Erteleme Davranışını Anlamak

Yazan: Zeynep Kamadan

Ertelemek genelde yapmaktan hoşlanmadığımız, canımızı sıkan veya başlamaktan korktuğumuz yaşam görevlerini kapsayabilir. APA'ya (American Psychological Association) göre, erteleme, kişinin bilinçli olarak gerekli bir görevi geciktirmesi veya ondan kaçınmasıdır ve bu genellikle uzun vadede olumsuz sonuçlara neden olur (APA, n.d.). Erteleme davranışı incelendiğinde akademik hayatımız, ev ve iş yaşamımız dahil olmak üzere basit veya zor olarak gördüğümüz hemen hemen her görevde karşımıza kolaylıkla çıkabilmektedir. Peki yapılacaklar listesini kolayca ertelemek sandığımız kadar kolay mıdır? Aksine, yapmayı geciktirdiğimiz işleri zamanında yapmadığımızda başımıza daha büyük sorunlar açabiliyor. Örneğin sınavlara çalışmayı haftalara bölmek yerine son birkaç günde tüm bir dönemin derslerine çalışmak veya mutfağı toplamayı ertelediğiniz için en sonunda bir yığın bulaşıkla baş başa kalmak gibi. Geciktirme davranışının içine zaman faktörü de girdiğinden, bu davranışın insan hayatındaki birçok alanı etkisi altına aldığını söyleyebiliriz. İnsan ömrünün yakıtı olan zaman, doğru kullanılmadığında fizyolojik ve psikolojik bir takım olumsuz durumlara yol açabiliyor. Yerinde ve zamanında gerçekleştirilmeyen görevler, bazı temel ihtiyaçlarımıza ayırmamız gereken vaktimizin sömürülmesine sebep olabiliyor. Bu duruma bir örnek olarak, erteleme davranışının fizyolojiyi etkileyen negatif çıktılarından biri olarak erteleyip biriktirdiğimiz çalışmaları bitirmek için uykusuz kalmak söylenebilir. “Araştırmalara göre, erteleme davranışını etkileyen önemli faktörlerden biri bireylerin öz-yeterlilik algılarıdır. İnsanlar, kendilerini yeterli hissettikleri görevleri yapma eğilimindeyken, zorlayıcı ya da yeterliliklerinin üzerinde gördükleri görevlerden kaçınma veya bu görevlerde başarısız olma eğilimi göstermektedirler. “(Bandura, 1986). 

saat, duvar saati, çizim, tasarım içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

“Bu nedenle, öz-yeterlik teorisi doğrultusunda, bir görevin ertelenmesi, bireyin o görevi başarıyla tamamlayamayacağına dair sahip olduğu bilişsel bir öz-yeterlik algısına dayanan kaçınma temelli bir davranış tepkisi olarak değerlendirilmektedir. “(Çelik ve ark., 2015). Bir işe başlamaktan korkmak tabiriyle aslında işin sonucunda başarısız olmaktan korkmak da yatıyor olabilir. “Ertelemeye eğilimli kişilerle yapılan danışma deneyimleri sonucunda, birçok kişinin erteleme davranışını tembellik, disiplinsizlik veya zamanı nasıl kullanacağını bilmemek gibi kendi kişilik kusurlarına bağladığı ortaya konmuştur.” (Burka ve Yuen, 1983). "Knaus’a (1998) göre, erteleme, kişinin yapılması gereken işin yerini, asılsız korkuları ve akılcı olmayan inançlarının alması nedeniyle başlar. Ertelemeciler, yüksek standartlara sahip oldukları için başarısızlığın kaçınılmaz olduğunu düşünürler ve bu yüzden işe başlamayı ancak başarılı olamayacaklarını düşündükleri zamana kadar ertelerler."

Peki bu eylem kendi sorumluluğumuzu üstlenmemizi sağlıyor mu? İnsanlar çoğu zaman disiplinsiz olduklarını ve planlama becerilerini etkili bir şekilde kullanmadıklarından yakınırlar. Ama tüm bu şikayetlere rağmen aksiyon aldıkları çoğu zaman görülmez. Olumsuz bir durumun içinde olduklarının ve bu durumun onları ne kadar zorladığını da her zaman eklerler. Peki bunun asıl sebebi nedir? Bir insan kendi hayatının kontrolünü kendi ellerinde tutamıyorsa, akıp giden zaman da olmasaydı, ertelemeci insanlar dondurulmuş birer kukla olarak mı gözükürdü? Yalnızca dışsal motivasyonlar ve çevresel etmenler sayesinde kararlar alabilen ve zorunda kaldığı âna kadar sorumluluklarını erteleyen bir insan olarak ne kadar özgürleşebiliriz? Özgür olmak insana özgü bir yakıştırmadır. İnsan özgürdür ve sorumluluk sahibidir. Özgür iradeyi kullanmamızı sağlayan beynimiz, bedenimize davranış komutu verdiği andan itibaren aksiyon almaya başlarız. Aksiyonlarımız içsel motivasyonumuzla da ilişkilidir. Erteleme davranışı, bilinçli kararlar alıp sorumluluk üstlenmemiz yerine işlevsiz kararlara ve aksiyonlara yine kendimiz tarafından mecbur bırakılmayı içerir. Bu durum yalnızca alınan bu işlevsiz aksiyonun sonuçlarıyla yüzleşmeyi değil, aynı zamanda kendi benliğimizi yok saymaktan ileri gelen bir öz saygısızlığı da doğurur. Benliğimize verdiğimiz bu zarar ne kadar sık tekrarlanırsa, kendimizi o ölçüde yaralar ve kendimize yabancılaşırız. İnsanın kendine söz geçirememesi adeta kendi benliğini ezip geçmesi olarak görülebilir.

KAYNAKÇA


American Psychological Association. (n.d.). Why do people procrastinate? APA. https://www.apa.org/news/podcasts/speaking-of-psychology/procrastinate

Bandura, A. (1986). Social foundations of thought and action: A social cognitive theory. Englewood Cliffs, NJ: Prentice-Hall.

Burka, J.B. & Yuen, L.M. (1983). Procrastination: Why you do it, what to do about it now. Cambridge: Da Capo Press.

Çelik, Ç., & Odacı, H. (2015). Akademik erteleme davranışının bazı kişisel ve psikolojik değişkenlere göre açıklanması [Explanation of academic procrastianation by some personal and psychological variables]. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 30(3), 31-47.

Knaus, W. J. (1998). The psychology of procrastination: Why people put off doing things and what to do about it. New Harbinger Publications.