Kayıp Tanrılar Ülkesi
Yazan: Hatice Gündoğdu

Doğduğun ev kaderindir derler peki ya doğamadığın bir ev ? Bir anne şefkatinden uzak ya da babanın verdiği o güveni ve merhameti hissetmeden büyümek , insan hayatı boyunca yaşadığı bir çok durumun temelini doğduğu eve bağlar hatta Freudun Psikoseksüel kuramında da buna değinir Freud’a göre, çocukluk deneyimleri yetişkinlikte kişiliğimizi ve davranışlarımızı şekillendirmektedir. Freud gelişimi süreksiz olarak görüyordu; çocukluğumuzda her birimizin ciddi aşamalardan geçmesi gerektiğine ve bu aşamaların birinde, uygun bakım ve ebeveynlikten yoksun kalırsak, o aşamada sıkışıp kalabileceğimize inanıyordu. bizler ne kadar inkar ya da büyük ölçüde kabul etmesek de doğduğumuz ve büyüdüğümüz evde yoğurulur hamurumuz eksik ya da fazla her olsalık bizi hayatımızda çok başka bir noktaya ve kişiliğe sürükler. Peki ya bu sürüklenmenin sınırı nedir ? Ne kadar etkiler bizi bu sürüklenme ? Bizi biz yapan şeylerden ve bu eksiklik ya da fazlalıktan nasıl kurtuluruz? Unutmak bir çözüm müdür ? Yoksa bastırılan ve unutulan her duygu bir çığ gibi önümüze mi ?
Ahmet Ümit bir çoğumuzun tandığı adını polisiye kurgularıyla tanıtan kitaplarının bir çok dile çevirisi olan bir yazardır . Kayıp Tanrılar Ülkesi kitabında da bir çok unsuru harmanlayarak bizlere sunar . Yazar kitapta bizlere hem Arkeolojiden hem de Yunan Mitolojisinden bir çok bilgi sunuyor . ve bunu polisiye kurgusuyla harmanlayarak meraklandığımız bir kurgu haline getiriyor . Aynı zamanda da olay örgüsü içinde patolojik bir vakadan da bahsediyor. Kitap 12 Bölüm 502 sayfadan oluşuyor her sayfayı büyük bir merakla çevirdiğimiz kimi zaman şaşırdığımız kimi zaman heyecanlandığımız bir kurgu bizi bekliyor.
Hikaye Berlinde cinayet buroya gelen bir ihbarla başlıyor Başkomiser Yıldız ve onun yardımcısı Tobias’ın cinayet mahaline gelmesiyle ve kalbi çıkarılarak cani bir şekilde öldürülen ama bunu mistik bir tören şeklinde tasarlayarak adeta Zeusa sunulmuş bir şekilde Cemal Ölmez’in katledilmesiyle birbiri ardına olaylar başlıyor. Pergamon Antik kenti’nin bulunması ve kazı aşamasında büyük yardımları olan Ölmez ailesinin büyük büyük dedesi aslında aile’nin mitolojiye olan bağını ve arkeoloji’ye olan ilgisini oluşturuyor. ve katilin bir sunak şeklinde tasarlayarak cinayetlerini mitolojik öğeler kullanarak işlemesi gizemi daha da artırıyor. İpuçlarını yavaş yavaş toplayan Başkomiser Yıldız’ ın en önemli ipuçlarından biri de Cemal Ölmez’in babası Kerem Ölmez’in bir dönem kendisini Kronorus yani Zeus’un babası sanmasıdır . Ve bu yüzden tedavi görmesidir. Hastalığı’nın adı Grandiyöz Paranoyadır. Bu paranoya Megolamani’nin son evresidir. Genel olarak büyüklük hezeyanı olarak da bilinir. ve kişinin kendini ünlü biri büyük bir devlet adamı hatta giderek peygamber sanma halidir ve Kişiler kendini çok önemli hissedebilir veya olağanüstü güçleri olduğunu düşünebilir. Hastalar kendilerini, birtakım insanların takip ettiğini veya izlediğini düşünebilir. . Bu paranoya aslında çok da tehlikelidir . Ölümle bile sonuçlanarak kötü durumlara sebebiyet verebilir. Belki bu bilgi hikayemizin gizemini aydınlatacak bir ipucu olur kim bilir ? Unutmak bir lütuf mu ? Yoksa büyük bir ceza mı ? Hep beraber okuyarak göreceğiz son olarak kitaptan bir alıntıyla bitirmek istiyorum yazımı belki bu alıntı sizlere katili bulmak ta minik bir ipucu olur. Bunuda okuyarak göreceksiniz.
“ Babasız çocuklar tanrıya sığınırdı o ise tanrı olmayı seçti.”
Doğduğun ev kaderindir derler peki ya doğamadığın bir ev ? Bir anne şefkatinden uzak ya da babanın verdiği o güveni ve merhameti hissetmeden büyümek , insan hayatı boyunca yaşadığı bir çok durumun temelini doğduğu eve bağlar hatta Freudun Psikoseksüel kuramında da buna değinir Freud’a göre, çocukluk deneyimleri yetişkinlikte kişiliğimizi ve davranışlarımızı şekillendirmektedir. Freud gelişimi süreksiz olarak görüyordu; çocukluğumuzda her birimizin ciddi aşamalardan geçmesi gerektiğine ve bu aşamaların birinde, uygun bakım ve ebeveynlikten yoksun kalırsak, o aşamada sıkışıp kalabileceğimize inanıyordu. bizler ne kadar inkar ya da büyük ölçüde kabul etmesek de doğduğumuz ve büyüdüğümüz evde yoğurulur hamurumuz eksik ya da fazla her olsalık bizi hayatımızda çok başka bir noktaya ve kişiliğe sürükler. Peki ya bu sürüklenmenin sınırı nedir ? Ne kadar etkiler bizi bu sürüklenme ? Bizi biz yapan şeylerden ve bu eksiklik ya da fazlalıktan nasıl kurtuluruz? Unutmak bir çözüm müdür ? Yoksa bastırılan ve unutulan her duygu bir çığ gibi önümüze mi ?
Ahmet Ümit bir çoğumuzun tandığı adını polisiye kurgularıyla tanıtan kitaplarının bir çok dile çevirisi olan bir yazardır . Kayıp Tanrılar Ülkesi kitabında da bir çok unsuru harmanlayarak bizlere sunar . Yazar kitapta bizlere hem Arkeolojiden hem de Yunan Mitolojisinden bir çok bilgi sunuyor . ve bunu polisiye kurgusuyla harmanlayarak meraklandığımız bir kurgu haline getiriyor . Aynı zamanda da olay örgüsü içinde patolojik bir vakadan da bahsediyor. Kitap 12 Bölüm 502 sayfadan oluşuyor her sayfayı büyük bir merakla çevirdiğimiz kimi zaman şaşırdığımız kimi zaman heyecanlandığımız bir kurgu bizi bekliyor.
Hikaye Berlinde cinayet buroya gelen bir ihbarla başlıyor Başkomiser Yıldız ve onun yardımcısı Tobias’ın cinayet mahaline gelmesiyle ve kalbi çıkarılarak cani bir şekilde öldürülen ama bunu mistik bir tören şeklinde tasarlayarak adeta Zeusa sunulmuş bir şekilde Cemal Ölmez’in katledilmesiyle birbiri ardına olaylar başlıyor. Pergamon Antik kenti’nin bulunması ve kazı aşamasında büyük yardımları olan Ölmez ailesinin büyük büyük dedesi aslında aile’nin mitolojiye olan bağını ve arkeoloji’ye olan ilgisini oluşturuyor. ve katilin bir sunak şeklinde tasarlayarak cinayetlerini mitolojik öğeler kullanarak işlemesi gizemi daha da artırıyor. İpuçlarını yavaş yavaş toplayan Başkomiser Yıldız’ ın en önemli ipuçlarından biri de Cemal Ölmez’in babası Kerem Ölmez’in bir dönem kendisini Kronorus yani Zeus’un babası sanmasıdır . Ve bu yüzden tedavi görmesidir. Hastalığı’nın adı Grandiyöz Paranoyadır. Bu paranoya Megolamani’nin son evresidir. Genel olarak büyüklük hezeyanı olarak da bilinir. ve kişinin kendini ünlü biri büyük bir devlet adamı hatta giderek peygamber sanma halidir ve Kişiler kendini çok önemli hissedebilir veya olağanüstü güçleri olduğunu düşünebilir. Hastalar kendilerini, birtakım insanların takip ettiğini veya izlediğini düşünebilir. . Bu paranoya aslında çok da tehlikelidir . Ölümle bile sonuçlanarak kötü durumlara sebebiyet verebilir. Belki bu bilgi hikayemizin gizemini aydınlatacak bir ipucu olur kim bilir ? Unutmak bir lütuf mu ? Yoksa büyük bir ceza mı ? Hep beraber okuyarak göreceğiz son olarak kitaptan bir alıntıyla bitirmek istiyorum yazımı belki bu alıntı sizlere katili bulmak ta minik bir ipucu olur. Bunuda okuyarak göreceksiniz.
“ Babasız çocuklar tanrıya sığınırdı o ise tanrı olmayı seçti.”