Bağlanma Stilleri

Yazan: Merve Özcan

Hayatımız boyunca birçok farklı ilişki deneyimi yaşarız. Kendimizle, ailemizle, partnerimizle, sosyal çevremizle hatta eşyalarımızla bile çeşitli dinamiklerde bağlar kurarız. Kurduğumuz bağlar büyük oranda hayatla nasıl bağ kuracağımız konusunda ilk ve en güçlü adımları attığımız çocukluk döneminde şekillenir ve bize birincil bakım veren kişi veya kişilerle olan ilişkimizden kaynak alır. Eğer bu yapılanma sürecinde çocuğun yaşadığı olumsuz deneyim ve travma gibi durumlar varsa kişinin gelecekteki hayatını, hatta hayat ve ilişki algısını etkileyecektir. İlişkilerimize yön veren bağlar, hayatımızın merkezinde yer alır ve aslında hayatla nasıl iletişim kurduğumuzu bize gösterir. Hayatla iletişim kurmamızı sağlayan bu bağlar aslında aynı hayatın zeminini oluşturur çünkü üzerine inşa edilecek olan her şey zeminin sağlamlığına veya yapısına göre şekil alacaktır. Herkesin zemininin farklı olduğunu ve kurulan ilişkilerin de bu zeminin yapılanmasına göre şekil aldığını fark eden John Bowlby, her insanın 3 farklı bağlanma stilinden biriyle bağ kurduğu teorisini ortaya atmıştır. Bu 3 farklı bağlanma stilinin ve sonradan geliştiren bir diğer bağlanma stilinin mekanizmasına yakından bakalım.

Tetikte Olmak: Kaygılı Bağlanma Stili

Kaygılı bağlanma stili olan bireylerin çok hassas bir bağlanma sistemi vardır. İlişkileri sorunsuz ilerliyor olsa bile sürekli ilişki tehlike altında gibi hissedebilirler ve küçük bir sorun olduğunu düşündükleri anda bile partnerlerinden adeta yeşil ışık alana kadar sakinleşemezler. Ortada çok küçük bir sorun olsa bile insanları ve ilişkileri okuma konusunda becerileri gelişmiş olabildiği için bu soruna olması gerekenden daha fazla anlam yükleme ve hızlıca yargıya varma konusunda bir eğilimleri vardır. Kaygılı bağlanma stiline sahip kişiler, ilişkilerde sürekli bir güvensizlik ve tehdit algısı taşır. Küçük bir problemde bile, ilişkilerinin tehlikede olduğunu düşünerek aşırı tepkiler verebilirler. Örneğin, partnerinin bir mesajına geç cevap vermesi, kaygılı kişiyi ilişkiyi sorgulamaya yönlendirebilir. Bu durum, geçmişteki tutarsız ve güvensiz bakım ilişkilerinin bir sonucu olarak ortaya çıkar, bu yüzden güven arayışı yüksek olur.

İlişkiyi Kol Mesafesinde Tutmak: Kaçıngan Bağlanma Stili

Kaçıngan bağlanma stili olan bireylerin kurduğu ilişkiler genellikle kol mesafesindedir. Duygusal yakınlık kurmaktan ve ilişkileri derinleştirmekten kaçındıkları için soğuk ve yüzeysel bir izlenim verirler. Duygularını ve ilişkideki sorunları konuşmak yerine mantığa dayalı ve yapıcı olmayan bir iletişimi tercih ederler ve partnerleri bu iletişim bozukluğundan ötürü “birlikte ama ayrı” hissedebilirler.Kaçıngan bağlanma stiline sahip bireyler, duygusal yakınlık kurmaktan ve derin ilişkilerden kaçınır. Onlar için en önemli şey bağımsızlıklarını korumaktır ve başkalarına duygusal ihtiyaçlarını karşılamalarını beklemektense, kendilerine yetmeyi tercih ederler. Örneğin, partneri yakınlık gösterdiğinde, bu kişi mesafeli davranarak duygusal soğukluk yaratabilir. Bu, çocuklukta duygusal ihtiyaçların karşılanmaması ve yakınlıkta yaşanan hayal kırıklıklarının bir sonucudur.

Her Şey Yolunda: Güvenli Bağlanma Stili

Güvenli bağlanma stiline sahip bireyler ilişkideki sorunları yönetmek konusunda başarılıdırlar. Kendilerini sürekli savunmak ve sorunları büyütmek yerine sorunun veya tartışmanın büyümemesi için çözüm odaklı ve onarıcı adımlar atarlar. İletişime, sorunları konuşmaya ve eleştiriye açık olmaları kendilerine ve etrafındaki insanlara esneklik sağlar. Duygusal yakınlık kurmaktan çekinmezler ve hatalar karşısında yapıcı bir tutum sergilerler.

Kurduğumuz bağların ilişkilerimizde zemin görevi gördüğü kısma dönecek olursak, görüldüğü üzere bağlanma stilleri duygusal zeminin oluşumunda yani çocukluk döneminde yaşanan olaylar neticesinde şekil almaktadır ve eğer bu şekil alma aşamasında belli başlı sorunlar yaşanırsa zeminin sağlamlığı da ona göre yapılanmaktadır. Çocukluğumuzdan itibaren yaşadığımız duygusal deneyimlere göre belirlenen algılarımız birikimli bir şekilde ilerler ve bu birikimi taşıyan zeminde olması gerektiğinden farklı bir durum olursa üstüne koyduklarımızın da dengede durması, yerleşmesi, kendine sağlam bir yer bulması zorlaşır. Psikodinamik terapi ekolü sorunların kökenine inmek, çocukluk dönemine yakından bakmak ve kurduğumuz bağları, algılarımızı ve ilişkilerimizi anlamlandırma konusunda bizlere yardımcı olmak açısından etkili bir yöntemdir. Kökteki sorunların bu ve benzeri yöntemlerle çözülmediği durumlarda üstüne inşa edilenleri sağlamlaştırmak da zorlaşacaktır. Bu sebeple, hayatla nasıl iletişim kurduğumuzu belirleyen bu bağlarda sorunlar varsa o sorunları gidermek için adımlar atmak ruh sağlığımızı, kendimizle ve çevremizle olan ilişkimizi iyileştirecektir.

Kaynakça;

https://www.butunpsikoloji.com

https://www.yasantipsikoloji.com

https://psikologmerkezi.com

https://www.psikologofisi.com