrol edilemez bir hal aldığında ve kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkileyeme başladığında bir problem olarak değerlendirilmeye başlar. Halk arasında gelecek kaygısı olarak bilinen aslında gelecek endişesidir çünkü gelecek ile ilgili kurduğumuz senaryolar bizim zihnimizin ürünüdür ve bunlar endişedir. Kaygı ise bedende meydana gelir. İnsanlar kendilerini tehdit altında hissettiklerinde kalp atışında hızlanma, solunum hızında değişiklikler mide-bağırsak sorunları, mide bulantısı, terleme, üşüme, titreme gibi bazı fiziksel durumlar deneyimlerler. Kaygı, bedenin tehdit ve tehlikelere karşı tepki vermesidir. Bunun sonucunda da bedenin savaş ya da kaç mekanizması devreye girer. Gerçekten tehlikede olmasanız hatta bunu bilseniz bile kaygıyı hissetmek mümkündür.
Kaygı ve endişe bütün insanların ortak duygularındadır. Stresli, belirsiz ve zor durumlarda kaygılanmak, endişelenmek insanlık halidir ve normaldir. İnsanın kontrolden çıktığı ve kaygının insanı yönetmeye başladığı nokta yani kaygı ve endişenin yoğun hali fiziksel ve mental bazı rahatsızlıklara yol açabilir. Sağlık, finans, ilişkiler ya da randevulara geç kalmak gibi gündelik durumlarda kontrol edilemez endişe yaşamak yaygın kaygı bozukluğu (Generalized Anxiety Disorder / GAD) olarak adlandırılır. Yaygın kaygı bozukluğu, kronik ve uzun vadeli bir anksiyete durumudur.
Yaygın Kaygı Bozukluğu Belirtileri:
* Günlük hayattaki olaylar hakkında aşırı ve kontrol edilemez endişe
* Kronik endişe
* Uyku sorunları ve yorgunluk
* Odaklanma problemi
* Kararsızlık ve yanlış karar verme korkusu
* Belirsizliğe tahammülün çok az olması ve belirsiz durumlarla başa çıkmakta zorlanma
* Olası en kötü senaryoları düşünme ve bunlar için çözüm yolları arama
* Huzursuzluk, diken üstünde veya gergin hissetmek
* Kolaylıkla sinirlenmek
* Kas gerginliği
Tedavisi:
Bilişsel Davranışçı Terapi, yaygın kaygı bozukluğu tedavisinde bir seçenektir. BDT’nin temelinde, düşünceler, davranışlar ve duygular birbirini etkiler. BDT’ye göre kaygıya yol açan bu düşüncelerimizi değiştirdiğimizde olumsuz hislerimiz azalır ve davranışlarımızda değişiklik meydana gelir. ABC modeli, BDT’de uygulanan bir modeldir. Bu modelde; A kişinin başına gelen olayı, B kişinin olayı algılaması ile zihninde oluşan düşünceleri, C ise kişinin bu olaya verdiği duygusal, davranışsal ve bedensel tepkileri temsil eder. Düşünceler, duygular ve davranışlar birbirlerini etkiledikleri için üçgenin bir ucundaki değişim diğer uçların da değişimini sağlar. Yaygın kaygı bozukluğu tedavisinde BDT’nin temel hedefi kaygı değil, aşırı endişedir yani zihnimizdeki düşüncelerdir.
Baş Etme Yöntemleri:
Endişe ve kaygıdan tamamen kurtulmak mümkün değildir. Her iki duygu da bedenimiz ve hayatımız için gereklidir. Hedefimiz, endişe ve kaygılarımızla başa çıkabilmek olmalıdır. “Endişelerimin altında yatan inançlar ve düşünceler neler, bu inançları nasıl değiştiririm, endişelerim yararlı mı, endişelerim bana zarar veriyor mu, daha az endişeleniyor olsaydım hayatım nasıl olurdu, neleri yapıyor ve neleri yapmıyor olurdum…” Bu ve bunun gibi daha birçok soru endişelerinizin altında yatan temel sebebi anlamanıza ve bu endişelerin altında yatan inançları değiştirip dönüştürerek endişelerinizin dizginlerini elinize almanızı sağlar ve problemlerle başa çıkma beceriniz gelişir.
Stresle, endişeyle ve kaygıyla baş etmenin en etkili yolu kalem ve kâğıt kullanmaktır. Yazma işlemi, zihindeki düşünceleri ve endişeleri somut hale getirir. Görüş alanımız netleşir ve kaygımızın altında yatan sebepleri daha net görürüz, bir adım sonrası için sağlıklı kararlar veririz.
Gününüzü planlamak, yapmanız gerekenleri aciliyet ve önem sırasına göre sıralamak hayatınızı organize etmenize yardımcı olur ve kaygınızı azaltır. Spor yapmak, doğa yürüyüşlerine çıkmak, nefes egzersizleri yapmak özellikle kaygı anında nefese dönmek sizi sakinleştirecektir. Kaygı seviyesi oldukça yüksekse ve kişi kendi hayatına odaklanmakta ciddi problemler yaşıyorsa profesyonel destek almalıdır.
Kaygılarımızın resmini çiziyor olsak bu nasıl bir resim olurdu, ya da kaygılarımıza bir şekil veriyor olsak bu nasıl bir şekil olurdu? Herkesin algısı ve bakış açısı farklı olduğu için cevabı da farklı olacaktır. Kaygıları, zihnimizi sembolize eden beyine benzetebiliriz. Kaygılarımızı, endişelerimiz oluşturuyor ve endişelerimiz de zihnimizden geçen geleceğe dair olumsuz düşünceler. “Zihnimdeki olumsuz ve işlevsel olmayan, bana zarar veren, eyleme geçmemi engelleyen düşünceleri yok edersem kaygım yok olur ya da onunla başa çıkmayı öğrenirim ve sağlıklı bir şekilde düşünebilirim, sonrasında da hedeflerim doğrultusunda harekete geçebilirim.” şeklindeki bir düşünce yapısı kaygıya yol açan endişeleri değiştirmek ve dönüştürmek için bize yardımcı olur.
KAYNAKÇA:
Yaygın Kaygı Bozukluğu Çalışma Kitabı / Psikonet Yayınları / Melisa Robichaud PhD - Michel J. Dugas PhD
https://www.hiwellapp.com/blog/yaygin-anksiyete-bozuklugu-tedavi-edilmezse-ne-olur