Platonik Aşkın Psikolojik Etkileri
Yazan: Şevval Atalay
Duygusal bir süreç olan aşk, insanlığın ilk ortaya çıkışından beri var olan bir deneyim. Aşkın farklı biçimleri bulunur ve bunlardan en çarpıcı olanı ise “Platonik Aşk”tır. Platonik aşk denildiğinde aklımıza idealize edilmiş bir sevgi anlayışı gelmektedir. Aşk fiziksel bir karşılık ile doyurulmayı beklerken platonik aşk bundan yoksundur. Antik Yunan Filozofu Platon’un eserinde “Symposium” kavramı bunu çarpıcı bir şekilde açıklamaktadır. Symposium, ruhun güzelliğe duyduğu hayranlık olarak da ifade edilir. Günümüze bakacak olursak platonik aşk, kişinin kendi duygusal sürecini kapsar. Karşılık beklemeden veya ulaşılması zor bir hedef gibi görünen bu süreç insanların psikolojik olarak yıpranmasına da sebebiyet verebilir. Kavuşma idealine yaslanan ve karşılığı olduğunda doyuma ulaşmamızı sağlayan platonik aşk, karşılık bulamadığında ise bir kabusa dönüşebilir. Psikolojik olarak yıpratıcı bir süreçle sonuçlanabilecek olan bu aşk türü bazen isteğimizle sürdürülürken bazen de istemsiz gelişebilir.
Platonik aşk, bireyin başka bir bireye karşı hayranlık duymasını içerir. Karşılık beklememek güçlü bir hayal gücüne kişiyi itebilirken büyük bir hayal kırıklığına da sürükleyebilir. Bu süreçle baş edememek psikolojik zorlukları beraberinde getirir. Platonik aşk, bireyin hayal gücünü geliştirerek duygusal tatmine yol açabilir. Kişinin hayatında eksik bulduğu sevgi veya takdir unsurlarının telafisi olarak görülebilir. Freud’a göre idealize edilmiş bu süreç, bilinçaltındaki doyurulmamış arzuların bir yansıması olarak karşımıza çıkabilir.
Platonik aşk, sosyal ilişkilerimizi etkileyebilir. Bireylerle ilişkilere açık olmayı ve kendimizle barışmayı etkileyebilecek bu süreç, kişinin idealize ettiği figürü gerçek hayatta bulamamasıyla ya da arzuladığı kişiyi başkalarıyla kıyaslamasıyla tatmin olamayabilir. Bu durum sosyal yalıtım ve yalnızlık gibi psikolojik sorunlara sebebiyet verebilir. Platonik aşk, bireyin kendisiyle kurduğu bağı güçlendirebilir veya zedeleyebilir. Bireyin kendi ihtiyaçlarını fark etmesine yardımcı olabilir ya da derin düşüncelere dalmasına sebep olabilir. Özellikle ergenlikte ve genç yetişkinlikte platonik aşk, bireyin kimlik gelişimine destek olabilir.
Platonik aşk bireyin iç dünyasının dışında toplumsal ve kültürel olarak da büyük bir etkiye ev sahipliği yapar. Kimi topluma göre platonik aşk kutsal algılanırken kimi toplumlarda ise gerçekçi, ele alınmayan ve bireyi yalnızlaştıran bir deneyimden ibaret görülebilir. Özellikle günümüzde ve modern toplumların genelinde aşk ifadesi fiziksel yakınlığı barındırdığından platonik aşk daha soyut ve ulaşılamaz bir ideal gibi değerlendirilebilir.
Sonuç olarak, platonik aşk bireyin iç dünyasında derin izlere sahip bir deneyimdir. Duygusal tatmine ulaşabilirken koca bir hayal kırıklığı da yaşatabilen bu deneyim, bireyin hayal gücünü beslerken kendi ihtiyaçlarını keşfetmesini sağlayabilir. Ayrıca platonik aşk sosyalliğimizi geri plana atarak sosyal yalıtım ya da kendi kabuğuna çekilme gibi zorlantılara sebep olabilir. Platonik aşkın psikolojimize hem olumlu hem olumsuz yansımaları var diyebiliriz. Bireyin bu deneyimden olumlu çıkarım yapması mental sağlığı için çok önemlidir. Bireyin kendisini güvende hissetmesini ve duygusal dengeyi sağlar. Birey kendisini platonik aşkı için geliştirebilir. Bu durum, kişinin empatik ve anlayışlı olmasına yol açabilir. Kişi hayalindeki figüre ulaşamazsa kopuk bir bağ geliştirebilir. Ayrıca karşılık bulamayan bir aşkın sürekli zihinsel olarak düşünülmesi ise kişinin öz değerini sarsabilir ve depresif düşüncelere bürünmesine sebep olabilir. Yüksek bir erdem ya da gerçekten kaçış olarak görülen platonik aşk sosyal normlar nedeniyle bastırılmış duygular ve psikolojik strese yol açabilir. Psikoloji alanında bu tür aşk deneyiminin daha detaylı çalışmalarla araştırılması ve bireylerin bu deneyimden olumsuz etkilenmemeleri için onlara rehberlik edilmesi platonik aşkı daha normal bir zemine oturtmamıza yardımcı olacaktır. Bireyin kendisini güvende hissetmesini sağlarken hem de duygusal denge sağlar. Birey kendisini platonik aşkı için geliştirebilir. Bu durum, kişinin empatik ve anlayışlı olmasına yol açabilir. Kişi hayalindeki figüre ulaşamazsa ise kopuk bir bağ geliştirebilir. Ayrıca karşılık bulamayan bir aşkın sürekli zihinsel olarak düşünülmesi ise kişinin öz değerini sarsabilir ve depresif düşüncelere bürünmesine sebep olabilir. Yüksek bir erdem ya da gerçekten kaçış olarak görülen platonik aşk sosyal normlar nedeniyle bastırılmış duygular ve psikolojik strese yol açabilir. Psikoloji alanında bu tür aşk deneyiminin daha detaylı çalışmalarla araştırılması ve bireylerin bu deneyimden olumsuz etkilenmemeleri için onlara rehberlik edilmesi platonik aşkı daha normal bir zemine oturtmamıza yardımcı olacaktır.
Kaynakça
Freud, S (1914) . On Narcissism: An Introduction.
Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and Crisis. New York: Norton.
Duygusal bir süreç olan aşk, insanlığın ilk ortaya çıkışından beri var olan bir deneyim. Aşkın farklı biçimleri bulunur ve bunlardan en çarpıcı olanı ise “Platonik Aşk”tır. Platonik aşk denildiğinde aklımıza idealize edilmiş bir sevgi anlayışı gelmektedir. Aşk fiziksel bir karşılık ile doyurulmayı beklerken platonik aşk bundan yoksundur. Antik Yunan Filozofu Platon’un eserinde “Symposium” kavramı bunu çarpıcı bir şekilde açıklamaktadır. Symposium, ruhun güzelliğe duyduğu hayranlık olarak da ifade edilir. Günümüze bakacak olursak platonik aşk, kişinin kendi duygusal sürecini kapsar. Karşılık beklemeden veya ulaşılması zor bir hedef gibi görünen bu süreç insanların psikolojik olarak yıpranmasına da sebebiyet verebilir. Kavuşma idealine yaslanan ve karşılığı olduğunda doyuma ulaşmamızı sağlayan platonik aşk, karşılık bulamadığında ise bir kabusa dönüşebilir. Psikolojik olarak yıpratıcı bir süreçle sonuçlanabilecek olan bu aşk türü bazen isteğimizle sürdürülürken bazen de istemsiz gelişebilir.
Platonik aşk, bireyin başka bir bireye karşı hayranlık duymasını içerir. Karşılık beklememek güçlü bir hayal gücüne kişiyi itebilirken büyük bir hayal kırıklığına da sürükleyebilir. Bu süreçle baş edememek psikolojik zorlukları beraberinde getirir. Platonik aşk, bireyin hayal gücünü geliştirerek duygusal tatmine yol açabilir. Kişinin hayatında eksik bulduğu sevgi veya takdir unsurlarının telafisi olarak görülebilir. Freud’a göre idealize edilmiş bu süreç, bilinçaltındaki doyurulmamış arzuların bir yansıması olarak karşımıza çıkabilir.
Platonik aşk, sosyal ilişkilerimizi etkileyebilir. Bireylerle ilişkilere açık olmayı ve kendimizle barışmayı etkileyebilecek bu süreç, kişinin idealize ettiği figürü gerçek hayatta bulamamasıyla ya da arzuladığı kişiyi başkalarıyla kıyaslamasıyla tatmin olamayabilir. Bu durum sosyal yalıtım ve yalnızlık gibi psikolojik sorunlara sebebiyet verebilir. Platonik aşk, bireyin kendisiyle kurduğu bağı güçlendirebilir veya zedeleyebilir. Bireyin kendi ihtiyaçlarını fark etmesine yardımcı olabilir ya da derin düşüncelere dalmasına sebep olabilir. Özellikle ergenlikte ve genç yetişkinlikte platonik aşk, bireyin kimlik gelişimine destek olabilir.
Platonik aşk bireyin iç dünyasının dışında toplumsal ve kültürel olarak da büyük bir etkiye ev sahipliği yapar. Kimi topluma göre platonik aşk kutsal algılanırken kimi toplumlarda ise gerçekçi, ele alınmayan ve bireyi yalnızlaştıran bir deneyimden ibaret görülebilir. Özellikle günümüzde ve modern toplumların genelinde aşk ifadesi fiziksel yakınlığı barındırdığından platonik aşk daha soyut ve ulaşılamaz bir ideal gibi değerlendirilebilir.
Sonuç olarak, platonik aşk bireyin iç dünyasında derin izlere sahip bir deneyimdir. Duygusal tatmine ulaşabilirken koca bir hayal kırıklığı da yaşatabilen bu deneyim, bireyin hayal gücünü beslerken kendi ihtiyaçlarını keşfetmesini sağlayabilir. Ayrıca platonik aşk sosyalliğimizi geri plana atarak sosyal yalıtım ya da kendi kabuğuna çekilme gibi zorlantılara sebep olabilir. Platonik aşkın psikolojimize hem olumlu hem olumsuz yansımaları var diyebiliriz. Bireyin bu deneyimden olumlu çıkarım yapması mental sağlığı için çok önemlidir. Bireyin kendisini güvende hissetmesini ve duygusal dengeyi sağlar. Birey kendisini platonik aşkı için geliştirebilir. Bu durum, kişinin empatik ve anlayışlı olmasına yol açabilir. Kişi hayalindeki figüre ulaşamazsa kopuk bir bağ geliştirebilir. Ayrıca karşılık bulamayan bir aşkın sürekli zihinsel olarak düşünülmesi ise kişinin öz değerini sarsabilir ve depresif düşüncelere bürünmesine sebep olabilir. Yüksek bir erdem ya da gerçekten kaçış olarak görülen platonik aşk sosyal normlar nedeniyle bastırılmış duygular ve psikolojik strese yol açabilir. Psikoloji alanında bu tür aşk deneyiminin daha detaylı çalışmalarla araştırılması ve bireylerin bu deneyimden olumsuz etkilenmemeleri için onlara rehberlik edilmesi platonik aşkı daha normal bir zemine oturtmamıza yardımcı olacaktır. Bireyin kendisini güvende hissetmesini sağlarken hem de duygusal denge sağlar. Birey kendisini platonik aşkı için geliştirebilir. Bu durum, kişinin empatik ve anlayışlı olmasına yol açabilir. Kişi hayalindeki figüre ulaşamazsa ise kopuk bir bağ geliştirebilir. Ayrıca karşılık bulamayan bir aşkın sürekli zihinsel olarak düşünülmesi ise kişinin öz değerini sarsabilir ve depresif düşüncelere bürünmesine sebep olabilir. Yüksek bir erdem ya da gerçekten kaçış olarak görülen platonik aşk sosyal normlar nedeniyle bastırılmış duygular ve psikolojik strese yol açabilir. Psikoloji alanında bu tür aşk deneyiminin daha detaylı çalışmalarla araştırılması ve bireylerin bu deneyimden olumsuz etkilenmemeleri için onlara rehberlik edilmesi platonik aşkı daha normal bir zemine oturtmamıza yardımcı olacaktır.
Kaynakça
Freud, S (1914) . On Narcissism: An Introduction.
Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and Crisis. New York: Norton.
Platon (M.Ö. 385). Symposium.