Kişilik ve Bozuklukları Konuşurken Ne Demek İstiyoruz?

Çeviri: Begüm Lal Tümer

Muhtemelen şu cümleleri duymuşsunuzdur: “Ona kişilik bozukluğu teşhisi kondu”, “Ondan hoşlanıyorum ama çok fazla kişiliği var” veya "sadece kişiliği yok” (hepimizin benzersiz kişiliği var). Kişilik konusunu ve bozukluklarını birkaç sayfada özetlemek imkansız olsa da kişiliğe dair daha geniş, bilimsel ve aynı zamanda basit bir bakış açısına sahip olmanıza yardımcı olmak için bu yazıyı çeviriyorum; onu belirleyen faktörler nelerdir, bozukluklar ve güncel tedaviler…



Kişilik

Psikolojide kişilik hakkında konuştuğumuzda, zaman içinde devam eden ve bizi benzersiz ve tekrarlanamaz kılan bir dizi derinlemesine gömülü düşünce, duygu ve davranışa atıfta bulunuruz. İnsanlar belirli durumlarla karşılaştıklarında benzer şekilde yanıt verme eğilimindedir. Ancak davranışlarımız sadece kişilik tarafından belirlenmez. Konu belirli zamanlarda hareket etmek olduğunda öğrenme, çevre veya ruh halleri bizi şartlandırır.

Kişilik, bir dereceye kadar farklı durumlarda nasıl davranacağımızı tahmin edebilse veya belirleyebilse de, bunun %100 doğru olmasını bekleyemeyiz. İnsanların karmaşıklığı ve hareket

tarzımızı etkileyen birçok faktör, tek bir davranış belirleyicisini tanımlamayı imkansız kılar.

Kişilik Belirleyici Faktörler

Kişiliğimizi belirleyen kalıtım, şefkat, beslenme, fiziksel sağlık, nöropsikolojik gelişim, çevre ve öğrenme gibi çeşitli faktörler vardır. Hayatını kişilik çalışmasına adamış bir İngiliz psikolog olan Hans J. Eysenck'e göre kişilik yapısının üç boyutu vardır: karakter, mizaç ve zeka.

Karakter hakkında konuştuğumuzda, çevreden çok etkilenildiğini görüyoruz. Eğitimsel ve kültürel faktörlerle bağlantılıdır. Kişisel çalışmalarla karakter eğitilebilir.

Mizaç, karakterin biyolojik temelidir, bize verilir, duygusal davranışımızdır (büyük ölçüde beyindeki kimyasal süreçlerin toplamının sonucudur). Son çalışmalar hangi genlerin kişiliğimizi etkilediğini bildirmektedir.

Son olarak, bilişsel davranışımızı ifade eden zeka, dikkat, gözlem kapasitesi, hafıza, öğrenme ve sosyal beceriler gibi bazı değişkenlerden oluşur.



Kişilik gelişimi hakkında iki kavramı dikkate almalıyız: genotip ve fenotip. Birincisi, biyolojik yapımız nedeniyle sahip olduğumuz potansiyeli, ne olabileceğimizi veya olmamız gerektiğini ifade eder ve kalıtım ve nöropsikolojik gelişim tarafından belirlenir. İkincisi, kişiliğimizin davranışsal tezahürünü, ne yaptığımızı ve nasıl gösterdiğimizi ifade eder ve genotip ve yaşamımız boyunca öğrenme süreçleri tarafından belirlenir. Her ikisi de kişiliğimizin gelişiminde temel bir rol oynar.

Sonuç olarak, zaman içinde ve çevremiz, kültürümüz, ailemiz, eğitimimiz gibi birçok faktörle kendimize ait belirli özelliklerle doğarız, yıllar içinde gelişir ve tanımlanır, yapılandırılır ve değişiriz.

Kişilik Bozuklukları

Kişilik bozukluğu, yetişkinlik boyunca devam ettiği için klinik bir bozukluktan farklı kabul edilir. İçinde yoğun tartışmalara konu olmasına rağmen, kişilik bozukluklarının güncel sınıflandırmaları şöyledir:

Bozukluğun başlangıcı çocukluk veya ergenlikte olmalıdır (erken başlangıç);

Davranışın zamanla ve hemen hemen her durumda devam etmesi (istikrar ve tutarlılık);

Kişisel sıkıntıya, işte sorunlara veya aile veya sosyal ilişkilerde zorluklara neden olması

Kişilik bozukluklarının her birini tanımlayan özelliklerin "sağlıklı" kişilerde de bulunabileceği unutulmamalıdır; örneğin, obsesif-kompulsif kişilik bozukluğunun, diğer özelliklerin yanı sıra, büyük titizlik içermesi, bu özelliğe sahip herkesin tanı alması gerektiği anlamına gelmez.



Birkaç kişilik bozukluklarını kümeler halinde ayırıp bilgilendirmesini yapacağım.

Tuhaf veya eksantrik bozukluklar (Küme A)

Paranoid

Kişinin başkalarına karşı uzun vadeli bir güvensizlik ve şüphe kalıbı vardır. Gülünç duruma yakın her duruma öfkeyle tepki veren şüpheli, kırgın ve düşman bireylerdirler. Kendilerini masum, adil ve asil olarak algılarlar; aksine başkalarını kötü niyetli, kötü niyetli ve çıkarcı görürler.

Şizoid

Kişinin başkalarına karşı yaşam boyu bir kayıtsızlık ve sosyal izolasyon modeli vardır. Şizotipalden farklı olarak, sosyal ilişkilerin yokluğu kaygıdan değil, kişinin kendisini yeterli, diğerlerini ise müdahaleci ve istenmeyen olarak algılaması nedeniyle gönüllü bir reddedilmeden kaynaklanmaktadır.

Şizotipal

Kişinin kişilerarası ilişkilerde zorluk yaşadığı ve düşünce, görünüm ve davranış kalıplarında değişikliklere yol açtığı zihinsel bir durumdur. Yani tuhaf davranıyorlar, çok tuhaf görünümleriyle dikkat çekiyorlar, hem içerik hem de biçim itibariyle ne söylediklerini anlamak zor. Abartılı inançlara sahip olmanın yanı sıra, sosyal temasın yarattığı büyük kaygı nedeniyle çok az duygusallığa sahipler ve sosyal olarak izole kalıyorlar.




Dramatik, duygusal veya düzensiz bozukluklar (KÜME B)

Antisosyal

Bir kişinin başkalarının haklarını uzun vadeli olarak manipüle etme, sömürme veya ihlal etme alışkanlığına sahip olduğu zihinsel bir durumdur. Başkalarını zayıf olarak algılarlar ve eylemlerinde sahtekârlık, dürtüsellik, saldırganlık ve sorumsuzluğun yanı sıra başkalarına verilen zarardan dolayı pişmanlık duymazlar.

Borderline (Sınır)

Bir kişinin uzun süreli çalkantılı veya dengesiz duygu kalıplarına sahip olduğu zihinsel bir durumdur. Hem kişisel imajın hem de kişilerarası ilişkilerin ve mizahın istikrarsızlığıyla tanımlanır. Bu nedenle, arkadaşlıklarının idealleştirilmesi ve değersizleştirilmesi ile birlikte, terk edilmemek için çılgınca bir çaba gösterilmesi arasında bir değişim gözlemlemek yaygındır. Bu ruh hali değişiklikleri çoğu durumda onları kendine zarar vermeye ve intihar girişimlerine yönlendirir.

Histriyonik

İnsanların çok duygusal ve dramatik bir şekilde hareket ederek dikkatleri üzerlerine çekmelerini sağlayan zihinsel bir durumdur. Göz ardı edilmeye veya reddedilmeye dayanamazlar. Dikkat çekmek için fiziksel görünümlerini kullanırlar, aynı zamanda abartılı bir şekilde duygusal görünürler.


Narsist

Bu, kişinin sahip olduğu zihinsel bir durumdur: abartılı bir benmerkezcilik duygusu, kendine aşırı ilgi ve diğer insanlarla empati eksikliği. Özel bir durum oldukları için kuralları çiğnemeleri ve başkalarını kendi menfaatleri için kullanmaları caiz görünmektedir. Çoğu durumda eleştiriye karşı çok hassastırlar ve bu nedenle ruh halleriyle ilgili sorunlar ortaya çıkarabilirler.




Kaygılı veya korkulu bozukluklar (Küme C)

Kaçıngan/Çekingen

Bu, kişinin kendisini yaşam boyu çok utangaç, yetersiz ve reddedilmeye karşı duyarlı hissettiği, çünkü kendilerini çok savunmasız ve sosyal açıdan yetersiz olarak algıladığı zihinsel bir durumdur. Başkalarını üstün ve eleştirel görürler ve kendilerinin yargılandığını veya değerlendirildiğini hissedebilecekleri durumlardan kaçınırlar.

Bağımlı

İnsanların duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak için başkalarına aşırı bağımlı oldukları zihinsel bir durumdur. Başkalarını idealize etme eğilimindedirler, kendilerini çaresiz gösterirler, kendi başlarına bir şey yapamayacaklarını gösterirler ve başkalarıyla olan ilişkilerinde çok ilgi çekicidirler.

Obsesif kompulsif

Kişinin kurallar, düzen ve kontrolle ilgilendiği zihinsel bir durumdur. Son derece mükemmeliyetçi, detaycı ve organize insanlardır, görev dağıtımında güçlük çekerler, çok titizdirler. Kendilerini çok sorumlu ve yetkin olarak görüyorlar, ancak diğerleri tam tersi. Açıkçası bu onlar için engelleyici bir hal alıyor.



Tedaviler

Kişilik bozukluklarına müdahalede kullanılan terapi yaklaşımlarının temelinde belirtilere eşlik eden duygu, düşünce biçimi ve davranışlar hakkında bireyin içgörü kazanması yatmaktadır. Psikoterapi aracılığıyla bireyler mevcut sorunların üstesinden gelme ve işlevselliklerini arttırma konusunda destek alırlar. Bu sayede baş etme becerilerini güçlendirmektedir.

Yaşanan sorunlarla ilgili bireyin bilgilenmesini sağlamak baş etme becerilerini güçlendirmek adına oldukça önemlidir. Psikoterapi sürecinde psikoeğitim olarak adlandırılan bu yöntem, pek çok konuda bireyin farkındalığını arttırmayı amaçlamaktadır.

Kişilik Bozukluklarına müdahalede en sık kullanılan psikoterapiler arasında psikodinamik/psikanalitik yönelimli terapi, bilişsel davranışçı terapi, şema terapi yer almaktadır.

Kişilik Bozukluklarına müdahalede yürütülen terapi uygulamaları oldukça uzun soluklu bir süreci kapsar. Kişinin duygu, düşünce ve davranış örüntülerinde kalıplaşmış örüntüleri değiştirmek, içgörü kazandırmak oldukça uzun bir yolculuktur. Bireyin mevcut durumu konusunda rahatsızlık hissetmesi ve değişim noktasında motive olması, terapi sürecinin en önemli yapıtaşıdır.

Kişilik bozukluklarının tedavisinde bilinen bir ilaçlı tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Ancak medikal tedavi, bireyde ortaya çıkan belirtilerin hafifletilmesinde kullanılan önemli bir araçtır. Özellikle kaygı, depresif belirtiler, öfke kontrolü ile ilgili konularda bireylere yardımcı olmaktadır.


Kaynakça

https://www.psicok.es/psicok-blog/2018/4/29/a-qu-nos-referimos-cuando-hablamos-de-personalidad-y-sus-trastornos


https://www.wikipedia.org


https://madalyonklinik.com


https://www.canva.com