Varoluşun Sınırları: Benlik ve Kimlik Arayışı

Yazan: İlknur Örnek

İnsan varoluşunun derinliklerine daldığında, yaşamın karmaşık yapısı içerisinde kendini ve kimliğini arar. Bu arayış, bireyin eylemleri ve tercihleriyle şekillenir; çünkü varoluş, kişisel deneyimlerin ve seçimlerin birer yansımasıdır. Birey, yaşamın aktif bir katılımcısı olarak, kendi varlığını sürekli yeniden inşa eder ve bu süreçte, dış dünyadan aldığı bilgilerle zihnini şekillendirir. Bu bilgiler, bireyin kimliğinin oluşumunda kritik bir rol oynar ve en sık maruz kaldığı veriler, kimliğinin bir parçasını oluşturur.

Bu süreçte birey, kimliğini yaşam deneyimleri aracılığıyla dışa vurur ve bu ifadeyle varlığını sürdürür; dolayısıyla yaşam, kişinin kendini ifade ettiği bir dışavurum alanıdır ve kişi, bu yansımalar aracılığıyla kendini tanımaya çalışır. Kimlik keşfi süreci, özellikle yetişkinliğe geçişte belirginleşir. Bu dönemde birey, çeşitli seçenekler arasında kararsızlık yaşar ve deneme-yanılma yoluyla kendini var etmeye çalışır. Varoluşçu Psikolog Rollo May, kimliğin eylemle anlam kazandığını vurgular ve bireyin kimliğini, düşünce değil, eylem yoluyla algıladığını belirtir. May, bireyin kimliğini entelektüel bir süreç olarak değil, eylemlerle ifade edilen bir olgu olarak görür. Bu yüzden benlik, bireyin üstlendiği rollerin toplamından daha fazlasıdır; bu rolleri üstlenme ve bunların farkında olma kapasitesidir. Kişinin kendine özgü, ayırt edici yanlarını fark etme merkezidir. Kimlik oluşumu ve bireyselleşme sürecinde, birey varlığını algılama ve anlamlandırma sorunuyla karşı karşıya kalır. İnsan olmanın sorumluluğuyla, birey özünü araştırır ve yaşamı anlamlandırmaya çalışır. Bu arayış sürecinde, birey kendi varoluşunu başkalarının yok oluşuyla öğrenir ve bu farkındalıkla kendini bir varoluşsal kıskaç içinde bulur. Bir yandan yok oluşun kaçınılmazlığıyla yüzleşirken, diğer yandan varlığının anlamını sorgular. Bu ikilem, yani bireyin varlığını sorgulama çabası ile ölümün kaçınılmazlığını kabul etme zorunluluğu, bizi varoluşsal benliğe götürür. 

Varoluşsal benlik bireyin diğer insanlardan, objelerden ve içeriklerden farklı olduğu hissidir. Benliğin sabitliğini anlamak ve bu bilinçle hareket etmek, varoluşsal benliğin özünü oluşturur. Dolayısıyla benliği, çok yönlü, dinamik ve zamansal olarak sürekli bir dizi zihinsel kendilik temsili olarak tanımlarız. Bu temsiller sabit özün farklı durumlarda ve zamanlarda benliğin farklı yönlerini uyandırabilmesi açısından çok yönlüdür. Tüm bu düşünceler ışığında insanın anlam arayışı belki de hiçbir zaman sona ermeyecektir. Kimlikle ilgili arayış, insanın tüm yaşamına yayılacak ve sürekli bir kendini hissettirme durumu olarak devam edecektir. Bu uzun soluklu süreç, insanın kendi kimliğini keşfetme ve varoluşunu anlamlandırma çabasının bir yansıması olarak gerçekleşecektir.

Kaynakça:

https://dergipark.org.tr/en/pub/tusbad/issue/56037/735130

https://oxfordre.com/psychology/display/10.1093/acrefore/9780190236557.001.0001/acrefore-9780190236557-e-242