Hataları Önlemeyi Mi Yoksa Düzeltmeyi Mi Tercih Ediyoruz?
Çeviri: Ayşe Eda Güler

Benzer bir durum ödüller için de geçerlidir: Prim programı olan bir işletme, hak etmeyen bazı çalışanlarına prim verebilir (yanlış pozitifler) veya hak eden çalışanlarına prim vermeyebilir (yanlış negatifler).
Peki, hangi hata türünü daha az tolere edilebilir buluyoruz? Yanlış negatifleri mi yoksa yanlış pozitifleri mi? Psychological Science dergisinde Eitan D. Rude ve Franklin Shaddy tarafından UCLA'da yaklaşık 3.500 ABD'li yetişkin üzerinde yapılan bir dizi çalışma, bu soruya yönelik tutumlarda bazı tutarlı önyargılar olduğunu ortaya koyuyor.
Çalışma ayrıca bu ön yargıların çok çeşitli gerçek dünya durumları hakkındaki görüşlerimizi etkileyebileceğini öne sürüyor.
Bu araştırmacıların ilk çalışmalarında, katılımcılara bir ceza ya da ödül senaryosu sunulmuş, bu senaryolarda yanlış pozitiflerin ya da yanlış negatiflerin önlenmesinin veya her iki tür hatanın yapılmasından sonra düzeltilmesinin ne kadar önemli olduğunu düşündükleri sorulmuştur. Senaryolardan biri, düşük performans gösteren satış elemanlarının ücretlerini kesen ya da yüksek performans gösterenlere prim veren ödeme planlarını içeriyordu. Bir diğerinde ise, en güvenli sürücülerin aylık prim ödemelerini azaltan ya da en dikkatsiz olduğu düşünülenlerin primlerini artıran bir sigorta şirketi anlatılıyordu. Üçüncüsü ise su tahsisatına sadık kalmayan su kullanıcılarına para cezası, sadık kalanlara ise kredi verilmesine odaklanıyordu.
Katılımcılardan bazılarına bu ödül ve cezaların planlandığı, dolayısıyla önlenebilecek hatalar hakkında sorular sorulduğu söylendi. Diğerlerine ise bu ödül ve cezaların zaten gerçekleştiğini, dolayısıyla herhangi bir yanlış negatifin ya da yanlış pozitifin düzeltilmesi gerektiği belirtildi.
Ekibin katılımcıların tercihlerine ilişkin analizi, her üç senaryoda da iki tutarlı kalıp ortaya çıkardı. Cezalar için, katılımcılar yanlış negatifleri (örneğin tembel işçilerin ücretlerinin kesilmemesi) önlemenin onları düzeltmekten daha önemli olduğuna, ancak yanlış pozitifleri (örneğin hak etmeyen işçilerin ücretlerinin kesilmesi) düzeltmenin onları önlemekten daha önemli olduğuna inandılar.
Ancak ödüller için bunun tam tersi doğruydu. Katılımcılar yanlış pozitifleri önlemenin (örneğin düşük performans gösteren işçilere ikramiye vermekten kaçınmak) onları düzeltmekten daha önemli olduğunu ve yanlış negatifleri düzeltmenin (örneğin hak eden işçilere ikramiye vermemek) onları önlemekten daha önemli olduğunu düşündüler.
Araştırmacılar, bu oldukça karmaşık sonuç örüntüsünün şu şekilde özetliyorlar: “... insanlar yanlış-pozitif cezaları düzeltmeye yönelik tercihlerini bunları önlemeye yönelik tercihlerinden daha güçlü tutarken, yanlış-negatif ödülleri düzeltmeye yönelik tercihlerini de bunları önlemeye yönelik tercihlerinden daha güçlü tutmaktadırlar.
"Genel etki, ilke olarak daha sert politikalara onay verilmesi (hatalar meydana gelmeden önce, kötü aktörleri engellemeye odaklanıldığında), pratikte ise daha ılımlı politikalara yönelme (hatalar meydana geldikten sonra, iyi aktörleri zarar görmeden düzeltmeye daha fazla odaklanıldığında) şeklindedir."
Bir başka çalışmada, bunun neden olabileceğine dair bazı kanıtlar buldular: Senaryodaki cezalar veya ödüller henüz gerçekleşmeden önce değil de zaten olmuş olarak tanımlandığında, katılımcılar haksız yere cezalandırılan iyi satış elemanlarının cezadan kurtulan kötü satış elemanlarına kıyasla daha canlı ve gerçek göründüğünü hissettiler. Araştırmacılar bunun sebebinin, katılımcıların kendilerini 'iyi ama haksızlığa uğramış' bireyin yerine daha kolay koymaları ve dolayısıyla gerçekleşmiş ve düzeltilmesi gereken cezaların ya da ödüllerin daha somut ve gerçek görünmesi olabileceğini düşünüyor.
Araştırma ekibi, bu çalışmanın “gerçek dünyadaki birçok politika tartışmasını anlamak için yeni bir teorik zemin sunduğunu” belirtiyor.
Elbette gerçek dünyada, senaryoya bağlı olarak ön yargılarımızın biraz değişebileceği muhtemel görünüyor. Örneğin, yanlış cinayet mahkumiyetlerini düzeltmek yerine önlemenin, iyi performans gösteren bir çalışanın maaşının yanlışlıkla kesilmesini düzeltmek yerine önlemenin daha önemli olduğunu düşünebiliriz.
Ancak bu Amerikan örnekleminde bulunan önyargıların yönü tutarlıdır. Bu sonuçlar bize belirli politikaların neden daha yüksek kamu desteği bulduğuna dair ipuçları verebilir. Araştırmacıların da belirttiği gibi, “Bulgularımız... politika yapıcılar, yöneticiler ve pazarlamacılar (diğerlerinin yanı sıra) için kritik bilgiler sunmaktadır.”
KAYNAKÇA: Rude, E. D., & Shaddy, F. (2024). People Endorse Harsher Policies in Principle Than in Practice: Asymmetric Beliefs About Which Errors to Prevent Versus Fix. Psychological Science, 35(5), 529-542. https://doi.org/10.1177/09567976241228504
ABD'de yapılan yeni bir araştırma, insanların hangi hataların düzeltilmesi veya önlenmesi gerektiği konusunda asimetrik inançlara sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Günlük hayatımız iyi davranışların ödüllendirildiği ve kötü davranışların cezalandırıldığı durumlarla doludur. Yine de her zaman hata payı vardır. Tüm ceza adaleti sistemlerinde bazı masum insanlar haksız yere cezalandırılırken (bunlara 'yanlış pozitifler' denir), bazı gerçek suçlular serbest kalır ('yanlış negatifler').
Günlük hayatımız iyi davranışların ödüllendirildiği ve kötü davranışların cezalandırıldığı durumlarla doludur. Yine de her zaman hata payı vardır. Tüm ceza adaleti sistemlerinde bazı masum insanlar haksız yere cezalandırılırken (bunlara 'yanlış pozitifler' denir), bazı gerçek suçlular serbest kalır ('yanlış negatifler').
Benzer bir durum ödüller için de geçerlidir: Prim programı olan bir işletme, hak etmeyen bazı çalışanlarına prim verebilir (yanlış pozitifler) veya hak eden çalışanlarına prim vermeyebilir (yanlış negatifler).
Peki, hangi hata türünü daha az tolere edilebilir buluyoruz? Yanlış negatifleri mi yoksa yanlış pozitifleri mi? Psychological Science dergisinde Eitan D. Rude ve Franklin Shaddy tarafından UCLA'da yaklaşık 3.500 ABD'li yetişkin üzerinde yapılan bir dizi çalışma, bu soruya yönelik tutumlarda bazı tutarlı önyargılar olduğunu ortaya koyuyor.
Çalışma ayrıca bu ön yargıların çok çeşitli gerçek dünya durumları hakkındaki görüşlerimizi etkileyebileceğini öne sürüyor.
Bu araştırmacıların ilk çalışmalarında, katılımcılara bir ceza ya da ödül senaryosu sunulmuş, bu senaryolarda yanlış pozitiflerin ya da yanlış negatiflerin önlenmesinin veya her iki tür hatanın yapılmasından sonra düzeltilmesinin ne kadar önemli olduğunu düşündükleri sorulmuştur. Senaryolardan biri, düşük performans gösteren satış elemanlarının ücretlerini kesen ya da yüksek performans gösterenlere prim veren ödeme planlarını içeriyordu. Bir diğerinde ise, en güvenli sürücülerin aylık prim ödemelerini azaltan ya da en dikkatsiz olduğu düşünülenlerin primlerini artıran bir sigorta şirketi anlatılıyordu. Üçüncüsü ise su tahsisatına sadık kalmayan su kullanıcılarına para cezası, sadık kalanlara ise kredi verilmesine odaklanıyordu.
Katılımcılardan bazılarına bu ödül ve cezaların planlandığı, dolayısıyla önlenebilecek hatalar hakkında sorular sorulduğu söylendi. Diğerlerine ise bu ödül ve cezaların zaten gerçekleştiğini, dolayısıyla herhangi bir yanlış negatifin ya da yanlış pozitifin düzeltilmesi gerektiği belirtildi.
Ekibin katılımcıların tercihlerine ilişkin analizi, her üç senaryoda da iki tutarlı kalıp ortaya çıkardı. Cezalar için, katılımcılar yanlış negatifleri (örneğin tembel işçilerin ücretlerinin kesilmemesi) önlemenin onları düzeltmekten daha önemli olduğuna, ancak yanlış pozitifleri (örneğin hak etmeyen işçilerin ücretlerinin kesilmesi) düzeltmenin onları önlemekten daha önemli olduğuna inandılar.
Ancak ödüller için bunun tam tersi doğruydu. Katılımcılar yanlış pozitifleri önlemenin (örneğin düşük performans gösteren işçilere ikramiye vermekten kaçınmak) onları düzeltmekten daha önemli olduğunu ve yanlış negatifleri düzeltmenin (örneğin hak eden işçilere ikramiye vermemek) onları önlemekten daha önemli olduğunu düşündüler.
Araştırmacılar, bu oldukça karmaşık sonuç örüntüsünün şu şekilde özetliyorlar: “... insanlar yanlış-pozitif cezaları düzeltmeye yönelik tercihlerini bunları önlemeye yönelik tercihlerinden daha güçlü tutarken, yanlış-negatif ödülleri düzeltmeye yönelik tercihlerini de bunları önlemeye yönelik tercihlerinden daha güçlü tutmaktadırlar.
"Genel etki, ilke olarak daha sert politikalara onay verilmesi (hatalar meydana gelmeden önce, kötü aktörleri engellemeye odaklanıldığında), pratikte ise daha ılımlı politikalara yönelme (hatalar meydana geldikten sonra, iyi aktörleri zarar görmeden düzeltmeye daha fazla odaklanıldığında) şeklindedir."
Bir başka çalışmada, bunun neden olabileceğine dair bazı kanıtlar buldular: Senaryodaki cezalar veya ödüller henüz gerçekleşmeden önce değil de zaten olmuş olarak tanımlandığında, katılımcılar haksız yere cezalandırılan iyi satış elemanlarının cezadan kurtulan kötü satış elemanlarına kıyasla daha canlı ve gerçek göründüğünü hissettiler. Araştırmacılar bunun sebebinin, katılımcıların kendilerini 'iyi ama haksızlığa uğramış' bireyin yerine daha kolay koymaları ve dolayısıyla gerçekleşmiş ve düzeltilmesi gereken cezaların ya da ödüllerin daha somut ve gerçek görünmesi olabileceğini düşünüyor.
Araştırma ekibi, bu çalışmanın “gerçek dünyadaki birçok politika tartışmasını anlamak için yeni bir teorik zemin sunduğunu” belirtiyor.
Elbette gerçek dünyada, senaryoya bağlı olarak ön yargılarımızın biraz değişebileceği muhtemel görünüyor. Örneğin, yanlış cinayet mahkumiyetlerini düzeltmek yerine önlemenin, iyi performans gösteren bir çalışanın maaşının yanlışlıkla kesilmesini düzeltmek yerine önlemenin daha önemli olduğunu düşünebiliriz.
Ancak bu Amerikan örnekleminde bulunan önyargıların yönü tutarlıdır. Bu sonuçlar bize belirli politikaların neden daha yüksek kamu desteği bulduğuna dair ipuçları verebilir. Araştırmacıların da belirttiği gibi, “Bulgularımız... politika yapıcılar, yöneticiler ve pazarlamacılar (diğerlerinin yanı sıra) için kritik bilgiler sunmaktadır.”
KAYNAKÇA: Rude, E. D., & Shaddy, F. (2024). People Endorse Harsher Policies in Principle Than in Practice: Asymmetric Beliefs About Which Errors to Prevent Versus Fix. Psychological Science, 35(5), 529-542. https://doi.org/10.1177/09567976241228504