Seninle Başlamadı

Yazan: Ece Uçanbaş

Dış görünüşümüzün genetik aktarımla bize aile bireylerimizden geçtiğini biliyoruz. Ancak bizi biz yapan yalnızca görüntümüz değil aynı zamanda karakterimizdir. Peki karakterimizin genetik olarak bizi meydana getiren insanlardan tamamen bağımsız olması mümkün mü? Her ne kadar hayatta yaptığımız seçimlerin ve yaşadığımız duygusal sıkıntıların ailemizden bağımsız olduğunu düşünsek de bunlar genotipimize işlenmiş ve doğduğumuz andan itibaren aile bireylerimizden bize geçen birer genetik miras olabilir mi?

Aile içi travmaların nesilden nesile aktarılması konusunda derinlemesine çalışmalar yapan saygın bir psikoterapist ve yazar olan Mark Wolynn 2016 yılında yayımlanan ‘Seninle Başlamadı’ adlı kitabında aile kökeni ve genetik mirasın yaşamımızdaki etkileri üzerinde durur. Geçmişin izlerinin günümüzdeki etkilerini araştıran Wolynn, kitapta okuyucuyu içsel bir keşif ve iyileşme yolculuğuna çağırıyor. Kitap epigenetik ve psikolojik çalışmaların ışığında bireyin yaşadığı psikolojik problemlerin ve zorlu duygu durumlarının yalnızca bireysel nedenlerden kaynaklanmadığını; aile bireylerimizin geçmişte yüzleştiği savaş, ayrılık, istismar, kıtlık veya ani ölümler gibi atlatılamamış aile travmalarının ruh hali, davranış ve seçimlerimizi etkileyebileceğini savunur.

Epigenetik, çevresel faktörlerin genetik materyali nasıl değiştirdiğini ve bu değişikliklerin sonraki nesiller üzerinde nasıl etkiler yarattığını inceleyen bir alandır. Kitapta bahsedilen epigenetik değişiklikler geçmişte yaşanan travmaların, sonraki nesillerde doğacak bireylerin DNA dizimini değiştirmeden genetik ifadesini değiştirerek çözülmek için bireyin arka belleğine aktarıldığını anlatır. Örneğin yüzerken boğulacağı korkusuyla yaşamı boyunca yüzmekten çekinen bir bireyin aile geçmişinde bilinmeyen travmatik bir boğulma vakası yaşanmış olabilir. Bu kitapta bir tür “enerji transferi” olarak geçer. Aynı şekilde tüm romantik ilişkilerinde güven problemi yaşayan bir bireyin aile geçmişindeki evliliklerde problem veya aldatılma görülebilir.

Kitapta önemli bir yer tutan bu “bilinç dışı miras” birçoğumuzun hayatını kendini fark ettirmeden etkiliyor. Wolynn kitapta bu duygusal mirastan kurtulmanın yolunun aile bireylerimizle yüzleşmek ve aile geçmişimizi öğrenmek olduğunu belirtir. Bu yolla kendimize aitmişçesine sırtladığımız bazı seçim ve duygularımızın aile ağacımızda belki hiç tanışmadığımız bir bireye ait olduğunu fark edebiliriz. Bu farkındalık taşıdığımız duygusal yükü hafifleterek daha bilinçli seçimler yapmamızı sağlayabilir.

Kitapta özellikle bozulmuş aile ilişkilerini düzeltmenin kişinin kendini bulması ve anlaması yolunda önemli bir adım olduğunu üzerinde durulmuştur. Yazar, kitap boyunca anne veya babasıyla ilişkisinde problemler olan bir bireyin tam olarak iyileşmesinin mümkün olmadığını belirtir. Eğer birey anne veya babasının duygusal yetersizlikleri, travmaları ve kendisiyle iletişimindeki tutumları nedeniyle onlardan bir kopukluk yaşarsa kopuk kaldığı süreçte sağlığında problemler yaşayacaktır. Kopulan anne veya baba ile yapılacak yüzleşme nesiller boyu süren travmaların kırılmasında ve yeni nesillere aktarımının durmasında önemli bir rol oynar. Bireyin taşıdığı yükü anlaması ve sorun yaşadığı ebeveynini anlamaya çalışması bu yolda atılacak önemli bir adımdır.

Duygularımızı analiz etmek ve iyileşmek adına atabileceğimiz ilk adım niteliğindeki bu kitap aile ağacımızın unutulmuş yerlerinde gizlenmiş travmaların üzerimizdeki etkisine ışık tutar.