Günümüzde Yapay Zeka ve Psikoterapi
Yazan:Ayşe Deniz Başcılar
İnsanlık uzun zamandır düşünebilen makineler yapmak istiyor. Yapay zeka ne sadece geçen tarihin konusu ne de geleceğin bir parçası olmuştur. Geçmişten günümüze, günümüzden de geleceğe doğru zamanla gelişen bir dinamiğe sahiptir. Yapay zekâ günümüzde oldukça popülerleşmiştir. Yoğun ilgi toplaması ve devamlı olan gelişimi ile birlikte en çok sorulan sorulardan birisi de yapay zekanın hangi meslek gruplarının yerini doldurabileceğidir. Bir gün gerçekten yapay zekâlar bir psikoterapist gibi bizi dinleyebilecek mi? Ruh sağlımızı iyileştirmek için yapay zekâdan faydalanabilecek miyiz? gibi sorular bu konuyla ilgili araştırmaları beraberinde getirmiştir. Bu yazımızda size yapay zekanın psikoterapi alanında kullanımını anlatıyor olacağız. Konunun iyice anlaşılması adına kısaca yapay zeka kavramının nasıl ortaya çıktığından bahsetmek istiyorum.
Yapay zeka esasından insan zihninin çalışma prensibini taklit eden ve bir makinenin insan davranışını simüle etmesine izin veren bir teknolojidir. Bu sebeple de yapay zeka kavramının kullanılmasına kadarki süreçte insanların derinlemesine anlamak istedikleri şey öncelikli olarak zihnin yapısıydı. Zihin insanların yüzyıllardır merak ettiği bir olguydu. Karmaşık yapısı, araştırılmasının zorluğu, ölçülebilmesinin mümkün olamayacağının düşünülmesi, içeriğinin ve mahiyetinin ne olduğu gibi sebeplerle ilgi çekiciliğini yüzyıllardır korumuştur. İlk başlarda felsefe alanında incelenmeye başlanılan zihin sonralarda ise psikolojinin bağımsız bir bilim dalı olmasıyla beraber bilimsel yöntemlerle incelenmeye başlanmıştır. O dönemde John Watson’ın Davranışçı ekolü, psikoloji konusunun davranışçı gözüyle nesnel ,deneysel bir dalı olduğunu öne sürüyor. Davranışçı kavramlar yeni gözlemleri açıklamayınca davranışçılık ekolü tıkanmaya başlamış ve bu davranışçılığın tıkanmasının krizinden bizi kurtaran olay bilgisayarların gelişimi olmuştur.1950’li yıllar bilişsel devrimin yani psikolojide davranışçıların uyarıcı-tepki ilişkilerinden odak noktası zihnin işleyişini anlamak olan yaklaşıma geçişin olduğu yıllar olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
Dijital bilgisayarların ortaya çıkması, bilgisayarların bilgiyi aşamalı olarak işlemlemesi, bilgiyi girdi-işlemleme-çıktı üniteleri olarak ele almaları insan zihninin araştırılmasına yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu gelişmeler beraberinde akıllara yeni bir soruyu getirmiştir. ” Bilgisayarları insan zihninin işleyişini taklit edebilecek şekilde programlamak mümkün müdür? ” Mccarthy yalnızca bu soruyu sormakla kalmadı aynı zamanda 1956 yazında bir konferans düzenledi. Konferansın amacı araştırmacılara bilgisayardan zeki davranışlar sergileyebilecekleri bir programlamanın yollarını tartışacakları bir zemin sunmaktı. Bu konferansta yapay zeka terimi ilk kez kullanılmış oldu. Mccarthy yapay zekayı şöyle tanımlıyordu: ‘ bir makineye bir insan tarafından gerçekleştirdiği takdirde zeki olarak adlandırılacak şeyler yaptırmak’
Yapay zeka kavramına gelene kadar zihnin incelenmesinden kısaca bahsetmiş olduk. Şimdi ise günümüzde ve gelecekte yapay zeka kavramının psikoterapide nasıl bir yol izlediğini anlatacağımız kısma geçelim.
Yapay zekanın çok kapsamlı meslek gruplarında kullanıldığını biliyoruz, bu kapsam alanının içine psikoterapi de dahildir. Yapay zeka çeşitli şekillerde psikoterapi uygulamalarında kullanılabilinir. Öncelikle terapiye olan erişimi artırıp kaynakları daha verimli kullanmada fayda sağlayabilir. Burada yapay zeka insan zekasıyla beraber kullanıldığında faydalı bir araç haline gelebilir. Burada yapay zeka insan zekasını aşmak zorunda değildir insan zekasıyla beraber kullanılabilinir. Buna şu şekilde örnek verebiliriz. Psikolojik sorunlarla çalıştığımızda psikolojik yöntemlerden faydalanmak kaçınılmaz olur. Bu yöntemler için kullanacağımız araçlar da yöntemlerin kullanıldığı kaynaklar olacaktır. Yani yöntemler temelde araçlarla çelişmez aksine destek sağlar. Bu araçlar bilgisayarlar da olabilir. Tek başına araçlar tedavi için yeterli olmayabilir. Bu araçlar, terapötik çalışmanın kalitesini ve etkinliğini artırma katkısı sunar. Bu nedenle, bu araçları hesaba katmak, onları hesaplamalı veya hesaplamasız şekilde sınıflandırmak yerine, zaten mevcut olan diğer kaynaklarla birlikte terapötik çalışmalar için bir kaynak olarak düşünmek önemlidir.
Psikolojik bir terapide algoritma kullanacak olursak da algoritmaların kullanımı terapi sürecinin tamamen otomatikleştirilmesi anlamına gelmez. Bunun yerine, algoritmalar belirli bir veri seti üzerinde belirli bir sıra ile hesaplamalar yapabilen araçlardır. Örneğin, bir yapay zekâ aracı, bir bireye belirli bir sorunla başa çıkmak için bir dizi soru sorabilir ve bu sorulara dayanarak bir öneride bulunabilir. Ancak, bu öneriler, bir terapistin rehberliği ve deneyimi ile birlikte değerlendirilmelidir. Algoritmanın gerçekleştirdiği hesaplama süreci, sadece algoritmanın temelindeki bilgilere dayanır ve terapötik sürecin kendisiyle sınırlıdır. Psikolojik terapinin temel hedeflerine katkıda bulunmak ve terapötik çalışmanın kalitesini artırmak için kullanılan araçların hesaba katılması önemlidir. Yapay zekanın kullanımı, psikolojik terapinin belirli süreçlerini otomatikleştirmek yerine, terapi sürecini destekleyen ve bireyin farkındalığını artıran bir araç olarak düşünülmelidir.
PSİKOTERAPİ VE YAPAY ZEKANIN KULLANILMASININ FAYDALARI
Yapay zeka tabanlı bir psikoterapi terapi oturumlarında destekleyici olabilirler. Sanal terapistler hastalarla etkileşime geçebilir önerilerde bulunabilir ve duygusal destek sağlayabilirler. Hastaların terapötik becerilerini geliştirirler, evde veya klinik dışında herhangi bir yerde erişimi kolaylaştırabilirler.
Makinalar insan faktörlerinden bağımsız hareket ederler yani dikkat dağıtıcı unsurlardan, stresten, yorgunluktan bağımsızdır ve insan terapistlerin sahip olabileceği bireysel eğilimlere duyarlı değildir; bu nedenle hastaların tedavisinde daha iyi sonuçlar elde edebilirler.
Yapay zeka makineleri, bir hastanın teşhis profiline, eğilimlerine veya tedavi ilerlemesine dayanarak en uygun tedavileri iletebilir veya çeşitli yöntemleri koordine edebilirler.
Yüz yüze terapiye ilişkin dezavantajlı koşullar düşünüldüğünde, yapay zeka tabanlı psikoterapi, toplumsal damgalama yaşayan ve insan bir terapistle yüz yüze etkileşim sırasında daha fazla utanç duyan insanlar için önemli bir seçenek sunabilir.
Yapay zeka tabanlı psikoterapi, fiziksel olarak terapi merkezlerine erişimi olmayan insanlar arasında katılım oranını artırabilecek uzaktan erişim imkanı sağlar.
PSİKOTERAPİ VE YAPAY ZEKANIN KULLANILMASININ ZORLUKLARI
İnsan etkileşiminin eksikliği burada bir sorun yaratabilir. Psikoterapi insan etkileşimi ve empati üzerine kurulu olduğu için yapay zeka duygusal zeka ve empati gibi nitelikleri tam anlamıyla yansıtmakta zorlanır. Bu da terapötik ilişkiyi olumsuz etkiler.
Zihinsel sağlık verilerinin güvenliliği ve gizliliği büyük önem taşır. Yapay zeka sistemlerinin verileri nasıl topladığı ve düzenlediği konusunda endişeler bulunmaktadır. Bu da yapay zekânın psikoterapiyi sınırlandırmasına sebep olabilir.
En çok tartışılan sorunlardan birsi ise etik sorunlarıdır. Yapay zekanın etik kullanımı özellikle de sağlık alanında önemli bir konudur. Danışana yapılan herhangi bir yanlış teşhis veya bu teşhis sonucunda tedavi önerileri ciddi sonuçlara yol açabilir.
MEVCUT KULLANIMA ÖRNEKLER
Yapay zekanın psikolojide yer aldığı çalışmalar bulunmaktadır.
Örneğin Omovov ve arkadaşlarının çalışmalarında bilişsel davranışçı terapini tekniklerine hakim ve bu teknikleri kullanan mobil sohbet robotu psikoloğu geliştirilmiştir.
Woeboot Health ise terapilerde kullanılan ve üzerinde çalışmalar yapılan bir yapay zeka sohbet robotudur. Bu yapay zeka robotu doğum sonrası depresyon belirtilerinin ciddi oranda azalmasına etki etmiştir. Bireylerin hissettikleri ve ruh hallerine yönelik tespitler yapmak; bireylere durumları hakkında farkındalık kazandırmak amacıyla kullanılmaktadır. Woeboot’un sitesinde “klinik bakımın tamamlayıcısı olarak düşünülebilir, klinik bakımın yerini almaz” ifadesinin yer alması da bu doğrultuda dikkat çekmektedir.
Sonuç olarak;
Yapay zeka psikoterapi alanında önemli bir potansiyele sahip olmasına rağmen tamamen insan terapistlerin yerini alması şu an için mümkün görünmemektedir. Yapay zeka terapistlerin iş yükünü azaltabilir ve bazı durumlarda destekleyici bir rol oynayabilir. Ancak psikoterapide duygusal etkişemin bağ kurmanın ve duygu merkezinin önemi göz önünde bulundurulduğunda terapist- danışan arasındaki terapötik ilişkinin olmazsa olmaz olduğu görülmektedir.
KAYNAKÇA
Erol yıldırım beyni anlamak zihni anlamaya yeter mi makalesi
Gazi Orkun Edipoğlu- Yapay zekanın insan zekasına terapötik yaklaşımı makalesi
Adel Psikolojik Danışmanlık- Yapay zeka psikoterapinin yerini alabilir mi ?
İnsanlık uzun zamandır düşünebilen makineler yapmak istiyor. Yapay zeka ne sadece geçen tarihin konusu ne de geleceğin bir parçası olmuştur. Geçmişten günümüze, günümüzden de geleceğe doğru zamanla gelişen bir dinamiğe sahiptir. Yapay zekâ günümüzde oldukça popülerleşmiştir. Yoğun ilgi toplaması ve devamlı olan gelişimi ile birlikte en çok sorulan sorulardan birisi de yapay zekanın hangi meslek gruplarının yerini doldurabileceğidir. Bir gün gerçekten yapay zekâlar bir psikoterapist gibi bizi dinleyebilecek mi? Ruh sağlımızı iyileştirmek için yapay zekâdan faydalanabilecek miyiz? gibi sorular bu konuyla ilgili araştırmaları beraberinde getirmiştir. Bu yazımızda size yapay zekanın psikoterapi alanında kullanımını anlatıyor olacağız. Konunun iyice anlaşılması adına kısaca yapay zeka kavramının nasıl ortaya çıktığından bahsetmek istiyorum.
Yapay zeka esasından insan zihninin çalışma prensibini taklit eden ve bir makinenin insan davranışını simüle etmesine izin veren bir teknolojidir. Bu sebeple de yapay zeka kavramının kullanılmasına kadarki süreçte insanların derinlemesine anlamak istedikleri şey öncelikli olarak zihnin yapısıydı. Zihin insanların yüzyıllardır merak ettiği bir olguydu. Karmaşık yapısı, araştırılmasının zorluğu, ölçülebilmesinin mümkün olamayacağının düşünülmesi, içeriğinin ve mahiyetinin ne olduğu gibi sebeplerle ilgi çekiciliğini yüzyıllardır korumuştur. İlk başlarda felsefe alanında incelenmeye başlanılan zihin sonralarda ise psikolojinin bağımsız bir bilim dalı olmasıyla beraber bilimsel yöntemlerle incelenmeye başlanmıştır. O dönemde John Watson’ın Davranışçı ekolü, psikoloji konusunun davranışçı gözüyle nesnel ,deneysel bir dalı olduğunu öne sürüyor. Davranışçı kavramlar yeni gözlemleri açıklamayınca davranışçılık ekolü tıkanmaya başlamış ve bu davranışçılığın tıkanmasının krizinden bizi kurtaran olay bilgisayarların gelişimi olmuştur.1950’li yıllar bilişsel devrimin yani psikolojide davranışçıların uyarıcı-tepki ilişkilerinden odak noktası zihnin işleyişini anlamak olan yaklaşıma geçişin olduğu yıllar olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
Dijital bilgisayarların ortaya çıkması, bilgisayarların bilgiyi aşamalı olarak işlemlemesi, bilgiyi girdi-işlemleme-çıktı üniteleri olarak ele almaları insan zihninin araştırılmasına yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu gelişmeler beraberinde akıllara yeni bir soruyu getirmiştir. ” Bilgisayarları insan zihninin işleyişini taklit edebilecek şekilde programlamak mümkün müdür? ” Mccarthy yalnızca bu soruyu sormakla kalmadı aynı zamanda 1956 yazında bir konferans düzenledi. Konferansın amacı araştırmacılara bilgisayardan zeki davranışlar sergileyebilecekleri bir programlamanın yollarını tartışacakları bir zemin sunmaktı. Bu konferansta yapay zeka terimi ilk kez kullanılmış oldu. Mccarthy yapay zekayı şöyle tanımlıyordu: ‘ bir makineye bir insan tarafından gerçekleştirdiği takdirde zeki olarak adlandırılacak şeyler yaptırmak’
Yapay zeka kavramına gelene kadar zihnin incelenmesinden kısaca bahsetmiş olduk. Şimdi ise günümüzde ve gelecekte yapay zeka kavramının psikoterapide nasıl bir yol izlediğini anlatacağımız kısma geçelim.
Yapay zekanın çok kapsamlı meslek gruplarında kullanıldığını biliyoruz, bu kapsam alanının içine psikoterapi de dahildir. Yapay zeka çeşitli şekillerde psikoterapi uygulamalarında kullanılabilinir. Öncelikle terapiye olan erişimi artırıp kaynakları daha verimli kullanmada fayda sağlayabilir. Burada yapay zeka insan zekasıyla beraber kullanıldığında faydalı bir araç haline gelebilir. Burada yapay zeka insan zekasını aşmak zorunda değildir insan zekasıyla beraber kullanılabilinir. Buna şu şekilde örnek verebiliriz. Psikolojik sorunlarla çalıştığımızda psikolojik yöntemlerden faydalanmak kaçınılmaz olur. Bu yöntemler için kullanacağımız araçlar da yöntemlerin kullanıldığı kaynaklar olacaktır. Yani yöntemler temelde araçlarla çelişmez aksine destek sağlar. Bu araçlar bilgisayarlar da olabilir. Tek başına araçlar tedavi için yeterli olmayabilir. Bu araçlar, terapötik çalışmanın kalitesini ve etkinliğini artırma katkısı sunar. Bu nedenle, bu araçları hesaba katmak, onları hesaplamalı veya hesaplamasız şekilde sınıflandırmak yerine, zaten mevcut olan diğer kaynaklarla birlikte terapötik çalışmalar için bir kaynak olarak düşünmek önemlidir.
Psikolojik bir terapide algoritma kullanacak olursak da algoritmaların kullanımı terapi sürecinin tamamen otomatikleştirilmesi anlamına gelmez. Bunun yerine, algoritmalar belirli bir veri seti üzerinde belirli bir sıra ile hesaplamalar yapabilen araçlardır. Örneğin, bir yapay zekâ aracı, bir bireye belirli bir sorunla başa çıkmak için bir dizi soru sorabilir ve bu sorulara dayanarak bir öneride bulunabilir. Ancak, bu öneriler, bir terapistin rehberliği ve deneyimi ile birlikte değerlendirilmelidir. Algoritmanın gerçekleştirdiği hesaplama süreci, sadece algoritmanın temelindeki bilgilere dayanır ve terapötik sürecin kendisiyle sınırlıdır. Psikolojik terapinin temel hedeflerine katkıda bulunmak ve terapötik çalışmanın kalitesini artırmak için kullanılan araçların hesaba katılması önemlidir. Yapay zekanın kullanımı, psikolojik terapinin belirli süreçlerini otomatikleştirmek yerine, terapi sürecini destekleyen ve bireyin farkındalığını artıran bir araç olarak düşünülmelidir.
PSİKOTERAPİ VE YAPAY ZEKANIN KULLANILMASININ FAYDALARI
Yapay zeka tabanlı bir psikoterapi terapi oturumlarında destekleyici olabilirler. Sanal terapistler hastalarla etkileşime geçebilir önerilerde bulunabilir ve duygusal destek sağlayabilirler. Hastaların terapötik becerilerini geliştirirler, evde veya klinik dışında herhangi bir yerde erişimi kolaylaştırabilirler.
Makinalar insan faktörlerinden bağımsız hareket ederler yani dikkat dağıtıcı unsurlardan, stresten, yorgunluktan bağımsızdır ve insan terapistlerin sahip olabileceği bireysel eğilimlere duyarlı değildir; bu nedenle hastaların tedavisinde daha iyi sonuçlar elde edebilirler.
Yapay zeka makineleri, bir hastanın teşhis profiline, eğilimlerine veya tedavi ilerlemesine dayanarak en uygun tedavileri iletebilir veya çeşitli yöntemleri koordine edebilirler.
Yüz yüze terapiye ilişkin dezavantajlı koşullar düşünüldüğünde, yapay zeka tabanlı psikoterapi, toplumsal damgalama yaşayan ve insan bir terapistle yüz yüze etkileşim sırasında daha fazla utanç duyan insanlar için önemli bir seçenek sunabilir.
Yapay zeka tabanlı psikoterapi, fiziksel olarak terapi merkezlerine erişimi olmayan insanlar arasında katılım oranını artırabilecek uzaktan erişim imkanı sağlar.
PSİKOTERAPİ VE YAPAY ZEKANIN KULLANILMASININ ZORLUKLARI
İnsan etkileşiminin eksikliği burada bir sorun yaratabilir. Psikoterapi insan etkileşimi ve empati üzerine kurulu olduğu için yapay zeka duygusal zeka ve empati gibi nitelikleri tam anlamıyla yansıtmakta zorlanır. Bu da terapötik ilişkiyi olumsuz etkiler.
Zihinsel sağlık verilerinin güvenliliği ve gizliliği büyük önem taşır. Yapay zeka sistemlerinin verileri nasıl topladığı ve düzenlediği konusunda endişeler bulunmaktadır. Bu da yapay zekânın psikoterapiyi sınırlandırmasına sebep olabilir.
En çok tartışılan sorunlardan birsi ise etik sorunlarıdır. Yapay zekanın etik kullanımı özellikle de sağlık alanında önemli bir konudur. Danışana yapılan herhangi bir yanlış teşhis veya bu teşhis sonucunda tedavi önerileri ciddi sonuçlara yol açabilir.
MEVCUT KULLANIMA ÖRNEKLER
Yapay zekanın psikolojide yer aldığı çalışmalar bulunmaktadır.
Örneğin Omovov ve arkadaşlarının çalışmalarında bilişsel davranışçı terapini tekniklerine hakim ve bu teknikleri kullanan mobil sohbet robotu psikoloğu geliştirilmiştir.
Woeboot Health ise terapilerde kullanılan ve üzerinde çalışmalar yapılan bir yapay zeka sohbet robotudur. Bu yapay zeka robotu doğum sonrası depresyon belirtilerinin ciddi oranda azalmasına etki etmiştir. Bireylerin hissettikleri ve ruh hallerine yönelik tespitler yapmak; bireylere durumları hakkında farkındalık kazandırmak amacıyla kullanılmaktadır. Woeboot’un sitesinde “klinik bakımın tamamlayıcısı olarak düşünülebilir, klinik bakımın yerini almaz” ifadesinin yer alması da bu doğrultuda dikkat çekmektedir.
Sonuç olarak;
Yapay zeka psikoterapi alanında önemli bir potansiyele sahip olmasına rağmen tamamen insan terapistlerin yerini alması şu an için mümkün görünmemektedir. Yapay zeka terapistlerin iş yükünü azaltabilir ve bazı durumlarda destekleyici bir rol oynayabilir. Ancak psikoterapide duygusal etkişemin bağ kurmanın ve duygu merkezinin önemi göz önünde bulundurulduğunda terapist- danışan arasındaki terapötik ilişkinin olmazsa olmaz olduğu görülmektedir.
KAYNAKÇA
Erol yıldırım beyni anlamak zihni anlamaya yeter mi makalesi
Gazi Orkun Edipoğlu- Yapay zekanın insan zekasına terapötik yaklaşımı makalesi
Adel Psikolojik Danışmanlık- Yapay zeka psikoterapinin yerini alabilir mi ?