Bütünlükteki Kesintiler: Tamamlanmamış İşlerin Yarattığı Kaygı

Yazan: Hayrunnisa Ünal

“Elimizde uzun bir yol boyunca takip ettiğimiz bir ip düşünelim. İlerledikçe onun sayesinde yönümüzü bulurken bir anda tökezliyor ve elimizdeki ipin sonuna geldiğimizi görüyoruz. Fakat yol devam ediyor. Şimdi nereye gideceğiz?”

Tamamlanmamış bazı işlerin veya hesapların hissettirdiği kaygı, ipin sonuna sarılırken gözümüzde labirente dönüşen yol kadar devleşmiş olabilir. Elimizdeki bu hayali ip, eylemlerimiz olarak temsil edilecek olursa tamamlanamadığında ileriye dönük kargaşa yaşayabileceğimiz bir resim ortaya çıkabilir.

İleriyi sağlıklı görebilmenin önemli bir parçası da gerideki eksik parçaların birleşmesidir. Gestalt kuramındaki tamamlanmışlık ilkesine göre, gelen parçayı bütüne ulaştırma yolunda hedeflenmişizdir. Tamamlanmamış işler, fiziksel ihtiyaçlardan tutulup da psikolojik ihtiyaçlara kadar uzatılabilen bir listeye sahiptir. Bizlere ayak bağı olabilecek uzunluktaki bu liste, içimizde kalan dilenmemiş özürlerden, edilememiş teşekkürlerden, duyulan pişmanlıklardan, paylaşılamamış duygulardan daha birçoklarına ev sahipliği yapar. Bu misafirlik eksiklikler giderilene kadar sürer. Zeigarnik (1938) çalışmasında yarım bıraktıkları işleri geri dönerek tamamlamaya çalışanlar olduğunu saptamıştır. (Martin, Sihrira ve Startup, 2004: 154)


Gestalt terapi kuramına göre, bitirilmemiş herhangi bir şey kişinin düşüncelerinde sürekli yer alır; farklı derecelerde sıkıntıya sebebiyet vererek bitirme yönünde güdülenmeye sebep olur. Kişinin eksiklik gördüğü herhangi bir durum ya da eylem birikerek psikosomatik ve psikolojik sorunlara yol açabilir, kişi yıkıcı sonuçlarla karşı karşıya gelebilir. Bunların giderilebilmesi ve psikolojik iyilik halinin sağlanabilmesi için kişinin yarım kalmışlıkların farkında olması büyük bir önem taşır. Sağlıklı bireyler sorumluluk almaktan çekinmez, bahanelere sığınmayarak davranışlarından meydana gelebilecek olumlu ya da olumsuz sonuçları üstlenerek kendine özgürlük tanır. Kendini gerçekleştirme noktasında potansiyellerini en iyi şekilde kullanabilmektedirler. Eksikler giderilip de yerleri doldurulduktan sonra bireyler sahip oldukları enerjiyi başka etkinliklere yöneltebilmektedirler.

Tamamlanmamış işler için muhtemel tepkiler öfke, pişmanlık, kaygı, üzüntü nefret gibi olumsuz birçok duygu olabilirken sevinç, coşku, heyecan, aşk gibi olumlu duyguları da içerebilir. Bitirilmeyen herhangi bir eylem ne kadar çoksa öfke, pişmanlık ve suçluluk duygularının daha yoğun olduğu belirlenmiştir. Pişmanlık bunların arasındaki en sivri göstergedir ve sık sık yas alanında kendini gösterir.

Tamamlanmışlığı bu yönünü ele alan kuramlardan bir diğeri de Erikson’un yaşam dönemlerinden yaşlılıkta ego bütünlüğüne karşı umutsuzluk karmaşasıdır. Kişi bu dönemde karmaşanın üstesinden gelebilirse egoyu bir tamamlanmışlığa erdirebilecektir. Aksi durumda tüm yaşamını bir başarısızlık olarak görecektir. Yaşlılıkta geriye dönük olayları ve durumları anımsamak daha yoğundur. Bunun içinde hatırlandığında mutluluk verici olanlarla beraber, akla getirilmek bile istenmeyen olumsuz içerikli anılar da olabilir. Kendi bütünlüklerini korumak adına içlerinde bazı açıklamalara giderek bu olumsuzlukları temellendirmeye çalışabilirler. Zamanında koşullardan ötürü bazı sahip olamadıkları imkanların tamamlanması onları daha iyi hissettirebilmektedir. Yaşamının sonlarına adımlarken geriye umutsuzca bakan yaşlı bireylerin arkalarındaki boşlukları tamamlamadıklarından benliklerine karşı tamamen memnun olmadıklarını söyleyebiliriz.

Geriye dönük iyileştirme eylemlerimizle mevcut bazı kaygılarımızın izini sürerek onları çözüme ulaştırırken aynı zamanda benliğimizin bütünlüğünü korumuş oluruz. Yol size karışık geldiğinde kaygılanmayın, bir iki adım geri giderek eksikleri tamamlayabilirsiniz!

Kaynakça: 

DEMİRBAŞ, H., & CANATAN, A. (2021). Tamamlanmamış/Bitirilmemiş İşler: İleri Yetişkinlik Döneminde Tamamlanmamış İşi.