İvan İlyiç’in Ölümü

Yazan: Şevval Neslihan Yıldız

Kitap ilk olarak İvan’ın cenaze töreni ile başlıyor. Bu kısmı okurken İvan’ın haline çok yüksek ihtimal üzülebilir ve acıyabilirsiniz. Ancak okumaya devam ettikçe içinizdeki üzüntü kaybolmaya başlıyor. Çünkü en başta bir kadın, eşinin ölümünü nasıl bu kadar tepkisiz karşılayabilir diye sorgularken, kitabın sonunda bu kadının neden bu kadar tepkisizleştiğini anlıyorsunuz. Ancak bu kadar tepkisizleşmesinin normal olup olmadığını da sorguluyorsunuz. İçinizde bu sorgulayama girdiğinizde kendinizi, kadının bu davranışlarının normal olduğunu düşünürken buluyorsunuz ancak evliliğin başlarına gittiğinizde ise kocasının davranışlarına göre karısının gayet haklı olduğunu düşünüyorsunuz. Bu haklı-haksız döngüsü ise kitap boyunca bu şekilde ilerlemeye devam ediyor. Genel bir açıdan bakınca aslında olay kimin haklı veya kimin haksız olduğu algısından çıkıyor ve ilişkilerdeki fedakarlık, saygı ve sevgi gibi ilişkilerin temellerini sağlam tutmaya geliyor. İlişki sürecinde iki tarafın da sürekli adımı birbirinden beklemesi, karşı tarafı anlamak yerine sadece anlaşılmayı istemesi gibi sorunların devamı, yavaş yavaş evliliği ve aileyi bitirmeye başlıyor. Aynı zamanda bu sadece ilişki içerisinde olan kişileri değil, çocukların da aile kavramını yitirmesine, anne ve baba arasında bir taraf olma haline gelmesine sebep oluyor. Yani ebeveynlerin kendi aralarındaki saygının yok olmasını çocuklarına yansıtmaları, onların da bir nevi aileye olan inancını ve saygısını yitirmelerini sağlıyor. Bu yüzden bitmiş olan veya bitmeye başlayan bir ilişkide bağları, saygıyı yitirme kısmına gelmeden koparmanın önemini anlatıyor kitap. Kısaca bitmiş bir ilişkiyi uzatmaya devam etmek sağa sola savrularak yaşamaktan farksız bir hale geliyor. Bu da acı bir şekilde karşındaki kişi ölüm döşeğindeyken bile üzülememeye, ölmek üzereyken onu görmek bile istememeye eşdeğer bir hale geliyor.


Kısaca ortaya çıkan her tepkiyi yargılamamak ve öncesine bakmak gerektiğini hatırlatıyor bu kitap. Her bir alışılmış davranışın ardında mutlaka bir sebep olmalıdır. Kimse belli bir raddeye bir anda gelemez. Bu kitap bize, başta belli olan bir şeyi üstelemenin sonuçlarını çok açık bir şekilde anlatıyor.